SİZİNLE SOSYALLEŞMEK KOLAY MI?

Abone Ol

Herkes insanlardan şikâyetçi. Peki hiç düşündük mü; insanlar bizim yanımızda nasıl hissediyor? Belki mesele her zaman insanların vefasızlığı değildir. İnsan ilişkilerindeki bazı küçük davranışlarımız, farkında olmadan çevremizi bizden uzaklaştırabilir.

Son zamanlarda Instagram’da viral olan bir söz dolaşıyor: “Eğer bir insanın varlığı bulunduğu ortamı kolaylaştırıyorsa kalitelidir. Zorlaştırıyorsa kalitesizdir.”

***

Bu söz bana beşerî ilişkilerde çok önemsediğim bir şeyi hatırlatıyor: Bir insanın sosyal zarafeti, yalnızca nasıl göründüğüyle değil, başkalarına nasıl hissettirdiğiyle de ilgilidir. Çünkü zarafet yalnızca hangi çatalın kullanılacağını, nasıl oturulacağını, nasıl giyinileceğini bilmek değildir. İnsanın zarafeti, başkasına bıraktığı alandan da belli olur.

***

Konuştuğun kadar dinlemek… “Ben bunu istemiyorum” diyebildiğin kadar “Siz ne istersiniz?” diyebilmek… Kendi sınırlarını korurken başkasının sınırlarına da saygı göstermek… Her ortamda kendini kanıtlamak zorunda hissetmemek… Başkasının parladığı yerde ışığını söndürmeye çalışmamak… Kısacası, başkasını ezmeden var olabilmek.

***

Çok arkadaşınız olabilir. Her hafta bir davete gidebilir, kalabalık masalarda oturabilir, sürekli seyahat edebilirsiniz. Telefonunuz susmayabilir. Ama bunların hiçbiri tek başına sizi insan ilişkilerinde başarılı biri yapmaz. Çünkü sosyal olmakla sosyal beceri sahibi olmak aynı şey değildir. Benim bu konuda kendime ait çok basit bir ölçüm var: “Sosyallik, çevrende kaç kişi olduğu değil; insanların senin yanında ne kadar rahat olabildiğidir.”

***

Şimdi kendinizi bir düşünün… Sizinle tatile çıkmak kolay mı? Bir restoran seçmek küçük çaplı Birleşmiş Milletler zirvesine mi dönüşüyor? Hep sizin istediğiniz yere mi gidilecek? Sizin istemediğiniz bir şey yapılınca suratınız mı düşüyor? Bir masada başkalarını gerçekten dinliyor musunuz, yoksa konuşmak için onların susmasını mı bekliyorsunuz? Bir başkası ilgi gördüğünde onun adına sevinebiliyor musunuz? Bilmediğiniz bir konu konuşulduğunda merak edip dinliyor musunuz, yoksa sohbeti hemen kendi bildiğiniz yere mi çekiyorsunuz?

***

Bence insanın sosyal karakteri en güzel kalabalıkta ortaya çıkıyor. Birebirde son derece nazik, kültürlü, hatta entelektüel görünen biri bir grubun içine girdiğinde bambaşka birine dönüşebiliyor. Birden liderlik savaşı başlıyor. Programı o belirlesin. Mekânı o seçsin. Konu onun bildiği yerden açılsın. En çok o konuşsun. İnsanlar onun ruh hâline göre hareket etsin.

Sonra zaman geçiyor… Telefonlar azalıyor. Davetler seyrekleşiyor. Bir gün sosyal medyada arkadaşlarının onsuz buluştuğunu görüyor. Ve o meşhur cümle: “Ben bunlara ne yaptım?”

***

Belki hiçbir şey. En azından tek seferde anlatılabilecek büyük bir şey… Kimseye hakaret etmediniz, ihanet etmediniz, büyük bir kavga da çıkarmadınız. Ama belki yanınızda olmak zamanla yorucu hâle geldi. İnsan ilişkileri yalnızca büyük kötülüklerle bitmiyor. Bazen küçük rahatsızlıklar üst üste birikiyor ve insanlar bir gün kavga bile etmeden uzaklaşıyor. Çünkü insan ilişkilerinde sürekli bir tarafın diğerini idare etmesi sürdürülebilir değil.

***

Sağlıklı ilişkilerin anahtarı karşılıklılıktır. Bazen ben sana uyarım. Bazen sen bana. Bazen ben seni dinlerim. Bazen sen beni. Bazen senin istediğin restorana gideriz, bir dahaki sefere benimkine. Medeniyet dediğimiz şey biraz da bu zaten: Aynı dünyada birbirimize yer açabilmek. Bu yüzden benim zarafet anlayışımın en basit kurallarından biri şu: İnsanları yormamak da bir görgü kuralıdır.

***

Bugün yalnızlıktan çok söz ediyoruz. İnsanlardan kaçıyor, evlerimize çekiliyor, “Kimseyle uğraşamam” diyoruz. Oysa belki de çözüm insanlardan tamamen vazgeçmek değil. İnsanlarla yaşamanın inceliklerini yeniden öğrenmek.

{ "vars": { "account": "G-2WKLC3DMKW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }