"Vuracak"
"Yarın harekete geçecek"
"Bu hafta içinde vuracak"
"İki üç gün içinde harekat yapacak"
"Körfeze yığınak yaptı"
"Savaş gemileri bölgeye intikal etti"
"En büyük savaş gemisi geldi"
Haftalardır bunları duyduk.
Dün geceye kadar beklentiye girdik.
Vurdu, vuracak.
Geldi, gelecek.
Bombaladı, bombalayacak.
Dünya heyecanla beklemeye başladı.
"Amerika İran'ı bombalayacak"
"Savaş başlayacak"
"Bölge ateşe tutuşacak"
'Büyük savaş olur"
"Savaş yayılır"
Yok şöyle olur, yok böyle olur.
Öyle olmaz, böyle olur.
Dinliyoruz, gözlüyoruz.
Amerika'dan haberler alıyoruz.
Herşey hazırmış ABD için.
Pekiiii...
Ya İran ne alemde?
İran'ın eli ceviz toplamıyor ya.
Elbette onunda askeri gücü var.
Kendine göre silahları var.
Küçümsenemez bir savaşçı kabiliyeti var.
Öyle veya böyle bir askeri savunma planları var.
ABD tehdit savurdukça İran aynı şekilde cevap veriyor.
ABD saldırdığı anda İran büyük bir karşılık vererek bölgedeki ABD üslerine saldırır.
ABD bunu görünce daha da bir hınçla İran'ın her tarafını bombalar.
İran büyük tahribat yapacak olan bombalarını her istediği yere, üsse, gemilere, hava alanlarına bomba yağdırır.
ABD'ye İran'dan beklemediği bu karşılık gelince afallar.
Şaşırır.
Panikler.
Bocalar.
İsrail'in merkezine inen bombalar İsrail'i düzler.
Halkı ülkesini, İsrail'i terkeder.
İki üç gün sürmesi beklenen savaş uzar.
Uzadıkça Amerika halkı Trump'a büyük tepki verir.
Pentagon ve Sentkom planları altüst olur.
Savaş istenmeyen veya beklenmeyen bir şekilde uzadıkça hem Amerika hem İsrail kaynar.
Zaten Gazze katliamı ve soykırımı nedeniyle ABD ve İsrail'e tepki veren kendi halkları sokağa dökülür.
ABD'nin dünyadaki prestiji sarsılır.
Yenilmez sanılan sözde Süper güç ABD bölgeden çekilir.
Vietnam'dan kaçtığı gibi.
Afganistan'dan kaçtığı gibi.
Irak'tan kaçtığı gibi.
Suriye'den kaçtığı gibi.
Hürmüz boğazından ve bölgeden çekilir, kaçar.
Amerika yenilir.
İran yenilir.
İsrail kabuğuna çekilir.
Çekilir ama bu kez devreye Hamas ve Hizbullah girer.
İsrail beklemediği bu karşı taarruz karşısında bocalar.
ABD'den yardım ister ama nafile, ABD dönüp:
"Kendi başının çaresine bak, bana güvenme çünkü senin tahrik ve dolduruşuna geldik sana uyduk başımıza gelene bak" der ve diyecek.
İşte o zaman İslâm birliği harekete geçer.
Sonra ne mi olur?
Amik ovasında çok şeyler olur.
Ancak şurası da unutulmamalı ki bölge eğer bir savaşa girerse bizim içeride terör yanlıları, SDG-PKK hayranları Suriye'de ve içeride Mehmetçiğe karşı bir eylem yapma çılgınlığına girişirler mi?
Baksanıza, SDG yanlıları özerklik hayallerini dillendirmeye başladılar bile.
Savaş ABD ile İran arasında değil bölge üzerinde genişleyerek yayılma havası gösteriyor.
Yalnız TSK'nın gücünü kimse hafife almasın çünkü son pişmanlık fayda vermez.
Türkiye kazanırken batı çöker.
Bu arada TBMM gereğini yapar!
ABD ve İsrail kaybeder.
Çünkü "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavardır"
İspatı ise Çanakkale, işte orada.