Antalya’nın denizi kentin en büyük zenginliği. Milyonlarca turist bu kıyılara deniz için geliyor, binlerce insan geçimini doğrudan denizden sağlıyor. Otellerin, restoranların, sahil işletmelerinin ve turizmin tamamı bu maviliğin üzerine kurulmuş durumda. Hal böyleyken denizin üzerinde plastik görmek, kıyıya plastik parçalarının vurduğunu izlemek hepimizi rahatsız etmeli.
***
Burada yalnızca temizlik ekiplerinin daha fazla çalışmasını beklemek kolaycılık olur. Asıl mesele, denize ulaşan atığın kaynağında durdurulmasıdır. Karadan gelen plastikler için akarsuların takip edilmesi, gerekli noktalara bariyerlerin kurulması, işletmelerin daha sık denetlenmesi gerekiyor.
***
Denizden gelen atıklar için de tekneler, limanlar, yat limanları ve balıkçı barınakları daha sık kontrol edilmeli. Özellikle teknelerin atıklarını nasıl topladığı ve nereye teslim ettiği konusunda sıkı bir takip şart. Bu denizin temiz kalması için kim ne yapıyor, hangi adımlar atılıyor, hangi kurumlar birlikte çalışıyor, biraz da bunlara bakmak gerekiyor.
***
Bu noktada Antalya Valisi Hulusi Şahin’in çevre ve deniz temizliği konusunda yürüttüğü çalışmaları ayrıca değerlendirmek gerekiyor. Vali Şahin’in öncülüğünde hayata geçirilen Mavi Akdeniz İnisiyatifi, Antalya’nın denizini koruma meselesini birkaç günlük temizlik faaliyeti olmaktan çıkarıp daha geniş bir çalışma alanına taşıdı. Kamu kurumlarının, belediyelerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların aynı hedef etrafında buluşturulması bu açıdan kıymetli.
***
Üstelik bu çalışmalar yalnızca toplantı salonlarında kalmıyor. Antalya kıyılarında deniz temizliği, akarsularda bariyer uygulamaları, atık alım kapasitesinin artırılması, geri dönüşüm ve çevre bilinci gibi birçok başlık birlikte ele alınıyor. Mayıs ayında gerçekleştirilen çalışmada denizin yaklaşık 10 metre derinliğinden 500 metreden uzun bir hayalet ağın çıkarılması ve son iki yılda Antalya kıyılarında 10 kilometreden fazla hayalet ağ temizlenmiş olması da sahadaki çalışmanın somut örneklerinden biri.
***
Şimdi plastik kirliliği meselesiyle birlikte bu çalışmaların daha da hız kazanması gerekiyor. Çünkü Antalya’nın denizi, turizmin en büyük sermayelerinden biri. Bir otelin manzarası, bir restoranın müşterisi, bir balıkçının ekmeği ve bu şehrin dünya çapındaki turizm algısı aynı denize bakıyor. Bu nedenle denize atılan her plastik parçası aslında Antalya’nın geleceğine bırakılmış bir yük.
***
Vali Hulusi Şahin’in burada yaptığı en doğru işlerden biri, meseleyi kurumların kendi sınırları içerisinde yürüttüğü sıradan bir çalışma olmaktan çıkarıp ortak bir Antalya meselesi haline getirmesi. Nitekim Mavi Akdeniz İnisiyatifi kapsamında deniz kirliliğinin kaynağında önlenmesi, akarsulara bariyer kurulması, deniz temizleme ekipmanlarının güçlendirilmesi ve atık alım kapasitesinin artırılması gibi başlıklar birlikte yürütülüyor.
***
Şimdi beklenti daha da büyük. Antalya’nın kıyılarında görülen plastik kirliliğinin kaynağı bulunmalı, denize ulaşan yollar kapatılmalı ve denetimler sürekli hale getirilmeli. Deniz süpürgeleri artırılmalı, akarsular kontrol edilmeli, limanlar ve tekneler daha sık denetlenmeli. Vali Şahin’in başlattığı bu iradenin en önemli sınavı da burada verilecek. Çünkü Antalya’nın denizini bir gün temizlemek kolay. Asıl başarı, ertesi gün aynı plastiklerin yeniden kıyıya vurmasını engellemek.
***
Hulusi Şahin’in bu konuda gösterdiği iradenin hakkını teslim etmek gerekiyor. Antalya’nın denizine sahip çıkmak, bugün yapılan bir temizlik çalışmasından çok daha büyük bir mesele. Bu şehirde görev yapan herkesin ortak sorumluluğu olan bir mesele.
***
Ve açık söylemek gerekirse, Antalya’nın böyle bir sahiplenmeye ihtiyacı vardı. Şimdi yapılması gereken, Mavi Akdeniz İnisiyatifiyle başlayan bu kararlılığı daha da büyütmek ve Antalya’nın denizini gelecek nesillere temiz bırakmak.
Akdeniz bize emanet. Bu emaneti temiz bırakmak hepimizin görevi.