<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Lider Haber</title>
    <link>https://www.liderhaber.com.tr</link>
    <description>Haberler, son dakika haberleri, dünya haberleri, yerel haberler, güncel haberler, magazin haberleri, ekonomi haberleri, spor haberleri, gündem, politika, Lider Haber TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.liderhaber.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 15 May 2026 13:49:13 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İdrar şikayetiyle geldiler, mesanelerinden 27 taş çıktı]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/idrar-sikayetiyle-geldiler-mesanelerinden-27-tas-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/idrar-sikayetiyle-geldiler-mesanelerinden-27-tas-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bayburt Devlet Hastanesi Üroloji Polikliniğine idrar şikayetleriyle başvuran 72 ve 79 yaşındaki 2 erkek hastanın mesanesinden açık ameliyatla toplam 27 taş çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hastaneye, sık idrara gitme, idrarını tam boşaltamama, idrar yapmada zorluk ve idrarda kanama şikayetleriyle başvuran 2 hastaya, yapılan tetkiklerin ardından ameliyat kararı verildi.<br />
Üroloji Uzmanı Op. Dr. Niyazi Perolli tarafından yapılan açık mesane taşı operasyonunda, 72 yaşındaki hastanın mesanesinden 1,5 santimetre boyutunda 16 adet taş çıkarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="İdrar Şikayetiyle Geldiler, Mesanelerinden 27 Taş Çıktı-1" class="detail-photo img-fluid" height="420" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/idrar-sikayetiyle-geldiler-mesanelerinden-27-tas-cikti-1.png" width="715" /><br />
İdrar yapmada zorluk ve hematüri şikayeti bulunan 79 yaşındaki diğer hastada ise 1 adet 4 santimetre, 10 adet 1,5 santimetre boyutunda taş tespit edildi. Açık mesane taşı ameliyatıyla hastanın mesanesindeki taşlar başarılı operasyonla temizlendi.<br />
Operasyonların ardından sağlıklarına kavuşan hastaların taburcu edildiği öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/idrar-sikayetiyle-geldiler-mesanelerinden-27-tas-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w704312-01.jpg" type="image/jpeg" length="21935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişikliğinin yeni tehdidi: Astım]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/iklim-degisikliginin-yeni-tehdidi-astim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/iklim-degisikliginin-yeni-tehdidi-astim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Galip Ekuklu, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin başta çocuklar olmak üzere astım vakalarını artırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ekuklu, iklim değişikliğinin astım üzerindeki etkilerine ilişkin yaptığı açıklamada, polen mevsiminin giderek uzamasının astımı tetikleyen temel faktörlerin başında geldiğini belirtti.</p>

<p>Türkiye’nin de bu süreçten doğrudan etkilendiğine dikkati çeken Ekuklu, "Özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde eskiye kıyasla çok daha fazla orman yangınıyla karşılaşıyoruz. Orman yangınlarından çıkan kül ve tozlar ile çöl tozları, hava kirliliğini artıran önemli etkenler arasında yer alıyor." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekuklu, iklim değişikliğinin ikincil etkilerinin de göz ardı edilemeyeceğini vurgulayarak, bu faktörlerin astıma yol açabilecek unsurların artmasına zemin hazırladığını kaydetti.</p>

<h3>"YÜZ MİLYONLARCA İNSAN ETKİLENECEK"</h3>

<p>Sorunun küresel boyutuna da değinen Ekuklu, mevcut tablonun Türkiye'de de giderek yaygınlaştığını ifade etti.</p>

<p>Özellikle Avrupa verilerinin bu trendi açıkça ortaya koyduğunu aktaran Ekuklu, "Bu gidişat devam ederse gelecekte dünya genelinde 400 milyon insanın astım hastası olabileceği ve artışın gelecekte de süreceği öngörülüyor." dedi.</p>

