YARDIM İSTEMEK

Abone Ol

“Suda Yüzmeyi Öğrenmiş Ama “Tutunmayı” Hiç Görmemiş İnsanlar”

Bazı insanlar vardır; fırtınada bile tek başına yürürler. Omuzları ağırdır, adımları yavaştır ama kimseye dönüp “Biraz yükümü alır mısın?” demezler. Çünkü onların zihninde yardım, bir seçenek değildir. Tıpkı hiç görmediği bir yolu tarif edemeyen biri gibi…

***

Bu insanlar yardım istemez değillerdir; yardım istemek akıllarına gelmez. Çünkü yardım istemek onlar için hiç bilmedikleri bir yoldur. Çünkü onlar küçükken, ihtiyaçlarını dile getirdiklerinde kapılar açılmamıştır.

Bağlanma kuramı bize şunu söyler: Çocuk, ağladığında kucağa alınmıyorsa, zamanla ağlamayı değil; ihtiyaç duymamayı öğrenir. O çocuk büyür, güçlü görünür ama iç dünyasında şu cümle kazınmıştır:

***

“İhtiyaçlarımı dile getirsem de bir şey değişmez.”

Yardım istememek, işte bu yüzden bir kişilik özelliği değil; öğrenilmiş bir yalnızlıktır. Bazı insanlar “Ben hallederim” cümlesini bir zırh gibi taşır.

Bu cümle dışarıdan özgüven gibi görünür ama çoğu zaman geçmiş hayal kırıklıklarının dövülerek sertleştirilmiş halidir. Bir zamanlar yardım istemiş ve karşılık bulamamış olan zihin, tıpkı yanmış bir el gibi bir daha o ateşe yaklaşmaz.

***

Seligman’ın “öğrenilmiş çaresizlik” dediği şey tam olarak budur: Zihin, işe yaramayan davranışı repertuarından siler.Yardım istemek artık sadece zor değil; anlamsızdır.

Bu insanlar kendi ayakları üzerinde durmayı erdem sanırlar. Oysa bazen bu, erdem değil; mecburiyettir. Çünkü kontrolü bırakmak onlar için tehlikelidir.

***

Yardım istemek, direksiyonu başkasına vermek gibidir. Ve bir zamanlar direksiyon başkasındayken kaza yapmışlardır. Şema terapide buna “aşırı bağımsızlık” denir. Ama gerçekte bu, kimseye yaslanmamayı öğrenmiş bir sinir sistemidir. Bazı insanlar neye ihtiyaç duyduğunu bilemez.

***

Çünkü duygularına isim verilmemiştir. Aç olduğunu bilmeyen bir beden gibi, destek ihtiyacını tanımlayamayan bir ruhla yaşarlar. Aleksitimi dediğimiz bu durumda kişi yardım istemez; çünkü yardım gerektiren bir durum yaşadığını fark etmez.

***

Bu, pusulası olmayan bir gemi gibidir. Rüzgâr serttir ama kaptan nereye gittiğini bilmez. Yardım istemenin önündeki en güçlü engellerden bir diğeri ise utançtır. Utanç, “Ben eksiyim” diyen sessiz bir çığlık gibidir. Yardım istemek bu insanlar için bir kapı çalmak değil; yetersizliklerini ifşa etmek anlamına gelir.

Beyin bunu sosyal bir tehdit olarak algılar. Ve tehdit algılandığında, insan yaklaşmaz; kaçar. Bazı ailelerde görünmeyen bir kural vardır: “Kimseye yük olunmaz.”

Bu kural yazılı değildir ama herkes bilir. Çocuk, yardım isteyen bir yetişkin görmezse, yardım istemeyi öğrenemez. Tıpkı hiç müzik duymamış birinin şarkı söyleyememesi gibi…

***

Sonunda ne olur?

Bu insanlar herkesin yükünü taşır ama kendi yükünü kimseye göstermez. Herkese destek olur ama destek istemez. Ve zamanla içlerinde sessiz bir kırgınlık birikir.

Çünkü yardım istememek, insanı güçlü yapmaz; yalnız yapar. Yardım istemeyi bilmeyen insanlar, suda yüzmeyi öğrenmiş ama hiçbir zaman bir dala tutunmayı görmemiş olanlardır.

Belki de gerçek güç, tek başına yüzmek değil; bazen bir dala uzanabilmektir.

{ "vars": { "account": "G-2WKLC3DMKW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }