Mardin Kalesi eteğindeki 700 yıllık Muzafferiye Medresesi'nin kalıntıları üzerinde, 11 Mayıs 1892'de Mekteb-i Rüştiye olarak inşa edilen yapıda hizmet veren Mardin Olgunlaşma Enstitüsünde Anadolu'nun en eski sanatlarından biri olan taş işleme sanatı da yaşatılıyor.
Mardin Olgunlaşma Enstitüsü araştırma ekibinin kentteki taş evler, medreseler, camiler ve manastırlar gibi tarihi yapılardaki motiflerden esinlenerek hazırladığı tasarımlar, usta öğreticiler tarafından taş işleme atölyesinde tescilli Mardin taşına nakşediliyor.
"TAŞIN DANTEL GİBİ İŞLENMESİ ÇOK ÖNEMLİ"
Enstitü Müdürü Tuğba Mungan, AA muhabirine, Mardin ve Şırnak'ın kültürünü birçok yönüyle araştırdıklarını, analiz ettikten sonra tasarım ve üretimle geleceğe taşıdıklarını söyledi.
Özellikle unutulmaya yüz tutan el sanatları için birçok alanda çalışma yürüttüklerini belirten Mungan, tarihi şehrin en önemli değerlerinden coğrafi işaretli Mardin taşının işlenerek enstitü bünyesinde geleceğe taşınmasına katkı sunduklarını ifade etti.
Mungan, "Mardin taşı, sadece işlenen bir malzeme değil aynı zamanda kentin hafızası. Üzerindeki her motif geçmişten bir bilgiyi taşıyor, geçmişle gelecek arasında köprü kuruyor." dedi.
"Latifiye Camisi Motifleri Taşın Hafızasında Sanat Yolculuğu Projesi" kapsamında taşların üzerindeki motiflerin incelendiğini, tasarımı yapıldıktan sonra motiflerin tescilli Mardin taşına işlendiğini anlatan Mungan, enstitüde daha önce tek nahit taş ustasının bulunduğunu, usta sayısını artırmak için çalışma yürüttüklerini belirtti.
Mungan, "Şu an biri kadın iki ustamız oldu, üçüncü ustamızı yetiştiriyoruz. Yetiştirdiğimiz üçüncü usta da kadın. Amacımız, bu mirası korumak, geliştirmek ve geleceğe taşımak. Mardin'de taş işlemeciliği tüm binalarda var. Mardin taş işlemeciliğinin 7 bin yıllık tarihi bulunuyor. Mardin'deki taş işlemeciliğine bir kadın elinin değmesi çok kıymetlidir. Kadın ustamız, çok güzel ürünler hazırlıyor. Bu da bizim için çok kıymetli. Taş bir dantel gibi işlendiği için kadın ustalarımız da bu işi güzellikle ve kolaylıkla yapıyor. Taş, bizim için çok kıymetli, taşın dantel gibi işlenmesi de çok önemli." diye konuştu.
"MARDİN, MOTİF AÇISINDAN ÇOK ZENGİN BİR ŞEHİR"
Atölyede usta öğretici Hadra Tırpan (28) da Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun olduktan sonra Mardin Olgunlaşma Enstitüsünde çocukluk hayali olan taş işleme sanatıyla uğraştığını söyledi.
Taş işleme ustası Aydın Nas'tan eğitim aldıktan sonra yaklaşık 2 yıldır enstitüde taşa şekil verdiğini ifade eden Tırpan, şunları kaydetti:
"Taşlara motifler dantel dantel, nakış nakış işleniyor. Gördüğüm zaman hep gıpta ediyordum, 'Ne kadar güzel işlemişler' diye. Mardin nahit taşı, ilk çıktığında yumuşak, daha sonra sertleşiyor. Taşı nasıl işleyeceğinizi bilmek gerekiyor. Onun ayarını tutturabilmeniz lazım. Zaten ustalık burada devreye giriyor. Genelde etnik ve yöresel motifler işliyoruz çünkü motiflerin hikayesi var. Bir de dini sembolleri çok fazla işliyoruz. Burası dinler ve diller şehri. Burada farklı dine mensup kişiler bir arada kardeşçe yaşıyor. Her şeyden esinleniyoruz. Mardin, motif açısından çok zengin bir şehir. Çocukluğumda gördüğüm bu motifleri Mardin Olgunlaşma Enstitüsü sayesinde geleceğe aktarmak en büyük hayallerimden biriydi. Bu yüzden bunu hem gelecek nesillere aktarmak, kadın ustalar yetiştirmek ve onun devamlılığını sağlamak istiyorum."
Tarihi binaların restorasyonlarında, taş binaların yapımında el işçiliğinin çok önemli olduğuna dikkati çeken Tırpan, bu noktada kendilerine de yoğun teklifler geldiğini belirtti.
Tırpan, binaların restorasyonunda ya da yapıların düzenlenmesinde de görev aldığını dile getirerek, "Taşa ruh veriyorsunuz. Zor bir iş ama kadınlar her şeyi başarabilir." dedi.