<p>Ekuklu, potansiyel alerji riski bulunan çocukların iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden korunması için gerekli tedbirlerin vakit kaybedilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/iklim-degisikliginin-yeni-tehdidi-astim</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/05/uzmanlardan-astim-hastaliginda-dogru-bilinen-yanlislar-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="19389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan alzaymır uyarısı: Beyin 30'lu yaşlarda küçülmeye başlıyor]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-alzaymir-uyarisi-beyin-30lu-yaslarda-kuculmeye-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-alzaymir-uyarisi-beyin-30lu-yaslarda-kuculmeye-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, beynin 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığını belirterek alzaymıra karşı yaşam tarzı uyarılarında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, beynin 30'lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığına dikkat çekerek, alzaymıra karşı en etkili korunma yönteminin "bilişsel rezervi artırmak" olduğunu söyledi. Doç. Dr. Seçkin, "Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstrümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar" dedi.</p>

<p>Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin, davranış nörolojisi ve sağlıklı yaşlanma konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Davranış nörolojisinin; beyin hasarı ve nörolojik hastalıkların davranış, bellek ve diğer bilişsel işlevler üzerindeki etkilerini inceleyen bir alt uzmanlık alanı olduğunu ifade eden Seçkin, "Bellek, dikkat, konuşma, anlama, planlama, karar verme gibi işlevlerin yanı sıra kişilik değişiklikleri ve duygudurum bozuklukları da bu alanın kapsamındadır. Özellikle yaşlı bireylerde yeni ortaya çıkan davranışsal değişimler ciddiye alınmalıdır" diye konuştu.</p>

<p><strong>"YAŞAM SÜRESİ UZADI, ANCAK KALİTE AYNI ORANDA ARTMADI"</strong></p>

<p>Tıptaki gelişmeler sayesinde 90-100 yaşın artık olağan hale geldiğini belirten Doç. Dr. Seçkin, "Hatta yeni hedef 150 yaş. Ancak uzun yaşam süresine aynı ölçüde yaşam kalitesi ekleyemedik. Bunun en önemli nedenlerinden biri alzaymır ve benzeri nörodejeneratif hastalıklar." dedi. Demans ile alzaymırın sıkça karıştırıldığını vurgulayan Seçkin, demansın ilerleyici bilişsel bozukluk tablosu olduğunu, alzaymır hastalığının ise demansa en sık yol açan hastalık olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>ALZAYMIR SİNSİ VE YAVAŞ İLERLİYOR</strong></p>

<p>Alzaymır hastalığında beyinde anormal amiloid ve tau proteinlerinin biriktiğini belirten Seçkin, bu sürecin 10-20 yıl gibi uzun bir dönemde yavaş yavaş ilerlediğini ifade etti. İleri evrede hasarın geri döndürülemediğine dikkat çeken Seçkin, bu yüzden erken tanının hayati önem taşıdığını kaydetti. Unutkanlık ve kafa karışıklığının her zaman alzaymır anlamına gelmediğini belirten Seçkin; beyin tümörleri, enfeksiyonlar, hidrosefali, beyin-damar hastalıkları ve COVID sonrası gelişen beyin sisi gibi farklı nedenlerin de benzer belirtilere yol açabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>60'LI YAŞLAR BİLGELİĞİN ZİRVESİ</strong></p>

<p>Yaş almanın sadece olumsuz yönleri olmadığını dile getiren Seçkin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Beynimiz 30'lu yaşlardan itibaren küçülmeye başlar. Bu da yaşlanmanın olumsuz etkilerini, özellikle 60 yaşından itibaren yaşamamıza neden olur. Bu yaş grubunda beyin-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların da beyin üzerindeki olumsuz etkileri belirginleşmeye başlar.</p>

<p>Öte yandan 60'lı yaşlar beynin sinaptik yoğunluğunun en yüksek olduğu dönemdir. Sinaptik bağlantıların yoğunluğu yaşla beraber artan bir bilişsel rezerve sahip olmamıza yardımcı olur. Bu bilişsel rezerv çevresel ve diğer biyolojik faktörlerden de etkilenir. Ancak bu yaşlarda beynimiz en yüksek muhakeme gücüne ulaşır. Hafif unutkanlık eşlik etse de bilgelik 60'lı yaşlardan itibaren ortaya çıkar. Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar. "</p>

<p><strong>ALZAYMIRDAN SONRA EN SIK NEDEN: LEWY CİSİMCİKLİ DEMANS</strong></p>

<p>Öte yandan alzaymırdan sonra demansa en sık neden olan hastalığın Lewy cisimcikli demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalığın Parkinson'a benzer bulgular gösterebildiğini söyledi. Yürüme bozuklukları, titreme, düşmeler ve REM uykusu davranış bozukluğunun tipik belirtiler arasında yer aldığını kaydetti. 65 yaş altında ise en sık görülen demans tipinin frontotemporal demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalarda kişilik ve davranış değişikliklerinin ön planda olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genetik yatkınlığın önemli olduğunu belirten Seçkin; hareketsizlik, sosyal izolasyon, kötü beslenme, alkol tüketimi, düşük eğitim düzeyi ve hava kirliliğinin alzaymır riskini artırdığını söyledi. Seçkin, işitme ve görme kaybının tedavi edilmemesinin de riski yükselttiğini belirtti.</p>

<p><strong>EGZERSİZ BEYNİ ONARIYOR</strong></p>

<p>Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Seçkin, fiziksel egzersizin beyin sağlığı üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Seçkin, "Kardiyovasküler egzersiz ile direnç egzersizlerinin birlikte uygulanması, alzaymırın ilerlemesini en etkili şekilde yavaşlatan yöntemdir. Egzersiz sırasında kaslardan salgılanan bazı moleküller beyin onarımına katkı sağlar." dedi.</p>

<p>Yaşam tarzı değişiklikleri ile ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesinin başarıyı artırdığını ifade eden Seçkin, yeni geliştirilen anti-amiloid ilaçların hastalığın patolojisini hedef aldığını ve genetik tedaviler konusunda da umut verici gelişmeler yaşandığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-alzaymir-uyarisi-beyin-30lu-yaslarda-kuculmeye-basliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/09/alzheimerda-erken-tani-tedavi-surecinde-kritik-rol-oynuyor.jpg" type="image/jpeg" length="91263"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman isimden çarpıcı hantavirüs açıklaması! "Kırım Kongo daha ölümcül"]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isimden-carpici-hantavirus-aciklamasi-kirim-kongo-daha-olumcul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isimden-carpici-hantavirus-aciklamasi-kirim-kongo-daha-olumcul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Bülent Şahin, küresel halk sağlığına yönelik endişelere neden olan hantavirüsün pandemi yapma ihtimalini "sıfır" olarak değerlendirdi. Türkiye'deki hantavirüs türünün Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını taklit ettiğine dikkat çeken Şahin, özellikle kene tehlikesine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Amerika açıklarındaki yolcu gemisinde görülen hantavirüs vakaları, pandemi ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. Ancak uzmanlar, hantavirüsün bulaşının zor olduğuna dikkat çekerek yine de alınması gereken tedbirlere dair uyarılarda bulunuyor. Beykent Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Bülent Şahin de Türkiye'de ilk kez 2008-2009 yıllarında tespit edilen hantavirüse dair önemli bilgiler verdi.</p>

<p><strong>"TÜRKİYE'DEKİ HANTAVİRÜS TÜRÜ İNSANDAN İNSANA BULAŞMIYOR"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'deki hantavirüs türünün insandan insana bulaşmadığını, Amerika kıtasındakilerin ise yakın temas içerisinde yaşayan insanlar arasında bulaşabildiğini belirten Şahin, "Hantavirüsün pandemi yapma ihtimali sıfır. İnsandan insana bulaştırması sadece Amerikan tipinde mümkün. O da çok zor şekilde olabiliyor. Avrupa, Asya ve Türkiye'de bulunan tipinde insandan insana bulaşması söz konusu değil. Bundan dolayı halkımız rahat olsun" dedi.</p>

<p><img alt="Adayliğini Açikladi (9)" class="detail-photo img-fluid" height="510" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/adayligini-acikladi-9.jpg" width="777" /></p>

<p><strong>"HANTAVİRÜSTEN DAHA AĞIR SEYREDİYOR"</strong></p>

<p>Hantavirüsün hemorojik, yani kanamalı viral hastalıklar grubunda yer aldığını söyleyen Şahin, "Ülkemizde en çok bu grupta tanınan hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığıdır. KKKA virüsünün ve hantavirüsün insanlarda neden olduğu semptomlar birbirine benzer ama Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü çok daha şiddetli ve ağır seyreder, daha ölümcüldür" diye konuştu.</p>

<p><strong>"HANTAVİRÜS, KKKA VE İNFLUENZAYI TAKLİT EDEBİLİYOR"</strong></p>

<p>Türkiye'deki hantavirüsün diğer hastalıkları taklit edebildiğini ve bu nedenle teşhisinin zorlaştığını belirten Dr. Bülent Şahin, "Başta grip, influenza virüsü, belki koronayı, en önemlisi de KKKA hastalığını taklit edebiliyor. Hantavirüsünün bizim ülkemizde en belirgin belirtileri diğer enfeksiyon belirtileriyle aşağı yukarı aynıdır. Yüksek ateş, yaygın kırgınlık, vücut ağrıları, baş ağrısı, mide bulantısı, bazen kusma ve ishal görülebilir. İdrar yapamama veya az yapma da önemli bulgular. Bu bulgular neden önemli: Çünkü ülkemizdeki tipinde hastalığın ağır seyretmesinin nedeni böbrekte meydana getirdiği hasar ve böbrek yetmezliğiyle alakalıdır. Vücutta kanamalara da neden olabilmektedir. Hastalarımız doktorlara yaşadıkları yer ve bulaşla ilgili bilgi verdikleri gibi doktorların da bu konuda çok iyi sorgulama yapması ile erken teşhis konduğu takdirde tedavi kolaydı. Bu hastalıktan dolayı ülkemizde ölüm olma ihtimali yoktur" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"AMERİKAN TİPİ HANTAVİRÜS SOLUNUM SİSTEMİNE TUTUNUYOR"</strong></p>

<p>Amerikan tipi hantavirüsün ise daha çok solunum sistemine tutunduğunu, çok ağır akciğer enfeksiyonu ve ona bağlı kalp yetmezliğinden dolayı ölüme götürebildiğini belirten Şahin, şöyle konuştu: "Hantavirüs kemirgenlerden, en fazla da farelerden geçmektedir. İlk başta orman farelerinden daha sonra şehre inen farelerden bulaşır. Farelerin dışkı ve idrarları en önemli bulaş nedenidir. Kişileri ısırmakla da bulaştırabilirler. Ambar gibi tozlu bölgelerde fare dışkı ve idrarları kuruyup havaya karışarak akciğerlerimize solunum vasıtasıyla ulaşabilir."</p>

<p><strong>KURBAN BAYRAMI ÖNCESİ KENE UYARISI</strong></p>

<p>Kışın toprak altında yaşayan kenelerin, havaların ısınmasıyla birlikte yüzeye çıkması ve Kurban Bayramının yaklaşması nedeniyle özellikle KKKA konusunda uyarılarda bulunan Dr. Bülent Şahin, "Keneler yüzeye çıktılar, Kurban Bayramı nedeniyle hayvan nakilleri var. Hayvanların üzerinde bulunan kenelerle KKKA virüsü bütün şehirlerimize yayılmakta. Bu yönde gerek Tarım Bakanlığımızın gerek Sağlık Bakanlığımızın gerekli önlemleri alacaklarını düşünüyorum. Özellikle hayvan nakilleri ve hayvanların kene yönünden ilaçlanmaları çok çok önemli" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isimden-carpici-hantavirus-aciklamasi-kirim-kongo-daha-olumcul</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-1.jpg" type="image/jpeg" length="65493"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Mehmet Durmuş Kurt: Hemoroid Hastalığını İhmal Etmeyin]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/op-dr-mehmet-durmus-kurt-hemoroid-hastaligini-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/op-dr-mehmet-durmus-kurt-hemoroid-hastaligini-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Op. Dr. Mehmet Durmuş Kurt, utançla gizlenen Hemoroid rahatsızlığında ameliyatsız tıbbi çözümlerin hastalara sunduğu büyük konforu bütün detaylarıyla ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağın çalışma koşulları ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları, çeşitli fiziksel rahatsızlıkların artış göstermesine yol açıyor. Halk arasında ağırlıklı olarak Basur adıyla tanınan Hemoroid, Anüs ve Rektum kanallarında yer alan damarların basınca dayanamayıp yapısal olarak bozulmasıyla meydana geliyor. Kişilerin günlük yaşamını ve sosyal faaliyetlerini ciddi anlamda kısıtlayan bu hastalık, genellikle utanma hissi veya cerrahi müdahale korkusuyla uzmanlardan gizleniyor. Ancak tıbbi yardımdan uzak durmak, mevcut şikayetlerin çok daha ağrılı ve zorlu bir aşamaya geçmesine sebep oluyor.</p>

<p>Gelişen tıp bilimi ise ameliyat masasından çekinen hastalar için son derece güvenilir ve konforlu alternatifler üretiyor. Hastaların operasyon endişesiyle kliniklere gitmekten çekindiğini dile getiren <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Durmuş Kurt,</strong> güncel sağlık uygulamalarının hastalara büyük rahatlık sağladığını belirtiyor. Uzman hekim, klinik ortamda sıkça uygulanan ameliyatsız hemoroid tedavisi tekniklerinin hastalara oldukça acısız bir iyileşme dönemi sunduğunu vurguluyor.</p>

<h2><strong>MDK İşlemi Kesilere İhtiyaç Bırakmıyor</strong></h2>

<p>Eski tip açık ameliyatların beraberinde getirdiği büyük cerrahi kesiler ve haftalar süren zorlu nekahet süreçleri hastaları korkutuyor. Bu süreçten kaçınmak isteyen hastalar için kesisiz bir çözüm olarak ön plana çıkan <strong>MDK </strong>işlemi sıklıkla uygulanıyor. <strong>Op. Dr. Mehmet Durmuş Kurt</strong>, hastaların büyük bir kısmının ağrılar katlanılamaz bir duruma gelene kadar tıbbi desteği reddettiğini anlatarak, bu yöntemin problemli damarlara direkt olarak odaklanıp ilgili dokuları güvenli bir şekilde küçültmeyi hedeflediğini ifade ediyor.</p>

<p>Bu yeni nesil medikal yöntemin hastalar açısından en büyük avantajının herhangi bir cerrahi kesik oluşturmaması olduğunu anlatan Kurt, minimal invaziv olarak sınıflandırılan bu işlem sayesinde hastaların günlerce hastane odalarında yatmasına gerek kalmadığını ve herkesin kendi sosyal yaşantısına hızla geri dönüş yapabildiğini aktarıyor.</p>

