“YİYİN BEYLER YİYİN”…

Bir değil, beş değil, on değil, yirmi değil.

Abone Ol

Sayıları yüzlerin üstünde olan bazı il ve ilçe belediyelerine yolsuzluk, rüşvet, irtikap vs. için savcılıklar soruşturma açtılar.

Soruşturma açılan ve iddianame hazırlanan belediyelerin sayısı altı yüz civarında.

İddianamelere yansıyan suçlamalar gerçekten insanı şaşırtıyor.

Yüzlerce insan tutuklu.

Yüzlercesi gözaltına alındı.

On binlerce dolar para.

On binlerce Euro.

Milyarlarca Türk lirası paralar verilmiş, alınmış.

Poşet içinde gönderilmiş.

Milyonlarca lira para duvar üstüne bırakılmış oradan alınsın diye.

Elden verilmiş on binlikler.

Hesaplara havale edilmiş milyonlar.

Çantalarla gitmiş.

Kuryelerle gönderilmiş.

Baklava kutusu içinde verilmiş yerli yabancı paralar.

İddialar dudak uçuklatan cinsten.

Yalan deniyor.

İftira deniyor.

Suçlama deniyor.

Karalama deniyor.

Siyasi komplo deniyor.

Çekememezlik deniyor.

Deniyor da deniyor.

Suçu kabul eden birkaç kişi, o kadar.

Ve tabiki ayrı ayrı şehirlerdeki ayrı ayrı ilçelerdeki savcıların araştırma, sorgulama, itiraf ve şahitlerin konuşmaları doğrultusunda hazırladıkları iddianameler hep bu yönde.

Yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, irtikap ve dahası.

Yani milyonlarca para yenmiş.

Türk lirası yetmemiş Amerikan doları istenmiş.

Yetmemiş AB Euro’su istenmiş.

İstenmişte istenmiş.

Verilmiş te verilmiş.

Para istenen hiç kimse “Hayır” dememiş.

Tabiki işleri görülsün diye vermişler.

Projeleri çöpe gitmesin diye vermişler.

Yeniden seçilsinler diye vermişler.

Yani, vermişler de vermişler.

O paraları alanlarda yemişler de yemişler.

Bu yemek şekli bir masa da yemek yeme şeklinde de olmuş birlikte keyif ve alem yaparlarken de olmuş.

İtiraflar, görüntüler hep o yönde.

Bunların bu çok büyük miktarlardaki paraları yemeleri beni taaa bin dokuz yüz on ikilere götürdü.

Türk edebiyatının ünlü şairi Tevfik Fikret’in o yıllarda yazdığı Han ı Yağma şiiri aklıma geldi.

O şiirde Fikret, devletin, milletin parasını acımadan, haram, helal demeden şu veya bu şekilde yiyenler için bu şiiri yazmış.

O yıllar da bu yılları da görmüş, yazmış gibi.

Hadi gelin o şiiri hep beraber okuyalım:

HAN I YAĞMA

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
{ "vars": { "account": "G-2WKLC3DMKW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }