<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Lider Haber</title>
    <link>https://www.liderhaber.com.tr</link>
    <description>Haberler, son dakika haberleri, dünya haberleri, yerel haberler, güncel haberler, magazin haberleri, ekonomi haberleri, spor haberleri, gündem, politika, Lider Haber TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.liderhaber.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2026 17:48:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Harfiyen uyguladı: 131 kilodan 84 kiloya düştü! Kalp ameliyatından kurtuldu]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/harfiyen-uyguladi-131-kilodan-84-kiloya-dustu-kalp-ameliyatindan-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/harfiyen-uyguladi-131-kilodan-84-kiloya-dustu-kalp-ameliyatindan-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır'da yaşayan 31 yaşındaki Tuba Sayan, kalp ameliyatı öncesinde doktorlarının önerisiyle başladığı diyet programında 1,5 yılda 47 kilo verdi. 131 kilodan 84 kiloya düşen genç kadın, hem yaşam kalitesini artırdı hem de riskli görülen ameliyat sürecini ertelemeyi başardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır'da yaşayan 31 yaşındaki kadın, harfiyen uyguladığı diyet programıyla 131 kilodan geldiği 84 kilo ile hem kalp ameliyatı olmaktan hem de fazla kilolarından kurtuldu.</p>

<p>Tuba Sayan (31), kronik kalp rahatsızlığı nedeniyle 9 yıl önce kalp kapakçığından ameliyat oldu. Kalp hastalığı öyküsü olan Sayan, yıllar sonra kontrole giderken tekrar bir operasyon geçirmesi gerektiği, ancak 131 kiloda olduğu için riskli bulunup kilolarından kurtulduktan sonra bu ameliyatın gerçekleştirileceği iletildi.</p>

<p>Sayan, arkadaş tavsiyesi üzerine Memorial Diyarbakır Hastanesinde uzman diyetisyen İrem Akpolat ile görüştü. Akpolat, danışanına dengeli beslenme listesi çıkartıp 1,5 yıl boyunca takibini sürdürdü. Sayan, diyetisyeninin listesine harfiyen uyup bu süre zarfında 131 kilodan 84 kiloya düşerek hem yaşam konforunu kısıtlayan kilolarından kurtuldu, hem de gerek duyulmadıkça ameliyat olmasının önüne geçti.</p>

<p><img alt="Harfiyen Uyguladı 131 Kilodan 84 Kiloya Düştü! Kalp Ameliyatından Kurtuldu (1)" class="detail-photo img-fluid" height="420" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/06/harfiyen-uyguladi-131-kilodan-84-kiloya-dustu-kalp-ameliyatindan-kurtuldu-1.png" width="715" /></p>

<p>Uzman diyetisyen İrem Akpolat, beslenme tedavisinin çok güçlü bir tedavi yöntemi olduğunu, bu süreçte amaçlarının sadece tartıdaki rakamları düşürmek değil, kalp sağlığını iyileştirmek, yaşam kalitesini artırmak ve hastalık risklerini azaltmak olduğunu açıkladı. Hastasının gösterdiği kararlılık sayesinde 47 kilogramdan kurtulduğunu ve bu sonucun kalp sağlığı açısından çok önemli kazanımlar sağladığına dikkat çeken diyetisyen Akpolat, "Bizler biliyoruz ki, sürdürülebilir hedef için temel taş her zaman beslenme tedavisidir. Beslenme alışkanlıkları değişmediği sürece hiçbir yöntem tek başına uzun vadede çözüm sunamaz. Sağlıklı yaşamın temelinde de doğru beslenme eğitimi, bireye özgü planlama yer alır" dedi.</p>

<p>Akpolat, hastasının kronik hastalıklara sahip bir hasta olduğuna değinerek, "Özelikle kalp yoğunlukta kronik hastalığa sahipti. Bundan dolayı da yaklaşık 1,5 yıla aşkın bir sürede düzenli diyet tedavi süreciyle beraber bu süreci çok güzel yönettik. Hastamızda direnç göstermedi. Kararlılık ve azimle ilerledi. Bu sayede 47 kilogram gibi güzel bir başarı elde ettik. Ne bir cerrahi işleme ihtiyaç duyuldu, ne de destek bir ilaç tedavisine ihtiyaç duyuldu" diye konuştu.</p>

<p>Tuba Sayan ise 9 sene önce bir kere kalp kapak ameliyatı olduğunu, hastaneye kontrol için gittiğinde yeni bir ameliyat gerektiğini öğrendiğini ifade etti. Kilosunun çok fazla olduğunu dile getiren Sayan, "Kilo verip sonra ameliyata karar kıldık. Bir de doktorum kilo verirsen kapanma ihtimali olabilir, ameliyatı erteleyebiliriz dedi. Arkadaşımın tavsiyesiyle İrem hocaya geldim. Çok şükür, çok güzel kilolarımı verdim. 131 kilodan, en son 84 kiloya düştüm" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"OTURUP KALKARKEN NEFESİM KESİLİYORKEN, ŞU AN BAZEN KOŞARKEN BİLE KESİLMİYOR"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kullandığı ilaçtan dolayı her şey tüketemediğini aktaran Sayan, "Bana verdiği liste vardı. K vitamini olan şeyler tüketemiyordum. Hocam onları dengeledi. Ona göre listeler çıkardı. Onları evde uygulayarak yaptık. Hiçbir iğne, ilaç, ameliyat bana yapılamıyor. Doktordan habersiz ağrı kesici bile kullanamıyorum. Sadece diyet ve su tüketerek. Yeme içme saatlerime dikkat ettim. Sanki saati gelince iftarımı açıyorum, saatim gelmeyinceye kadar oruçluymuş gibi yaptım. Saati saatine yemek, onun dışında sadece su. O acil ameliyat kısmından çıktık. Sadece bekliyoruz. Doktorum durum kötüleşirse o zaman ameliyat edeceğini söyledi. Evin içinde oturup kalkarken nefesim kesiliyorken, şu an bazen koşarken bile kesilmiyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/harfiyen-uyguladi-131-kilodan-84-kiloya-dustu-kalp-ameliyatindan-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/06/harfiyen-uyguladi-131-kilodan-84-kiloya-dustu-kalp-ameliyatindan-kurtuldu.png" type="image/jpeg" length="57423"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK 32 ilacı daha geri ödeme listesine aldı]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/sgk-32-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/sgk-32-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla 32 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Işıkhan, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Sosyal Güvenlik Kurumumuz aracılığıyla 32 ilacı daha geri ödeme listesine aldık. 21'i yerli üretim olan ilaçlar ile sağlıkta yerli ve milli kapasitemizi güçlendiriyor, vatandaşlarımızın tedavi imkanlarına ulaşmasını kolaylaştırıyoruz. İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni ediyor, vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür diliyorum."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/sgk-32-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2024/05/sgk-3.png" type="image/jpeg" length="90052"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[El Nino etkisiyle sıcaklıklar artacak: Uzmanlardan kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/el-nino-etkisiyle-sicakliklar-artacak-uzmanlardan-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/el-nino-etkisiyle-sicakliklar-artacak-uzmanlardan-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yasemin Turgut Sezgin, El Nino etkisiyle bu yaz sıcaklıkların 40 derecenin üzerine çıkabileceğini belirterek özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan vatandaşları uyardı. Sezgin, sıcak çarpmasına karşı alınması gereken önlemleri ve riskli saatleri açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yasemin Turgut Sezgin, yaz aylarında etkisini artırması beklenen aşırı sıcakların özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirterek vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.</p>

<p>Küresel hava sistemlerini etkileyen ve Pasifik Okyanusu'ndaki yüzey sularının ısınmasıyla ortaya çıkan El Nino'nun bu yaz etkisini daha yoğun hissettirmesinin beklendiğini ifade eden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Turgut Sezgin, meteoroloji uzmanlarının Türkiye genelinde sıcaklıkların 40 derecenin üzerine çıkabileceği yönündeki değerlendirmelerine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşırı sıcakların yalnızca yorgunluk hissine neden olmadığını vurgulayan Sezgin, "Bu dönemde özellikle üst ve alt solunum yolu hastalıkları tetiklenebilir. Kronik hastalarımız ve bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş çocuklarımız için El Nino sıcakları ciddi bir risk faktörüdür. Güneşin etkisinin en yoğun olduğu saatlerde hayati riskler yaşanabilmektedir. Günün en sıcak saatleri olan 10.00 ile 16.00 arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamalıdır" dedi.</p>

<p><strong>"AÇIK RENKLİ VE PAMUKLU KIYAFETLER TERCİH EDİLMELİ"</strong></p>

<p>Sıcak havalarda alınması gereken önlemlere değinen Sezgin, güneş ışınlarını yansıtan, hava geçiren açık renkli ve pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Sentetik kumaşlardan kaçınılmasını öneren Sezgin, dışarı çıkılması gereken durumlarda geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü ve güneş kremi kullanımının önem taşıdığını belirtti. Çocukların aşırı kalın giydirilmemesi ve terlemelerinin önlenmesinin de sıcak çarpmasına karşı koruyucu olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>"SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU TÜKETİN"</strong></p>

<p>Yaşlı bireylerde susuzluk hissinin azalabileceğine dikkat çeken Sezgin, "Yaşlılarımız susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su tüketmelidir. Beslenmede ağır, yağlı ve kızartma türü yiyeceklerden uzak durulmalı, meyve, sebze, ayran ve soğuk çorbalar gibi ferahlatıcı gıdalar tercih edilmelidir. Günün en sıcak saatlerinde klimalı veya iyi havalandırılan serin alanlarda bulunulmalı, ılık duş alınarak vücut ısısı dengelenmelidir" diye konuştu.</p>

<p>Park halindeki araçların çok kısa sürede aşırı ısındığını da hatırlatan Sezgin, çocuklar ve yaşlıların hiçbir şartta araç içerisinde yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>SICAK ÇARPMASINA KARŞI UYARDI</strong></p>

<p>Sıcak çarpmasının baş dönmesi, mide bulantısı ve yoğun halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini ifade eden Sezgin, "Bu durumda kişi hemen serin ve gölge bir alana alınmalı, üzerindeki fazla giysiler çıkarılmalı ve ılık suyla vücudu serinletilmelidir. Ardından vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması hayati önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/el-nino-etkisiyle-sicakliklar-artacak-uzmanlardan-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/04/el-nino-sicaklari-ne-zaman-baslayacak.jpg" type="image/jpeg" length="75303"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: 10 milyonun üstünde insana 513 ton kilo kaybettirdik]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/bakan-memisoglu-10-milyonun-ustunde-insana-513-ton-kilo-kaybettirdik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/bakan-memisoglu-10-milyonun-ustunde-insana-513-ton-kilo-kaybettirdik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Geçen sene 10 milyonun üstünde insana 513 ton kilo kaybettirdik. Onlara sağlık kazandırdık, daha da kazandırmaya çalışıyoruz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda fiziksel aktivite farkındalığının artırılması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve bireylerin hareket kapasitesinin değerlendirilmesi amacıyla Türkiye genelinde hayata geçirilecek "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" Kampanyası'nın tanıtımı, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun katılımıyla Başkent Millet Bahçesi'nde gerçekleştirildi. Etkinlik, Kemal Memişoğlu'nu alana girişte karşılayan seymenlerin gösterisiyle başladı. Seymenlerin gösterisini seyreden Bakan Memişoğlu, ardından seymenlerle beraber misket oynadı.</p>

<p>Bakan Memişoğlu yaptığı konuşmada, "Esasında buraya gelmeden seymenlerle hareketimize başlamıştık. Ama biliyorsunuz Türkiye'de sağlıkla ilgili müthiş bir hizmet veriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekten Türkiye son 24 senesinde dünyaya örnek olacak sağlık hizmeti veriyor. Bizler bu sağlık hizmetinin yanında esasında sağlık kültürü oluşturup, insanların hastalanmadan bedenini korumayı, sağlığını koruma kültürünü geliştirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. O nedenle de koruyan sağlık sisteminde ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' diyoruz" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"1.5 MİLYON İNSANIMIZLA HEM TEDAVİDE HEM KORUYUCULUKTA SAĞLIK HİZMETİ VERİYORUZ"</strong></p>

<p>En büyük hedeflerinin sağlıklı bir toplum ve sağlık bir beden olduğunu vurgulayan Memişoğlu, "Bugün sağlığınızı kaybettiğiniz zaman mutlu olma şansınız yok, onun için herkesin sağlıklı kalmak için çaba harcamasını istiyoruz. Biliyorsunuz esasında Türkiye, temel sağlık hizmetleri dediğimiz Aile Hekimliğiyle, Toplum Sağlığı Merkezleriyle, Sağlıklı Hayat Merkezleriyle büyük bir sağlık ordusuna sahip. 1.5 milyon insanımızla hem tedavide hem koruyuculukta sağlık hizmeti veriyoruz, ama bizim önceliğimiz insanların sağlıklı olması ve sağlıklı kalması. Bunun için de en önemli işimiz ve risklerimizden en önemlisi yoğun hareketsizlik ve bağımlılık" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"GEÇEN SENE 10 MİLYONUN ÜSTÜNDE İNSANA 513 TON KİLO KAYBETTİRDİK"</strong></p>

<p>‘Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Kal' mottosuyla insanların hareketli olmasını isteyen Memişoğlu, "Sağlık Bakanlığı olarak hem sağlığın kültürünü oluşturmaya, hem de farkındalık oluşturmak için geçen sene biliyorsunuz ‘Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa' mottosuyla yaklaşık 10 milyon insanımıza meydanlarda, kalabalık yerlerde, alışveriş merkezlerinde kilolarını, boylarını ölçtük ve esasında bunu insanların farkında olsun diye, kilosuyla alakalı sıkıntıyı göstermek için de yaptık. Normalde sağlık sistemlerimizde kilo-boyu ölçüyoruz ama istiyoruz ki bizimle beraber sağlıklı kalmayı ve sağlık sistemini sadece tedavi, hastalık için değil sağlıklı kalmak için de kullansınlar. 10 milyonun üzerinde insanı boy-kilo ölçtük ve bunları Sağlık Hayat Merkezlerine, diyetisyenlerimize yönlendirerek geçen sene tam bu 10 milyonun üstünde insana 513 ton kilo kaybettirdik. Onlara sağlık kazandırdık, daha da kazandırmaya çalışıyoruz. Aynı şekilde sigara, aynı şekilde bağımlılıkla ilgili toplumumuzun beraber bu başarıyı göstermesini istiyoruz. Sadece yemekle diyetisyenle değil fizyoterapistlerle, sporla, egzersizle bedenlerini korumasını istiyoruz. Bakın Ankara'nın güzel bir havasında bizler geldik kravatımızı çıkardık, takım elbiselerimizi çıkardık, evimize gitmeden önce spor yapacağız, egzersiz yapacağız. Böylece kalp hastalığından, eklem hastalığından, tansiyondan, her türlü hastalıkla ilgili her türlü riskten uzaklaşacağız" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"NÜFUS CÜZDANINIZDA HANGİ YAŞ YAZARSA YAZSIN BEDENİNİZİN, KASLARINIZIN YAŞI ÖNEMLİDİR"</strong></p>

<p>Vatandaşlardan bedenlerini ve sağlıklarını korumalarını, hareket yapma ve sağlıklı kalma alışkanlığı kazanmalarını isteyen Memişoğlu, şunları kaydetti:</p>

<p>"Türkiye'de 348 tane Sağlıklı Hayat Merkezi var. Bunlarda fizyoterapistimizden diyetisyenimize, çocuk gelişimcisinden gebe okullarına kadar, kanser taramalarına kadar her türlü 17 tane hizmeti ücretsiz verebiliyoruz. Bunlardan MHRS üzerinden randevu alabildiğiniz gibi aile hekimlerinizi ya da hastaneleriniz buralardan randevu alabilir halde. Lütfen beraber kilolarımızı verelim, hareketli olalım, sağlıklı kalalım. Bunu özellikle toplumumuzla beraber yapmak istiyoruz. Biz sizleri sağlık ocaklarında, Aile Sağlık Merkezlerinde, hastanelerde beklemeyeceğiz. Biz sizlerle beraber bu kiloyu vermenizi, hareketli kalmanızı, aynı zamanda mobil sigara bırakma polikliniklerini oluşturduk. Tansiyonunuzu, kilonuzu ölçeceğiz. İnsanlarımızı arıyoruz kanser taraması yapıyoruz. Geçen sene 7.7 milyon insanımızı aradık. Yaklaşık 28 binin üzerinde insana daha kanser kliniği oluşmadan, geç kalmadan, kanserli olarak hayatlarını sürmeden erken safhada kanserlerini yakaladık ve tedavi ettirdik. Kanserden korkma, geç kalmaktan kork diyoruz işte onun için. Ben toplumumda şunu istiyorum, biz 1 ay sahada olacağız, insanların hareket yaşını öğreneceğiz. Nüfus cüzdanınızda hangi yaş yazarsa yazsın bedeninizin, kaslarınızın yaşı önemlidir. Ve siz bu yaşı genç tutmak için hareketli olmak zorundasınız hareket yapmak zorundasınız."</p>

<p>Bakan Memişoğlu, konuşmasının ardından alanda vatandaşların koruyucu sağlık hizmetleri hakkında bilgi alabilmeleri amacıyla oluşturulan Aile Hekimliği ve HYP Tanıtım Standı, Sağlıklı Hayat Merkezi Tanıtım Standı, Tütünle Mücadele Standı, Sağlıklı Beslenme Standı, Fiziksel Aktivite Standı, Ruh Sağlığı Standı, Organ Bağışı Standı, Ağız ve Diş Sağlığı Standı, Kanser Bilgilendirme Standı, Bulaşıcı Hastalıklar ve Aşı Standı,112 Acil Sağlık Hizmetleri ve UMKE Standı'nın yer aldığı ‘Sağlık Sokağı'nı ziyaret etti. Sağlık çalışanları ve vatandaşlarla sohbet eden Memişoğlu, ziyaretin ardından bisiklet sürdü. Bisiklet sürmesinin akabinde bir süre basketbol oynayan Bakan Memişoğlu, basketbol oynamasının ardından vatandaşlarla fotoğraf çektirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/bakan-memisoglu-10-milyonun-ustunde-insana-513-ton-kilo-kaybettirdik</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/11/bakan-memisoglu-e-nabizdan-organlarini-bagisladi.jpg" type="image/jpeg" length="77967"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Otostopla bindiği araçta dehşeti yaşadı: Bileği koptu, doktoru sayesinde hayattan kopmadı]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/otostopla-bindigi-aracta-dehseti-yasadi-bilegi-koptu-doktoru-sayesinde-hayattan-kopmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/otostopla-bindigi-aracta-dehseti-yasadi-bilegi-koptu-doktoru-sayesinde-hayattan-kopmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2017 yılında Fethiye'de geçirdiği trafik kazasında kopan sol el bileğinin başarılı bir operasyonla yerine dikilmesinin ardından İstanbul'da barmenlik yapan Yücel Sarman, kendisini ameliyat eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nazım Karalezli ile bir araya geldi. Yücel Sarman, tamamen kopan el bileğine rağmen günlük yaşamındaki işlerde ve mesleğini yaparken hiç zorluk çekmediğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da barmenlik yapan Sarman, kaza günü yaşadıklarını anlatırken, arkadaşlarıyla birlikte yağmurlu havada Ölüdeniz yolunda otostop çektiklerini, bindikleri aracın kontrolden çıktığını ifade etti.</p>

<p>Kaza sonrası sol el bileğinin tamamen koptuğunu ifade eden Sarman, "Arkadaşlarım kapıyı açtığında elim bileğimden itibaren yoktu. Elimi yaklaşık 8 metre ileride bulmuşlar. Ben o anları hatırlamıyorum. Sonrasında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldüm. Yaklaşık 8 saat süren ameliyatla elim yerine dikildi" dedi.</p>

<p><strong>KOPAN SOL EL KAZA YERİNDEN 8 METRE İLERİDE BULUNDU</strong></p>

<p>"Yağmurlu bir havada dolmuş olmayınca arkadaşlarımla beraber otostop çektik. Ölüdeniz yokuşunun tepesinden Hisarönü tarafından. Bir tane araca bindik. Araç sonrasında aşağı doğru giderken hızlanmaya başladı. 60, 70, 80. Biz uyardık beyefendiyi. Bir şey olmaz ben buraları biliyorum dedi. En son ibre 120'yi görünce bariyerleri dönemedi, bariyerlere çarptık. Sonra oradan kayaya, sonra bariyer derken böyle yuvarlak bir şekilde. Arkadaşlarım çıkmış dışarıya. Hiç kimsede bir şey yok. Şoförde bir şey yok. Sonra benim ön kapımı açıyorlar. Benim bileğim yok. Kan fışkırıyor yukarıya. Sonra sekiz metre ileride elimi buluyorlar" dedi.</p>

<p><img alt="Otostopla Bindiği Araçta Dehşeti Yaşadı Bileği Koptu, Doktoru Sayesinde Hayattan Kopmadı (2)" class="detail-photo img-fluid" height="420" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/06/otostopla-bindigi-aracta-dehseti-yasadi-bilegi-koptu-doktoru-sayesinde-hayattan-kopmadi-2.png" width="715" /></p>

<p><strong>KOPAN EL, BAŞKA BİR AMBULANS İLE HASTANEYE TAŞINDI</strong></p>

<p>Kaza sonrası bilekten kopan sol elinin başka bir ambulans ile hastaneye getirildiğini arkadaşlarından öğrendiğini belirten Sarman, "Bunların hiçbirini ben hatırlamıyorum, arkadaşlarım anlatıyor. Elim başka ambulansla peşimden gelmiş zaten. Sonrasında Muğla Eğitim Araştırma Hastanesine getiriyorlar beni. Elimi dikmişler. 8 saat sürmüş sanırım ameliyat" dedi.</p>

<p><strong>GÜNLÜK YAŞAMINDA ZORLUK YAŞAMIYOR</strong></p>

<p>Ameliyat sonrası "Yaklaşık bir 5-6 aylık fizyoterapi süreci geçirdim. Ondan sonra sağ olsun doktorumun kontrolleriyle beraber, fizyoterapistin katkıları ile şu an elimi güzel bir şekilde kullanıyorum. Tam olarak net bir şekilde kullanabiliyorum diyebilirim. Sorun yaşadığımda yazıyordum zaten Nazım hocama. Önemli bir sorun çıkmadı. Hem bir selam vereyim tekrardan hocama diye bir ziyarete ve kontrole geldim. İyi şu an" dedi.</p>

<p><strong>"EL BİLEĞİNDE ÜÇ KEMİK YOK"</strong></p>

<p>Yücel Sarman'ın kopan bileğini 8 saatlik bir operasyon sonrası yerine diken Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nazım Karalezli, "Yücel ilk hastaneyle geldiğinde eli yoktu, el daha sonradan geldi. Kontrol ettiğimizde kopan elin dikiş için uygun olduğunu gördük. Zaten yaşı da çok gençti. Uzun bir ameliyat sonunda kopan elini tüm yapıları ile tamir ettik. Sonucumuz gayet iyi. El bilek hareketlerinde biraz sıkıntısı var. Onun da nedeni bariyer keserken üç kemiğini de yarıp kesmiş. O yüzden el bileğindeki üç kemiği yok. Buna rağmen el bilek hareketleri de hiç fena değil" dedi.</p>

<p><img alt="Otostopla Bindiği Araçta Dehşeti Yaşadı Bileği Koptu, Doktoru Sayesinde Hayattan Kopmadı (1)" class="detail-photo img-fluid" height="420" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/06/otostopla-bindigi-aracta-dehseti-yasadi-bilegi-koptu-doktoru-sayesinde-hayattan-kopmadi-1.png" width="715" /></p>

<p><strong>"PARMAK KASLARINI TEK TEK DİKTİK"</strong></p>

<p>"Yücel Sarman'ın kopan bileğinde parmaklara giden tendonlarını tek tek diktik. Bazen tendonları birleştirip de dikebiliyoruz, özellikle fleksor tendonları. Ama öyle olunca hastalar parmaklarını tek tek kolaylıkla hareket ettiremiyor. Dediğimi gibi Yücel'in tüm tendonlarını tek tek diktik. O biraz ameliyat süresini uzatıyor ama fonksiyonel olarak çok daha iyi sonuçlar oluyor. Şu anda 10 sene kontrolü gibi oldu. Geçenlerde bir konuşmuştuk Yücel ile. Kontrole geldi, hem de ziyaretimize geldi"</p>

<p><strong>"RİSKLİ BİR AMELİYATTI"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Replantasyon (kopan bir uzvu tekrar yerine dikmek) başlı başına riskli bir ameliyattır. Dokunun tutmama ihtimali çok güçlüdür. Her şey olabilir. Enfeksiyon ihtimali vardır. Tüm dokuların özellikle tendonların yapışma ihtimali vardır. Sinirlerin iyileşmeme ihtimali her zaman güçlüdür. Replantasyon ameliyatında olmayan bir dokuyu, yerinden kopan bir dokuyu tüm yapıları ile tekrar yerine koyuyorsunuz. Tek parmak, tek tendon kesisinde bile yapışıklıklar olabiliyor. Burada ele giden bütün sinirleri, bütün tendonları ve kemikleri tamir ettik. Başlı başına riskli bir ameliyat. Her zaman yüz güldürücü sonuçlar olmayabilir. Ama Yücel'in ameliyatında şükürler olsun ki sonucumuz gayet iyi oldu. Replantasyon ameliyatı bizim yaptığımız en zor ameliyatlardan birisidir, Bu tür ameliyatları bazı hastanelerde birkaç ekip yapabilir. Damarları kalp damar cerrahları, sinirleri beyin cerrahları, tendonları ortopedi veya plastik cerrahlar tamir eder. Bu ameliyatta tüm yapıları biz kendimiz tamir ettik. Bu nedenle sonucu beni de tatmin eden bir cerrahi operasyon oldu. Hastamız Yücel ve kendi adıma çok mutluyum" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/otostopla-bindigi-aracta-dehseti-yasadi-bilegi-koptu-doktoru-sayesinde-hayattan-kopmadi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/06/otostopla-bindigi-aracta-dehseti-yasadi-bilegi-koptu-doktoru-sayesinde-hayattan-kopmadi.png" type="image/jpeg" length="64532"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman açıkladı: Hem kilo aldırıyor hem hastalıklara davetiye çıkarıyor]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzman-acikladi-hem-kilo-aldiriyor-hem-hastaliklara-davetiye-cikariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzman-acikladi-hem-kilo-aldiriyor-hem-hastaliklara-davetiye-cikariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, yaz aylarında su yerine çay ve kahve tüketmenin ciddi bir hata olduğunu belirterek, yetersiz su tüketimi, ağır yemekler ve kontrolsüz meyve tüketiminin hem kilo kontrolünü zorlaştırdığını hem de sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, yaz aylarında su yerine çay ve kahve tüketilip sıvı ihtiyacının karşıladığını düşünmenin yanlış bir alışkanlık olduğunu anlatarak, "Yeterli su tüketilmemesi, ağır yemeklerin tercih edilmesi, kontrolsüz meyve tüketimi ve yanlış içecek seçimleri hem kilo kontrolünü zorlaştırır hem de çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir" dedi.</p>

<p>Havaların ısınmasıyla birlikte besin zehirlenmeleri arttı. Sıcak yaz günlerinde su yerine çay veya kahve tüketimi de vücudu olumsuz etkiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>"SU YERİNE ÇAY VE KAHVE TÜKETMEK SIVI İHTİYACINI ARTIRABİLİYOR"</strong></p>

<p>Yaz aylarında terlemeyle birlikte vücudun daha fazla sıvı ve elektrolit kaybettiğini ifade eden Gündüz, "Artan sıcakların etkisiyle vücudun su ihtiyacı yükseliyor. Kaybedilen sıvının yerine konulması için düzenli su tüketimi büyük önem taşıyor. Bireylerin yaptığı en büyük hatalardan biri ise su yerine çay ve kahve tüketmek. Çay ve kahve suyun yerini tutmaz. Aksine vücudun sıvı ihtiyacını daha da artırabilir" diye konuştu.</p>

<p><strong>"AĞIR YEMEKLER YERİNE HAFİF ALTERNATİFLER TERCİH EDİLMELİ"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz aylarında beslenme alışkanlıklarının da mevsime uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini belirten Gündüz, "Kızartma ve kavurma gibi ağır yemekler yerine zeytinyağlı sebze yemekleri, soğuk çorbalar ve tahıllı salatalar tercih edilmeli. Sıcak havalarda tüketilen ağır yemekler sindirim sistemi üzerinde yük oluştururken, bazı kardiyovasküler sorunların da tetiklenmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"KARPUZ VE KAVUNDA PORSİYON KONTROLÜ ŞART"</strong></p>

<p>Yaz meyvelerinin vitamin ve mineral açısından değerli olduğunu ancak porsiyon kontrolünün unutulmaması gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Çisem Gündüz, "İncir, üzüm, kavun ve karpuz yaz aylarının vazgeçilmez meyveleri arasında yer alıyor. Ancak bu meyvelerin glisemik indeksleri yüksektir. Özellikle diyabet hastalarının tüketim miktarlarına dikkat etmesi gerekir. Sağlıklı bireylerde günlük meyve tüketimi kadınlarda ortalama iki, erkeklerde ise üç porsiyonu geçmemelidir" dedi.</p>

<p><strong>"YAZIN BESİN ZEHİRLENMELERİ DAHA SIK GÖRÜLÜYOR"</strong></p>

<p>Yüksek sıcaklıkların gıda güvenliği açısından da risk oluşturduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, daha sonra şunları söyledi:</p>

<p>"Et, tavuk, balık, yumurta ve süt gibi çabuk bozulan besinlerin açıkta bekletilmesi ciddi besin zehirlenmelerine yol açabilir. Yaz aylarında özellikle dışarıda tüketilen yiyeceklerde saklama şartlarına dikkat edilmeli. Sıcak havalarda serinlemek amacıyla asitli ve şekerli içeceklere yönelmekte sakıncalı. Bu tür içecekler hem gereksiz kalori alımına neden oluyor hem de sindirim sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Bunun yerine soğutulmuş bitki çayları, maden suyu ve su bazlı içecekler tercih edilebilir. Böylece hem sıvı hem de elektrolit dengesi daha sağlıklı şekilde korunabilir."</p>

<p>Öte yandan, Gündüz, yaz aylarında sağlıklı kalmanın temelinde yeterli su tüketimi, hafif beslenme, porsiyon kontrolü ve güvenli gıda tüketiminin yer aldığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzman-acikladi-hem-kilo-aldiriyor-hem-hastaliklara-davetiye-cikariyor</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/06/cay-kahve.png" type="image/jpeg" length="70142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne adayları için altın değerinde bilgiler]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/anne-adaylari-icin-altin-degerinde-bilgiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/anne-adaylari-icin-altin-degerinde-bilgiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anne adaylarının gebelik sürecinde en sık sorduğu sorular arasında "İlaç kullanabilir miyim?", "MR çektirebilir miyim?", "Diş tedavisi yaptırabilir miyim?" ve "Ameliyat olmam gerekirse ne olur?" başlıkları öne çıkıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak Op. Dr. Aysen Özcan, gebelikte kulaktan dolma bilgiler yerine hekim önerilerine göre hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik sürecinde anne adaylarının en çok sorduğu soruların başında ilaç kullanımı, görüntüleme yöntemleri, diş tedavileri ve acil ameliyatlar geliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aysen Özcan, gebelikte doğru bilgiye ulaşmanın hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong>KRONİK HASTALIK İLAÇLARI İHMAL EDİLMEMELİ</strong></p>

<p>Gebelikte takviye edici vitamin ve minerallerin yaygın şekilde kullanıldığını belirten Op. Dr. Özcan, kronik hastalığı olan gebelerin ilaçlarını ihmal etmemeleri önemli olduğunu vurguladı. "Tiroid hastalıkları, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve hipertansiyon ilaçları mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalı" diyen Özcan, bu tedavilerin sağlıklı gebelik süreci için önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>GEBELİKTE MR ÇEKİMİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anne adaylarının görüntüleme yöntemlerinden gereksiz yere korkmaması gerektiğini belirten Dr. Özcan, "MR, ses dalgaları temelli çalışan güvenli bir yöntemdir ve gerekli durumlarda gebelikte çekilebilir" dedi. Röntgenin ise yalnızca zorunlu hallerde ve karın bölgesi özel koruyucu plaklarla korunarak çekilebildiğini belirten Dr. Özcan, tomografinin ise yüksek radyasyon nedeniyle mümkün oldukça tercih edilmediğini söyledi.</p>

<p><img alt="Op. Dr. Aysen Özcan," class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/06/op-dr-aysen-ozcan.jpg" width="999" /></p>

<p><strong>DİŞ TEDAVİSİ ERTELENMEMELİ</strong></p>

<p>Gebelikte diş sağlığının ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Özcan, çürük dişlerin enfeksiyon kaynağı olabileceğini vurguladı. "Dolgu, kanal tedavisi ve gerekirse diş çekimi yapılabilir. Uygun hastalarda lokal anestezi ile diş tedavisi güvenle uygulanabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>ACİL DURUMLARDA GENEL ANESTEZİ VE AMELİYAT MÜMKÜN</strong></p>

<p>Gebelikte bazı acil durumlarda ameliyat gerekebileceğini söyleyen Dr. Özcan, "Apandisit, safra kesesi, böbrek taşı ya da hemoroid gibi durumlarda anne adayları genel anestezi alabilir ve ameliyat olabilir" dedi. Bu işlemlerin bebekte sakatlığa neden olmadığını belirten Dr. Özcan, en önemli konunun erken doğum riskine karşı önlem almak olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>SİGARA KONUSUNDA ÖNEMLİ UYARI</strong></p>

<p>Sigara konusunda toplumda yanlış inanışlar bulunduğunu vurgulayan Dr. Özcan, "Gebelikte üç tane sigara içilebilir diye bir şey yok. Sigara hiç içilmemeli" dedi. Anne adaylarının yalnızca sigara içmemesi değil, sigara içilen kapalı ortamlarda da bulunmaması gerektiğini ifade eden Dr. Özcan, pasif içiciliğin de bebek sağlığını olumsuz etkileyebileceğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/anne-adaylari-icin-altin-degerinde-bilgiler</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/07/hamilelik-surecinde-yaygin-hatalar-ve-dogrulari.png" type="image/jpeg" length="76437"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obez bireylerin oranı yüzde 21,8 oldu]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/obez-bireylerin-orani-yuzde-218-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/obez-bireylerin-orani-yuzde-218-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kütle indeksi incelendiğinde; 15 yaş ve üzeri obez bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken, 2025 yılında yüzde 21,8 oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması’nın sonuçlarını paylaştı. Buna göre, boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kütle indeksi incelendiğinde; 15 yaş ve üzeri obez bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken, 2025 yılında yüzde 21,8 oldu. Cinsiyet ayrımında bakıldığında; 2025 yılında kadınların yüzde 24,8'inin obez ve yüzde 32,2'sinin obez öncesi, erkeklerin ise yüzde 18,7'sinin obez ve yüzde 43,1'inin obez öncesi olduğu görüldü.<br />
Fiziksel aktivite yapmayanların oranı yüzde 86,6 oldu<br />
Aktivite yapmayan erkeklerin oranı 2022 yılında yüzde 85,3 iken, 2025 yılında yüzde 83,5 oldu. Kadınlarda ise bu oran yüzde 92,7'den yüzde 89,7'ye geriledi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik fiziksel aktivite yapması önerilmektedir. Buna göre, haftada 150 ile 300 dakika arası fiziksel aktivite yapanların oranı 2025 yılında erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda yüzde 2,7 oldu.<br />
Merdiven inip çıkarken zorluk yaşayanların oranı yüzde 6,0 oldu<br />
Fiziksel işlev açısından zorluk yaşama durumları değerlendirildiğinde, merdiven inip çıkmada zorluk yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde ise yüzde 3,7 ile ilk sırada yer aldı. Öğrenme veya hatırlamada zorluk yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 5,4, erkeklerde yüzde 2,8 olurken; yürümede zorluk yaşayanların oranı kadınlarda yüzde 5,6, erkeklerde yüzde 2,8 oldu.<br />
Üst solunum yolu enfeksiyonu 0-14 yaş grubundaki çocuklarda en fazla görülen hastalık oldu<br />
Çocuklarda son 6 ay içerisinde görülen hastalık türleri incelendiğinde, 2025 yılında 0-6 yaş grubunda en çok yüzde 28,5 ile üst solunum yolu enfeksiyonu görüldü. Bunu sırasıyla, yüzde 24,0 ile ishal ve yüzde 5,2 ile alt solunum yolu enfeksiyonu izledi. 2025 yılında 7-14 yaş grubunda da yüzde 24,6 ile üst solunum yolu enfeksiyonu ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla; yüzde 16,4 ile ishal, yüzde 8,2 ile ağız ve diş sağlığı sorunları izledi.<br />
Bel bölgesi problemleri 15 yaş ve üzeri bireylerde yüzde 24,3 ile en fazla görülen hastalık oldu<br />
Son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üzeri bireylerde görülen hastalık türleri incelendiğinde, bel bölgesi problemleri 2022 yılında yüzde 24,6 iken 2025 yılında da yüzde 24,3 ile ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla; 2025 yılında yüzde 16,9 ile hipertansiyon, yüzde 16,7 ile boyun bölgesi problemleri, yüzde 11,9 ile şeker hastalığı ve yüzde 10,1 ile yüksek kan lipidleri izledi.<br />
Her gün tütün mamulü kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı yüzde 30,1 oldu<br />
Her gün tütün mamulü kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 28,3 iken 2025 yılında artarak yüzde 30,1 oldu. Bu oranın 2025 yılında erkeklerde yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olduğu tespit edildi. Tütün mamulü kullanmayan bireylerin (bırakanlar ve hiç kullanmayanlar) oranı ise, 2022 yılında yüzde 68,0 iken 2025 yılında azalarak yüzde 66,8 oldu.<br />
Alkol kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı yüzde 12,6 oldu<br />
Son 12 ay içerisinde alkol kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 12,1 iken 2025 yılında artarak yüzde 12,6 oldu. Bu oranın 2025 yılında erkeklerde yüzde 18,7, kadınlarda ise yüzde 6,6 olduğu tespit edildi. Alkol kullanmayan bireylerin (daha önce kullanan ve hiç kullanmayanlar) oranı ise, 2022 yılında yüzde 87,9 iken 2025 yılında azalarak yüzde 87,4 oldu.<br />
40 yaş ve üzeri kadınlarda son 1 yıl içerisinde mamografi çektirenlerin oranı yüzde 16,7 oldu<br />
Son 1 yıl içerisinde 40 yaş ve üzeri kadınlarda mamografi çektirenlerin oranı 2022 yılında 10,8 iken 2025 yılında yüzde 16,7 oldu. 40 yaş ve üzeri kadınlarda hiç mamografi çektirmemiş olanların oranı 2025 yılında yüzde 42,4 oldu.<br />
15 yaş ve üzeri kadınlarda hiç smear testi yaptırmayanların oranı yüzde 59,0 oldu<br />
15 yaş ve üzeri kadınlarda son 1 yıl içerisinde smear testi yaptıranların oranı 2022 yılında yüzde 7,2 iken 2025 yılında yüzde 11,8 oldu. 15 yaş ve üzeri kadınlarda hiç smear testi yaptırmamış olanların oranı 2025 yılında yüzde 59,0 oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/obez-bireylerin-orani-yuzde-218-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/07/obezite-yayiliyor-her-10-kisiden-6si-risk-altinda.png" type="image/jpeg" length="11861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Işıkhan: Vatandaşlarımızın ilaca ve tedavi yöntemlerine erişimini kolaylaştırdık]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/bakan-isikhan-vatandaslarimizin-ilaca-ve-tedavi-yontemlerine-erisimini-kolaylastirdik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/bakan-isikhan-vatandaslarimizin-ilaca-ve-tedavi-yontemlerine-erisimini-kolaylastirdik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "2025'te sağladığımız 5 milyar lira destek ile eczacılarımızın yanında olduk, vatandaşlarımızın ilaca ve tedavi yöntemlerine erişimini kolaylaştırdık." açıklamasında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Işıkhan, NSosyal hesabındaki paylaşımında şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>"Sosyal Güvenlik Kurumumuz (SGK) ve Türk Eczacılar Birliği (TEB) arasında imzaladığımız protokoller sayesinde ilaca erişimde her dönem iyileştirmeler gerçekleştirdik. 2025 yılında sağladığımız 5 milyar lira destek ile eczacılarımızın yanında olduk, vatandaşlarımızın ilaca ve tedavi yöntemlerine erişimini kolaylaştırdık."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/bakan-isikhan-vatandaslarimizin-ilaca-ve-tedavi-yontemlerine-erisimini-kolaylastirdik</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2023/10/vedat-isikhan-calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakani.jpg" type="image/jpeg" length="23598"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni geliştirildi: Meme kanseri hastalarını gereksiz kemoterapiden kurtarabilir!]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/yeni-gelistirildi-meme-kanseri-hastalarini-gereksiz-kemoterapiden-kurtarabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/yeni-gelistirildi-meme-kanseri-hastalarini-gereksiz-kemoterapiden-kurtarabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere merkezli University College London (UCL) öncülüğünde yürütülen bir çalışma kapsamında geliştirilen yeni bir DNA testinin, kemoterapiden fayda görmeyecek meme kanseri hastalarını önceden tespit ederek milyonlarca kişinin gereksiz kemoterapi tedavisi almasını önleyebileceği belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, kanser tedavisinde yorgunluk, mide bulantısı, saç dökülmesi, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve doğurganlık sorunları gibi yan etkilere yol açabilen kemoterapi tedavisinden hangi hastaların fayda sağlayacağını belirlemeye yardımcı olacak yeni bir DNA testi geliştiriyor. İngiltere merkezli University College London (UCL) öncülüğünde yürütülen uluslararası çalışma kapsamında geliştirilen test sayesinde, milyonlarca meme kanseri hastasının gereksiz yere kemoterapi görmesinin önüne geçilebileceği düşünülüyor.</p>

<p>Çalışma, testin uygulandığı katılımcıların 3’te 2’sinden fazlasının kemoterapinin yan etkilerinden korunabileceğini ve yalnızca hormon tedavisi ile tedavi edilebileceğini gösterdi.</p>

<p>İngiltere, Norveç, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda ve Tayland’da yeni teşhis konmuş 40 yaş üzerindeki 4 bin 429 hastanın katıldığı çalışmada bilim insanları, meme kanseri büyümesinde rol oynayan 50 genin aktivitesini ölçmek ve hastalığın yeniden nüksetme riskini hesaplamak için "Prosigna" adlı bir gen testi kullandı.</p>

<p>Katılımcıların 3’te 2’sinden fazlasını oluşturan ve test sonucunda düşük risk puanı alan hastalara kemoterapi uygulanmadı. Bu grubun 5 yıllık sağ kalma oranı yüzde 93,7 olarak ölçüldü. Tedavileri çerçevesinde kemoterapi alan hastalarda ise bu oran yüzde 94,9 oldu.</p>

<p>Kemoterapiden çekinen bir kadın test sonrasında hormon tedavisiyle kanseri kendi Prosigna testi sayesinde kemoterapi almadan tedavi olan 64 yaşındaki Karen Bonham, İngiliz basınına yaptığı açıklamada kendisine 2017 yılında kanser teşhisi konulduğunu söyledi. Bonham, kemoterapiden korktuğu için ameliyatının ardından Prosigna adlı gen testinin erken evre meme kanseri hastalarından hangilerinin kemoterapi görmeden tedavi edilebileceğinin belirlenmesine ilişkin "Optima" adlı denemesine katılmayı kabul ettiğini açıkladı.</p>

<p>Bonham, kemoterapiye başlamasına birkaç gün kala hastaneden gelen telefonla "kemoterapi uygulanmayacak hasta grubuna ayrıldığını" öğrendiğini söyledi. Bu haberi aldığı an hissettiklerini anlatan Bonham, "İlk hissi nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. Büyük bir rahatlamaydı" dedi.</p>

<p>Kemoterapi yerine 8 yıl boyunca radyoterapi ve hormon tedavisi gören Bonham, "Kanser teşhisi ve tedavisi şok edici olabiliyor. Bu durum, sizi belirsizliklerle dolu bir dünyanın içine itiyor. Hayattaki öncelikleriniz yeniden şekilleniyor ve tek istediğiniz hayatta kalmak oluyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>İngiliz basınında yer alan haberlerde 64 yaşındaki bir emekli olan ve Galler’in başkenti Cardiff’te yaşayan Bonham’ın kanserden tamamen kurtulduğu, sağlıklı olduğu ve hastalığın nüksettiğine ilişkin hiçbir belirti olmadığı kaydedildi.</p>

<p>Teşhisin üzerinden yaklaşık 9 yıl geçtiğini söyleyen Bonham, "Yürüyüş yapıyorum, yoga yapmaktan keyif alıyorum ve iyi bir yaşam sürüyorum. Emeklilik zamanlamasını kendim seçebildim ve şimdi aktif bir emekliliğin tadını çıkarıyorum. Optima çalışması, bunda belirleyici bir rol oynadı" dedi.</p>

<p>Çalışmaya başkanlık eden UCL Kanser Enstitüsü Meme Onkolojisi Profesörü Rob Stein, "Ulaşılan sonuçlar, daha kişiselleştirilmiş bir tedaviye doğru atılmış önemli ve kayda değer bir adımı temsil ediyor" dedi.</p>

<p>UCL’ye göre çalışmanın sonuçları sayesinde İngiltere’deki kamu sağlık sistemi dahilinde yılda 5 binden fazla hastanın gereksiz yere kemoterapi almasının önüne geçilebileceği tahmin ediliyor. UCL’ye göre sonuçların 40 yaş altındakiler için geçerli olup olmadığı henüz bilinmiyor ve bu konuda sonuç alınması için birkaç yıl daha gerekiyor.</p>

<p>Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlar, ABD’nin Chicago kentinde düzenlenmekte olan dünyanın en büyük kanser konferansı Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin (ASCO) yıllık toplantısında sunulacak.</p>

<p>Prosigna gen testi, hastalardan alınan tümör dokusundaki belirli 50 genin aktivitesini analiz ederek kanserin moleküler alt tipini belirliyor ve kemoterapinin gerekli olup olmadığını belirleme konusunda doktorlara yardımcı olmak için hastalığın tekrarlama risk puanını hesaplıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışma sayesinde, birçok hastanın kemoterapinin fiziksel ve duygusal yükünden ve ayrıca muhtemel uzun vadeli yan etkilerinden korunabileceği öngörülüyor.</p>

<p>Meme kanserinde temel tedavi yöntemi olarak, tümörlerin çıkarılmasına yönelik cerrahi müdahale benimseniyor. Hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak amacıyla ise çoğu zaman kemoterapi öneriliyor.</p>

<p>Kemoterapi ayrıca, yakındaki lenf düğümlerine yayılmış erken evre meme kanseri hastalarına da düzenli bir şekilde uygulanıyor.<br />
Uzmanlar, ağır yan etkileri olan kemoterapinin en yaygın meme kanseri türüne sahip bazı hastalar için çok az fayda sağladığına işaret ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/yeni-gelistirildi-meme-kanseri-hastalarini-gereksiz-kemoterapiden-kurtarabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/11/meme-kanseri-1.jpg" type="image/jpeg" length="11639"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Etin kalitesini bozup proteinini düşürmeyin]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/etin-kalitesini-bozup-proteinini-dusurmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/etin-kalitesini-bozup-proteinini-dusurmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı'nda kurbanlıkların kesiminin ardından hemen dolaplara alınan etlerin kalitesinin düştüğünü belirten uzmanlar, etlerin 5-6 saat bekletilmesinin son derece önemli olduğunu kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi 2. Başkanı Önder Yıldız, kurban kesiminin ardından etin nasıl saklanması gerektiğine ilişkin bilgiler verdi. Vatandaşların kesim sonrası en büyük hatasının etleri hemen dolaplara kaldırmak olduğunu söyleyen Yıldız, "Kesimden sonrası bizim için son derece önemli. Kesimden sonra etlerin uygun ortamlarda 5-6 saat süreyle güneş almayan yerde küçük parçalara ayırılmış şekilde bekletilmesi gerekir. Bu, etin olgunlaşmasını sağlayacak, bakterilerin üremesini engelleyecek. Hem de insanlarımızın sağlıklı bir şekilde et tüketimini sağlayacaktır" dedi.</p>

<p><img alt="Önder Yildiz" class="detail-photo img-fluid" height="666" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/onder-yildiz.jpg" width="999" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etlerin hemen dolaba atılmasının birçok kayıplara neden olduğuna değinen Yıldız, "Halkımızın yaptığı en büyük hata şu; kesimden sonra etlerin hemen buzdolabı ya da derin donduruculara konularak muhafaza edileceğini düşünüp uygulaması. Bu uygulama etin kalitesini bozuyor. Ölüm sertleşmesi ve orada oluşabilecek olumsuz bakterilerin yok edilmesi noktasında etlerin küçük parçalara ayrılarak güneş almayan yerlerde 5-6 saat muhafaza edilerek olgunlaşmasını sağlaması gerekir. Bu ortamların oluşturulmasının ardından paketlenerek ya buzdolabına ya da derin donduruculara konulabilir. Eğer ki böyle yapılmazsa buradaki risk başta etin kalitesini düşürür, bozulur. Olgunlaşma bakterileri orada görev yapmadığı için lezzetinde, kokusunda ve sertliğinde bazı sıkıntılar oluyor. Tüketiminde de hem damak tadı olarak hem kalite olarak hem de protein ile besleyici değerler yönünden kayıplara neden oluyor. Bunlara dikkat etmemiz son derece önemli" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/etin-kalitesini-bozup-proteinini-dusurmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/etler.jpg" type="image/jpeg" length="42569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığından Kurban Bayramı’nda beslenme uyarıları]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/saglik-bakanligindan-kurban-bayraminda-beslenme-uyarilari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/saglik-bakanligindan-kurban-bayraminda-beslenme-uyarilari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Kurban Bayramı’nda vatandaşlara beslenme konusunda uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından tarafından yapılan açıklamada, Kurban Bayramı’nda beslenme alışkanlıklarının sağlıklı bir şekilde devam etmesi, yeterli ve dengeli beslenme davranışının sürdürülmesinin büyük önem taşıdığı belirtilerek, bayram süresince kronik hastalar kadar sağlıklı kişilerin de yiyecek seçimine ve porsiyon kontrolüne dikkat etmesi gerektiği ifade edildi.<br />
<br />
Bayram sabahı kahvaltı öğününün atlanmaması, süt ve süt ürünleri ile tam tahıllı ekmeklerden oluşan besinlerin dengeli şekilde alınmasının gerekli olduğu vurgulandı. Etlerin tek başına değil sebzelerle birlikte pişirilmesi ya da salata ile tüketilmesinin daha sağlıklı bir yöntem olduğu da belirtildi. Kurban Bayramı’nda kırmızı et ile birlikte tatlı ve hamur işlerinin de tüketim miktarına dikkat edilmesi gerektiği ifade edilen açıklamada, sağlıklı beslenme rutinine ek olarak gün içinde yeterli miktarda su içmeye ve en az 30 dakikalık yürüyüşler yapmaya da özen gösterilmesi gerektiği hatırlatıldı.<br />
<br />
Bakanlık tarafından yapılan uyarılarda, yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertliğin hem pişirmede hem de sindirimde zorluğa yol açabildiği belirtildi. Özellikle sindirim problemi yaşayan ve mide-bağırsak hastalığı bulunan kişilerin kurban etini hemen tüketmemesi, eti buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra haşlama veya ızgara yöntemiyle pişirerek tüketmeleri tavsiyesinde bulunuldu. Kolesterol hastaları ve kalp damar hastalığı riski taşıyan kişilerin ise sakatat tüketiminden özellikle kaçınması gerektiği belirtildi.<br />
<br />
Kurbanlığın uygun kesim şartlarının sağlanmasının sağlık açısından önem taşımakta olduğu hatırlatılırken, hayvanların kesim süreçlerinde hijyen kurallarının ihmal edilmemesi, etlerin çiğ ya da az pişmiş şekilde tüketilmemesi, et doğranan bıçak ve yüzeylerle farklı gıdaların temas etmemesi, et hazırlamada kullanılan kesme tahtalarında ise çiğ sebze, meyve, ekmek veya başka gıdalar doğranmama uyarısında bulunuldu. Kesilen etlerin çok büyük parçalar halinde değil, küçük parçalara ayrılarak buzdolabının buzluk kısmında ya da derin dondurucuda saklanması gerektiği kaydedildi. Etler kolay bozulabilen riskli besinler olduğundan dondurulduktan sonra çözdürülüp yeniden dondurulmaması gerektiği ve çözünen etlerin hemen pişirilmesi gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/saglik-bakanligindan-kurban-bayraminda-beslenme-uyarilari</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 23:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/06/saglik-bakanligi-aa.jpg" type="image/jpeg" length="44915"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekmek ve şekeri bıraktı, 3 ayda 25 kilo verdi]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/ekmek-ve-sekeri-birakti-3-ayda-25-kilo-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/ekmek-ve-sekeri-birakti-3-ayda-25-kilo-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde lokanta işletmeciliği yapan Emin Topçu, ekmek ve şeker tüketimini bırakarak 3 ayda 25 kilo verdi. 100 kilodan 75 kiloya düşen Topçu, uyguladığı beslenme programını anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Diyarbakır'ın Çermik ilçesinde lokanta işletmeciliği yapan Emin Topçu, ekmek ve şeker tüketimini hayatından çıkartarak 3 ayda 25 kilo verdi.<br />
İlçede 20 yıldır yemek sektöründe hizmet veren Emin Topçu, aşırı kilolarından şikayetçi olmaya başlayınca ekmek ve şeker tüketimini bırakmaya karar verdi. Kendine özgü bir beslenme programı hazırlayan Topçu, sabahları iki adet haşlanmış yumurta, domates ve salatalık, öğlen öğünü ise bir kase yoğurt ve salata tüketimine başladı. Çayda da şekeri kullanmadığını belirten Topçu, bu diyetle 3 ay içinde 25 kilo vererek 100 kilodan 75 kiloya düştüğünü söyledi. Topçu, kilo vermek isteyen herkesin ekmeği ve şekeri hayatından çıkarmaları gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/ekmek-ve-sekeri-birakti-3-ayda-25-kilo-verdi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/ekmek-ve-sekeri-birakti-3-ayda-25-kilo-verdi.png" type="image/jpeg" length="48445"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şok diyetlere dikkat! Öğün atlamak metabolizmayı yavaşlatıyor]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/sok-diyetlere-dikkat-ogun-atlamak-metabolizmayi-yavaslatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/sok-diyetlere-dikkat-ogun-atlamak-metabolizmayi-yavaslatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pınar Köksal, öğün atlamanın metabolizma üzerinde ciddi olumsuz etkileri olduğunu belirterek, uzun süreli açlığın bazal metabolizma hızını düşürdüğünü söyledi. Köksal, sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı Doç. Dr. Pınar Köksal, öğün atlamanın metabolizma üzerinde ciddi olumsuz etkileri olduğunu söyledi.<br />
Metabolizma hızının, vücudumuzun gıdalarla aldığı kaloriyi enerjiye dönüştürme (yakma) kapasitesini gösterdiğini ifade eden Endokrinoloji ve Metabolik Hastalıklar Uzmanı Doç. Dr. Pınar Köksal, süreçle ilgili önemli bilgiler verdi. "Metabolizma hızını belirleyen faktörlerin başında genetik yapımız rol oynar" diyen Doç. Dr. Pınar Köksal, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Genetiğimiz hem besinlerle aldığımız kalorinin ne kadarının yakılacağını, hem de yağ olarak depolanan fazla kalorinin vücudumuzun hangi bölgesinde daha yoğun yerleşim göstereceğini belirlemede belirleyicidir. Yaşın metabolizma hızını belirleyen bir diğer önemli faktördür. 20-40 yaşlarına kadar metabolizma hızı en yüksek seviyedeyken, ilerleyen yaş bu hızı olumsuz etkiler. 50 yaşından sonra her 10 yılda bir metabolizma hızının yaklaşık yüzde 2 yavaşladığı bilinmektedir. Bunun sebebi ilerleyen yaşla birlikte fiziksel aktivitenin azalması, kas dokusunun azalması ve yağ dokusunun artışıdır. Gebelik dönemi ise metabolizma hızının arttığı dönemdir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vücutta yağ dokusu arttıkça bazal metabolizma hızının düştüğünü, kas dokusu arttığında ise yükseldiğini ifade eden Köksal, "Genellikle kadınlarda yağ dokusu erkeklere göre daha fazla, kas dokusu daha az olduğu için kadınların bazal metabolizma hızı erkeklere göre daha düşüktür. Tiroid hormonları olmak üzere adrenalin, noradrenalin ve büyüme hormonu gibi bazı hormonların metabolizma üzerinde önemli etkileri vardır. Tiroid bezinin az çalışması (hipotiroidi) durumunda metabolizmamız yavaşlar, fazla çalışması (hipertiroidi) durumunda ise metabolizma hızlanır" dedi.</p>

<p>Uzun süre açlık ve yarı açlık durumlarında da bazal metabolizma hızında düşme gözlendiğini belirten Köksal, tehlikeye şu sözlerle dikkat çekti:<br />
"Buna sebep olan faktör, vücudumuzun enerji azlığına adapte olma amacıyla dolaşımdaki başta tiroid hormonları olmak üzere hormon düzeylerinde değişikliklere yol açmasıdır. Uzun süre az besin alanlarda bazal metabolizma hızının yaklaşık yüzde 20 civarında azaldığı gözlenmiştir."</p>

<p>Düzenli egzersiz yapılmasının yağ yakımını artırıp kilo kontrolünü sağladığını, aynı zamanda kas kütlesinin artırılmasında da faydalı olduğunu ifade eden Köksal, konuşmasını şu hayati uyarılarla sonlandırdı:<br />
"Egzersiz dışında günlük fiziksel aktivitenin artırılması da ek katkı sağlamaktadır. Öğün atlanmasının metabolizmamız üzerine olan olumsuz etkileri sebebiyle öğün atlanmaması ve ara öğün alınması önemlidir. Bununla birlikte çok düşük kalorili şok diyetlerden kaçınılmalı, sağlıklı ve dengeli beslenilmelidir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/sok-diyetlere-dikkat-ogun-atlamak-metabolizmayi-yavaslatiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/05/modern-beslenme-tarzi-obezite-oranlarini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="88181"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda "telefon boynu" alarmı: Boyun fıtığına kadar ilerleyebiliyor]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/cocuklarda-telefon-boynu-alarmi-boyun-fitigina-kadar-ilerleyebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/cocuklarda-telefon-boynu-alarmi-boyun-fitigina-kadar-ilerleyebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akıllı telefon ve tablet kullanımının artmasıyla birlikte “telefon boynu sendromu” riski de büyüyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Seyhan Orak, özellikle çocuk ve gençlerde uzun süre ekran kullanımının boyun fıtığı, sinir sıkışması ve omurga bozukluklarına yol açabileceği konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen akıllı telefonlar, fark edilmeden omurga sağlığını tehdit eden yeni bir risk alanı oluşturuyor. Uzun süre başın öne eğilerek ekranlara bakılması, boyun bölgesine binen yükü katlayarak artırırken zamanla kas, bağ ve disk yapılarında kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Yaz tatiliyle birlikte çocuk ve gençlerin ekran başında geçirdiği sürenin artması, "telefon boynu sendromu" riskini daha da görünür hale getiriyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Seyhan Orak, özellikle çocukluk çağında başlayan bu alışkanlığın ilerleyen yıllarda boyun fıtığı ve sinir sıkışmasına kadar uzanabilen ciddi sorunlara zemin hazırlayabileceğini vurgulayarak, "Yaz döneminde ekran süresinin sınırlandırılması ve doğru duruş alışkanlıklarının kazandırılması hayati önem taşımaktadır" dedi.</p>

<p>Günümüzde akıllı telefon, tablet ve benzeri dijital cihazların kullanımının artmasıyla birlikte, omurga sağlığını doğrudan etkileyen yeni bir tabloyla daha sık karşılaşılmaya başlandı: Telefon boynu sendromu. Tıbbi adıyla ‘text neck’ olarak tanımlanan bu durum, başın uzun süre öne eğik pozisyonda tutulmasına bağlı olarak servikal omurgaya binen yükün artmasıyla gelişen bir postür bozukluğu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Seyhan Orak, "Normal şartlarda insan başının ağırlığı yaklaşık 4-5 kilogramdır. Ancak baş öne doğru eğildikçe, omurgaya binen yük katlanarak artar. Örneğin 15 derecelik bir eğimde bu yük yaklaşık 12 kilograma çıkarken, 60 derecelik bir eğimde 25-30 kilograma kadar ulaşabilir. Bu durum kısa vadede kas yorgunluğuna neden olsa da uzun vadede kas, bağ ve disk yapılarında mikroskobik hasarlara yol açarak daha ciddi sorunların temelini oluşturur" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>YAŞ ARALIĞI GİDEREK DÜŞÜYOR</strong></p>

<p>Telefon boynu sendromunun en sık 12-35 yaş aralığında görüldüğünü ifade eden Op. Dr. Seyhan Orak, son yıllarda bu durumun çok daha küçük yaş gruplarına indiğine dikkat çekti. Özellikle 8-10 yaş grubundaki çocuklarda belirgin artışın gözlemlendiğini söyleyen Op. Dr. Seyhan Orak, şöyle konuştu: "Bu durum, teknolojik cihazların kullanım yaşının düşmesiyle doğrudan ilişkilidir ve erken dönemde başlayan postür bozukluklarının ilerleyen yıllarda kalıcı hale gelme riskini artırmaktadır. Uzun süreli yanlış duruş, yalnızca geçici bir rahatsızlık oluşturmakla kalmaz; zamanla omurganın doğal yapısını da bozabilir. Boyun bölgesinde normalde bulunması gereken servikal lordoz dediğimiz doğal eğrilik düzleşebilir, hatta bazı durumlarda tersine dönebilir. Buna ek olarak kas dengesizliği gelişebilir. Ön taraftaki kaslar kısalırken, arka taraftaki kaslar zayıflayabilir. Bu dengesizlik, omurganın destek mekanizmasını bozar. Diskler üzerinde asimetrik basınç oluşur ve bu durum zamanla disk dejenerasyonuna, faset eklem zorlanmalarına ve miyofasiyal ağrı sendromuna zemin hazırlar."</p>

<p>BELİRTİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ</p>

<p>Telefon boynu sendromunun ilerleyen süreçte daha ciddi nörolojik problemlere yol açabileceğini kaydeden Op. Dr. Seyhan Orak, "Uzun vadede boyun fıtığı gelişimi ve omurilik kanalında daralma görülebilir. Bu durum sinir köklerinin baskı altında kalmasına neden olur. Sinir sıkışmaları, yalnızca ağrı ile sınırlı kalmayıp uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı gibi bulgularla da kendini gösterebilir. İleri vakalarda cerrahi müdahale gerektiren tablolar ortaya çıkabilir. Hastalığın en sık görülen belirtisi boyun ağrısıdır. Buna omuz ve sırt bölgesine yayılan ağrılar eşlik edebilir" dedi. Op. Dr. Seyhan Orak, özellikle ense kökenli baş ağrılarına dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Bunun yanı sıra boyunda sertlik, uzun süreli kullanım sonrasında artan yorgunluk hissi sık görülmektedir. İlerleyen aşamalarda baş dönmesi, kollarda, sırtta ve göğüs bölgesinde karıncalanma ve uyuşma gibi nörolojik bulgular da ortaya çıkabilir. Bu belirtiler, durumun yalnızca kas kaynaklı olmadığını ve sinir yapılarının da etkilenmeye başladığını gösterebilir" diye konuştu. Önlem alınmadığında telefon boynu sendromunun zamanla kronikleşebildiğini söyleyen Op. Dr. Seyhan Orak, "Bu durumda servikal disk hernisi, yani boyun fıtığı gelişebilir. Kronik postür bozukluğu kalıcı hale gelebilir ve servikal spondiloz gibi dejeneratif omurga hastalıkları ortaya çıkabilir. Sinir kökü basıları daha belirgin hale gelebilir. Nadir de olsa ileri olgularda denge problemleri ve ince motor becerilerde kayıplar gibi daha ciddi nörolojik sorunlarla karşılaşmak mümkündür" dedi.</p>

<p><strong>KULLANIM SÜRESİ SINIRLANDIRILMALI</strong></p>

<p>"Telefon kullanımı için tamamen zararsız kabul edilebilecek kesin bir süre yoktur. Ancak uzun süre kesintisiz kullanım risk oluşturmaktadır" diyen Op. Dr. Seyhan Orak, şu ifadeleri kullandı: "Özellikle 20-20-20 kuralı bu noktada önemlidir. Her 20 dakikalık kullanım sonrası en az 20 saniyelik mola verilmesi önerilir. Günlük kullanım süresi yetişkinlerde mümkünse 2-3 saat ile sınırlandırılmalıdır. Çocuklarda ise bu süre yaşa bağlı olarak daha düşük tutulmalı, ideal olarak 1-2 saat aralığını geçmemelidir. Telefon kullanımında en kritik noktalardan biri doğru duruştur. Cihazın göz hizasında tutulması gerekir. Başın öne eğilmesi, omurgaya binen yükü belirgin şekilde artırmaktadır. Dirseklerin desteklenmesi, sırtın dik tutulması ve mümkünse bir yüzey tarafından desteklenmesi önemlidir. Bunun yanında uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılmalı, düzenli aralıklarla hareket edilmelidir. Basit gibi görünen bu önlemler, uzun vadede omurga sağlığını korumada oldukça etkilidir. En önemli noktalardan biri de ailelerin rol model olmasıdır. Çocuklar, ebeveynlerin davranışlarını taklit eder. Bu nedenle sağlıklı teknoloji kullanım alışkanlıklarının önce yetişkinler tarafından benimsenmesi gerekmektedir."</p>

<p><strong>ERKEN DÖNEMDE GERİ DÖNÜŞ MÜMKÜN</strong></p>

<p>Op. Dr. Seyhan Orak, sözlerini şöyle tamamladı: "Telefon boynu sendromu erken dönemde fark edildiğinde büyük ölçüde geri döndürülebilir bir durumdur. Bu süreçte en önemli yaklaşım postür eğitimi ve egzersizdir. Özellikle servikal ekstansör kasları güçlendiren egzersizler ve skapular stabilizasyon çalışmaları önerilir. Fizik tedavi uygulamaları da tedavi sürecine katkı sağlar. Daha ileri vakalarda ilaç tedavisi gerekebilir. Nadir durumlarda ise cerrahi müdahale gündeme gelebilir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/cocuklarda-telefon-boynu-alarmi-boyun-fitigina-kadar-ilerleyebiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/savci-bey-4-vesikalik-fotograf-istiyor-diyerek-2-kilogram-altini-dolandiricilara-kaptirdi-1.png" type="image/jpeg" length="14536"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İştah frenlemenin yeni yöntemi: Tabak rengini değiştirin!]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/istah-frenlemenin-yeni-yontemi-tabak-rengini-degistirin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/istah-frenlemenin-yeni-yontemi-tabak-rengini-degistirin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, mavi rengin beyinde doğal bir ‘dur’ sinyali oluşturduğunu belirterek, sadece tabak rengini maviyle değiştirerek porsiyon kontrolünü kolaylaştırmanın ve kalori alımını yüzde 30 azaltmanın mümkün olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sadece tabak rengini değiştirerek porsiyon kontrolünü kolaylaştırmanın mümkün olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Doğada mavi renkli gıdalar oldukça nadirdir. Evrimsel süreçte insanlar mavi, mor ya da siyah tonları genellikle zehirli veya yenilemez olarak algılamıştır. Bu durum beynimizde doğal bir ‘dur’ sinyali oluşturur" dedi.</p>

<p>Yemek ile tabak arasındaki renk kontrastının porsiyon algısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Erden, beyaz tabakta açık renkli bir yemek porsiyonu olduğundan küçük algılanabileceğini ancak mavi tabak, çoğu yemekle yüksek kontrast oluşturarak porsiyonu daha net görmemizi sağlayacağından bahsetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mavi tabağın psikolojik etkileri anlatan Erden, "Mavi renk sakinlik hissi verir ve nabzı yavaşlatır. Bu durum yemek yeme hızını düşürerek daha farkındalıklı beslenmeye yardımcı olur. Hızlı yemek yendiğinde tokluk hissi beyne geç ulaşır, bu da gereğinden fazla kalori alımına neden olur. Bazı araştırmalarda mavi ışık altında yemek yiyen kişilerin kırmızı veya sarı ortamlara göre yaklaşık yüzde 30 daha az kalori tükettiği gösterilmiştir. Koyu mavi tabaklar kullanmak, atıştırmalıkları mavi kaselerde sunmak ve ortam ışığını buna göre düzenlemek porsiyon kontrolüne destek olabilir. Kırmızı ve sarı iştahı artırırken, mavi renk doğanın ‘yavaşla ve dikkat et’ mesajıdır. Kilo verme sürecinde küçük çevresel değişiklikler bile önemli farklar oluşturabilir" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/istah-frenlemenin-yeni-yontemi-tabak-rengini-degistirin</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/05/obezite-cocuk.png" type="image/jpeg" length="39815"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İdrar şikayetiyle geldiler, mesanelerinden 27 taş çıktı]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/idrar-sikayetiyle-geldiler-mesanelerinden-27-tas-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/idrar-sikayetiyle-geldiler-mesanelerinden-27-tas-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bayburt Devlet Hastanesi Üroloji Polikliniğine idrar şikayetleriyle başvuran 72 ve 79 yaşındaki 2 erkek hastanın mesanesinden açık ameliyatla toplam 27 taş çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneye, sık idrara gitme, idrarını tam boşaltamama, idrar yapmada zorluk ve idrarda kanama şikayetleriyle başvuran 2 hastaya, yapılan tetkiklerin ardından ameliyat kararı verildi.<br />
Üroloji Uzmanı Op. Dr. Niyazi Perolli tarafından yapılan açık mesane taşı operasyonunda, 72 yaşındaki hastanın mesanesinden 1,5 santimetre boyutunda 16 adet taş çıkarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="İdrar Şikayetiyle Geldiler, Mesanelerinden 27 Taş Çıktı-1" class="detail-photo img-fluid" height="420" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/idrar-sikayetiyle-geldiler-mesanelerinden-27-tas-cikti-1.png" width="715" /><br />
İdrar yapmada zorluk ve hematüri şikayeti bulunan 79 yaşındaki diğer hastada ise 1 adet 4 santimetre, 10 adet 1,5 santimetre boyutunda taş tespit edildi. Açık mesane taşı ameliyatıyla hastanın mesanesindeki taşlar başarılı operasyonla temizlendi.<br />
Operasyonların ardından sağlıklarına kavuşan hastaların taburcu edildiği öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/idrar-sikayetiyle-geldiler-mesanelerinden-27-tas-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w704312-01.jpg" type="image/jpeg" length="25544"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişikliğinin yeni tehdidi: Astım]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/iklim-degisikliginin-yeni-tehdidi-astim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/iklim-degisikliginin-yeni-tehdidi-astim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Galip Ekuklu, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin başta çocuklar olmak üzere astım vakalarını artırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ekuklu, iklim değişikliğinin astım üzerindeki etkilerine ilişkin yaptığı açıklamada, polen mevsiminin giderek uzamasının astımı tetikleyen temel faktörlerin başında geldiğini belirtti.</p>

<p>Türkiye’nin de bu süreçten doğrudan etkilendiğine dikkati çeken Ekuklu, "Özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde eskiye kıyasla çok daha fazla orman yangınıyla karşılaşıyoruz. Orman yangınlarından çıkan kül ve tozlar ile çöl tozları, hava kirliliğini artıran önemli etkenler arasında yer alıyor." dedi.</p>

<p>Ekuklu, iklim değişikliğinin ikincil etkilerinin de göz ardı edilemeyeceğini vurgulayarak, bu faktörlerin astıma yol açabilecek unsurların artmasına zemin hazırladığını kaydetti.</p>

<h3>"YÜZ MİLYONLARCA İNSAN ETKİLENECEK"</h3>

<p>Sorunun küresel boyutuna da değinen Ekuklu, mevcut tablonun Türkiye'de de giderek yaygınlaştığını ifade etti.</p>

<p>Özellikle Avrupa verilerinin bu trendi açıkça ortaya koyduğunu aktaran Ekuklu, "Bu gidişat devam ederse gelecekte dünya genelinde 400 milyon insanın astım hastası olabileceği ve artışın gelecekte de süreceği öngörülüyor." dedi.</p>

<p>Ekuklu, potansiyel alerji riski bulunan çocukların iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden korunması için gerekli tedbirlerin vakit kaybedilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/iklim-degisikliginin-yeni-tehdidi-astim</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/05/uzmanlardan-astim-hastaliginda-dogru-bilinen-yanlislar-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="83562"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan alzaymır uyarısı: Beyin 30'lu yaşlarda küçülmeye başlıyor]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-alzaymir-uyarisi-beyin-30lu-yaslarda-kuculmeye-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-alzaymir-uyarisi-beyin-30lu-yaslarda-kuculmeye-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, beynin 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığını belirterek alzaymıra karşı yaşam tarzı uyarılarında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, beynin 30'lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığına dikkat çekerek, alzaymıra karşı en etkili korunma yönteminin "bilişsel rezervi artırmak" olduğunu söyledi. Doç. Dr. Seçkin, "Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstrümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar" dedi.</p>

<p>Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin, davranış nörolojisi ve sağlıklı yaşlanma konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Davranış nörolojisinin; beyin hasarı ve nörolojik hastalıkların davranış, bellek ve diğer bilişsel işlevler üzerindeki etkilerini inceleyen bir alt uzmanlık alanı olduğunu ifade eden Seçkin, "Bellek, dikkat, konuşma, anlama, planlama, karar verme gibi işlevlerin yanı sıra kişilik değişiklikleri ve duygudurum bozuklukları da bu alanın kapsamındadır. Özellikle yaşlı bireylerde yeni ortaya çıkan davranışsal değişimler ciddiye alınmalıdır" diye konuştu.</p>

<p><strong>"YAŞAM SÜRESİ UZADI, ANCAK KALİTE AYNI ORANDA ARTMADI"</strong></p>

<p>Tıptaki gelişmeler sayesinde 90-100 yaşın artık olağan hale geldiğini belirten Doç. Dr. Seçkin, "Hatta yeni hedef 150 yaş. Ancak uzun yaşam süresine aynı ölçüde yaşam kalitesi ekleyemedik. Bunun en önemli nedenlerinden biri alzaymır ve benzeri nörodejeneratif hastalıklar." dedi. Demans ile alzaymırın sıkça karıştırıldığını vurgulayan Seçkin, demansın ilerleyici bilişsel bozukluk tablosu olduğunu, alzaymır hastalığının ise demansa en sık yol açan hastalık olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>ALZAYMIR SİNSİ VE YAVAŞ İLERLİYOR</strong></p>

<p>Alzaymır hastalığında beyinde anormal amiloid ve tau proteinlerinin biriktiğini belirten Seçkin, bu sürecin 10-20 yıl gibi uzun bir dönemde yavaş yavaş ilerlediğini ifade etti. İleri evrede hasarın geri döndürülemediğine dikkat çeken Seçkin, bu yüzden erken tanının hayati önem taşıdığını kaydetti. Unutkanlık ve kafa karışıklığının her zaman alzaymır anlamına gelmediğini belirten Seçkin; beyin tümörleri, enfeksiyonlar, hidrosefali, beyin-damar hastalıkları ve COVID sonrası gelişen beyin sisi gibi farklı nedenlerin de benzer belirtilere yol açabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>60'LI YAŞLAR BİLGELİĞİN ZİRVESİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaş almanın sadece olumsuz yönleri olmadığını dile getiren Seçkin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Beynimiz 30'lu yaşlardan itibaren küçülmeye başlar. Bu da yaşlanmanın olumsuz etkilerini, özellikle 60 yaşından itibaren yaşamamıza neden olur. Bu yaş grubunda beyin-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların da beyin üzerindeki olumsuz etkileri belirginleşmeye başlar.</p>

<p>Öte yandan 60'lı yaşlar beynin sinaptik yoğunluğunun en yüksek olduğu dönemdir. Sinaptik bağlantıların yoğunluğu yaşla beraber artan bir bilişsel rezerve sahip olmamıza yardımcı olur. Bu bilişsel rezerv çevresel ve diğer biyolojik faktörlerden de etkilenir. Ancak bu yaşlarda beynimiz en yüksek muhakeme gücüne ulaşır. Hafif unutkanlık eşlik etse de bilgelik 60'lı yaşlardan itibaren ortaya çıkar. Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar. "</p>

<p><strong>ALZAYMIRDAN SONRA EN SIK NEDEN: LEWY CİSİMCİKLİ DEMANS</strong></p>

<p>Öte yandan alzaymırdan sonra demansa en sık neden olan hastalığın Lewy cisimcikli demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalığın Parkinson'a benzer bulgular gösterebildiğini söyledi. Yürüme bozuklukları, titreme, düşmeler ve REM uykusu davranış bozukluğunun tipik belirtiler arasında yer aldığını kaydetti. 65 yaş altında ise en sık görülen demans tipinin frontotemporal demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalarda kişilik ve davranış değişikliklerinin ön planda olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT</strong></p>

<p>Genetik yatkınlığın önemli olduğunu belirten Seçkin; hareketsizlik, sosyal izolasyon, kötü beslenme, alkol tüketimi, düşük eğitim düzeyi ve hava kirliliğinin alzaymır riskini artırdığını söyledi. Seçkin, işitme ve görme kaybının tedavi edilmemesinin de riski yükselttiğini belirtti.</p>

<p><strong>EGZERSİZ BEYNİ ONARIYOR</strong></p>

<p>Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Seçkin, fiziksel egzersizin beyin sağlığı üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Seçkin, "Kardiyovasküler egzersiz ile direnç egzersizlerinin birlikte uygulanması, alzaymırın ilerlemesini en etkili şekilde yavaşlatan yöntemdir. Egzersiz sırasında kaslardan salgılanan bazı moleküller beyin onarımına katkı sağlar." dedi.</p>

<p>Yaşam tarzı değişiklikleri ile ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesinin başarıyı artırdığını ifade eden Seçkin, yeni geliştirilen anti-amiloid ilaçların hastalığın patolojisini hedef aldığını ve genetik tedaviler konusunda da umut verici gelişmeler yaşandığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-alzaymir-uyarisi-beyin-30lu-yaslarda-kuculmeye-basliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/09/alzheimerda-erken-tani-tedavi-surecinde-kritik-rol-oynuyor.jpg" type="image/jpeg" length="81603"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman isimden çarpıcı hantavirüs açıklaması! "Kırım Kongo daha ölümcül"]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isimden-carpici-hantavirus-aciklamasi-kirim-kongo-daha-olumcul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isimden-carpici-hantavirus-aciklamasi-kirim-kongo-daha-olumcul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Bülent Şahin, küresel halk sağlığına yönelik endişelere neden olan hantavirüsün pandemi yapma ihtimalini "sıfır" olarak değerlendirdi. Türkiye'deki hantavirüs türünün Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını taklit ettiğine dikkat çeken Şahin, özellikle kene tehlikesine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Amerika açıklarındaki yolcu gemisinde görülen hantavirüs vakaları, pandemi ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. Ancak uzmanlar, hantavirüsün bulaşının zor olduğuna dikkat çekerek yine de alınması gereken tedbirlere dair uyarılarda bulunuyor. Beykent Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Bülent Şahin de Türkiye'de ilk kez 2008-2009 yıllarında tespit edilen hantavirüse dair önemli bilgiler verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TÜRKİYE'DEKİ HANTAVİRÜS TÜRÜ İNSANDAN İNSANA BULAŞMIYOR"</strong></p>

<p>Türkiye'deki hantavirüs türünün insandan insana bulaşmadığını, Amerika kıtasındakilerin ise yakın temas içerisinde yaşayan insanlar arasında bulaşabildiğini belirten Şahin, "Hantavirüsün pandemi yapma ihtimali sıfır. İnsandan insana bulaştırması sadece Amerikan tipinde mümkün. O da çok zor şekilde olabiliyor. Avrupa, Asya ve Türkiye'de bulunan tipinde insandan insana bulaşması söz konusu değil. Bundan dolayı halkımız rahat olsun" dedi.</p>

<p><img alt="Adayliğini Açikladi (9)" class="detail-photo img-fluid" height="510" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/adayligini-acikladi-9.jpg" width="777" /></p>

<p><strong>"HANTAVİRÜSTEN DAHA AĞIR SEYREDİYOR"</strong></p>

<p>Hantavirüsün hemorojik, yani kanamalı viral hastalıklar grubunda yer aldığını söyleyen Şahin, "Ülkemizde en çok bu grupta tanınan hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığıdır. KKKA virüsünün ve hantavirüsün insanlarda neden olduğu semptomlar birbirine benzer ama Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü çok daha şiddetli ve ağır seyreder, daha ölümcüldür" diye konuştu.</p>

<p><strong>"HANTAVİRÜS, KKKA VE İNFLUENZAYI TAKLİT EDEBİLİYOR"</strong></p>

<p>Türkiye'deki hantavirüsün diğer hastalıkları taklit edebildiğini ve bu nedenle teşhisinin zorlaştığını belirten Dr. Bülent Şahin, "Başta grip, influenza virüsü, belki koronayı, en önemlisi de KKKA hastalığını taklit edebiliyor. Hantavirüsünün bizim ülkemizde en belirgin belirtileri diğer enfeksiyon belirtileriyle aşağı yukarı aynıdır. Yüksek ateş, yaygın kırgınlık, vücut ağrıları, baş ağrısı, mide bulantısı, bazen kusma ve ishal görülebilir. İdrar yapamama veya az yapma da önemli bulgular. Bu bulgular neden önemli: Çünkü ülkemizdeki tipinde hastalığın ağır seyretmesinin nedeni böbrekte meydana getirdiği hasar ve böbrek yetmezliğiyle alakalıdır. Vücutta kanamalara da neden olabilmektedir. Hastalarımız doktorlara yaşadıkları yer ve bulaşla ilgili bilgi verdikleri gibi doktorların da bu konuda çok iyi sorgulama yapması ile erken teşhis konduğu takdirde tedavi kolaydı. Bu hastalıktan dolayı ülkemizde ölüm olma ihtimali yoktur" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"AMERİKAN TİPİ HANTAVİRÜS SOLUNUM SİSTEMİNE TUTUNUYOR"</strong></p>

<p>Amerikan tipi hantavirüsün ise daha çok solunum sistemine tutunduğunu, çok ağır akciğer enfeksiyonu ve ona bağlı kalp yetmezliğinden dolayı ölüme götürebildiğini belirten Şahin, şöyle konuştu: "Hantavirüs kemirgenlerden, en fazla da farelerden geçmektedir. İlk başta orman farelerinden daha sonra şehre inen farelerden bulaşır. Farelerin dışkı ve idrarları en önemli bulaş nedenidir. Kişileri ısırmakla da bulaştırabilirler. Ambar gibi tozlu bölgelerde fare dışkı ve idrarları kuruyup havaya karışarak akciğerlerimize solunum vasıtasıyla ulaşabilir."</p>

<p><strong>KURBAN BAYRAMI ÖNCESİ KENE UYARISI</strong></p>

<p>Kışın toprak altında yaşayan kenelerin, havaların ısınmasıyla birlikte yüzeye çıkması ve Kurban Bayramının yaklaşması nedeniyle özellikle KKKA konusunda uyarılarda bulunan Dr. Bülent Şahin, "Keneler yüzeye çıktılar, Kurban Bayramı nedeniyle hayvan nakilleri var. Hayvanların üzerinde bulunan kenelerle KKKA virüsü bütün şehirlerimize yayılmakta. Bu yönde gerek Tarım Bakanlığımızın gerek Sağlık Bakanlığımızın gerekli önlemleri alacaklarını düşünüyorum. Özellikle hayvan nakilleri ve hayvanların kene yönünden ilaçlanmaları çok çok önemli" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isimden-carpici-hantavirus-aciklamasi-kirim-kongo-daha-olumcul</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-1.jpg" type="image/jpeg" length="88953"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