<h2><strong>Kanamalar Ciddi Sorunların Habercisi Olabilir</strong></h2>

<p>Fizyolojik rahatsızlık, kişide yerleştiği dokuya göre <strong>İç Hemoroid </strong>ve <strong>Dış Hemoroid</strong> olmak üzere iki ayrı tabloda inceleniyor. Uzman hekimler, dış bölgedeki rahatsızlıkların makat çevresinde şişlik, dayanılmaz kaşıntı ve şiddetli ağrıyla kendisini gösterdiğini, iç bölgedeki damar sorunlarının ise daha çok ağrıya yol açmayan taze kanamalarla saptandığını bildiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tuvalet ihtiyacı sırasında fark edilen parlak kırmızı kanamaların kesinlikle uyarıcı kabul edilmesini isteyen doktor, hastaların bağırsaklarını tam boşaltamama hissini ve otururken yaşadıkları baskıyı muhakkak önemsemesi gerektiğini paylaşıyor. Sürekli tekrar eden kanama ataklarının sadece basit bir damar genişlemesine bağlanamayacağını söyleyen deneyimli hekim, Bağırsak kanalındaki çok daha riskli hastalıkların da benzer bulgular üretebileceği uyarısında bulunarak en erken aşamada bir Genel Cerrahi uzmanından randevu alınmasının şart olduğunu yineliyor.</p>

<h2><strong>Bağırsak Sağlığı İçin Lifli Gıdalar Tüketin</strong></h2>

<p>Problemin tam anlamıyla çözülmesinde sadece hekimlerin uyguladığı medikal işlemlerin tek başına yeterli olamayacağını vurgulayan beslenme uzmanları, hastanın günlük yeme alışkanlıklarını baştan aşağı değiştirmesi gerektiğini aktarıyor.<strong> Diyetisyen Nazlı Yegin</strong>, bu hastalığın gelişim evresinde ve tedavi sonrasında nüksetmesinde <strong>Kabızlık </strong>sorununun en büyük etken olduğunu hatırlatarak, sindirim sistemini yormayan yeni diyet listelerine geçiş yapılmasının zorunlu olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Tıbbi işlemlerin başarı oranını korumak için günlük menülerde lif değerinin muhakkak artırılmasını tavsiye eden Diyetisyen Nazlı Yegin, taze sebze, meyve, tam tahıllı besinler ve baklagillerin bağırsak florasını düzenleyerek bölgedeki damar baskısını hafiflettiğini dile getiriyor. Suyun sindirim faaliyetleri için taşıdığı yaşamsal öneme değinen Yegin, paketli fabrika gıdalarından uzak durmanın ve hareketsiz yaşam tarzını terk etmenin dokuların onarım hızını yüksek oranda artırdığını ifade ediyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Emre Gündoğdu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/op-dr-mehmet-durmus-kurt-hemoroid-hastaligini-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/mehmet-durmus-kurt.jpg" type="image/jpeg" length="76066"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beşiktaş, Sergen Yalçın ile devam edecek mi? İşte yönetimin kararı]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/besiktas-sergen-yalcin-ile-devam-edecek-mi-iste-yonetimin-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/besiktas-sergen-yalcin-ile-devam-edecek-mi-iste-yonetimin-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş yönetimi, teknik direktör Sergen Yalçın’ın geleceğiyle ilgili kararını verdi. Siyah-beyazlı kulüpte yapılan toplantının ardından “devam” kararı çıktığı öğrenildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş’ta teknik direktör Sergen Yalçın’ın geleceğiyle ilgili merak edilen süreç netlik kazandı. Süper Lig’de sezonu 4. sırada tamamlamayı garantileyen ve Türkiye Kupası’na veda eden siyah-beyazlı ekipte yönetim, deneyimli teknik adamla yola devam etme kararı aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>KRİTİK TOPLANTIDAN “DEVAM” KARARI ÇIKTI</strong></h2>

<p>A Spor’un haberine göre Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, gerçekleştirilen toplantıda yönetim kurulu üyelerinin görüşlerini aldı.</p>

<p>Yapılan değerlendirmelerin ardından siyah-beyazlı yönetimin büyük çoğunluğunun, teknik direktör değişikliğine gidilmemesi yönünde fikir bildirdiği öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/besiktas-sergen-yalcin-ile-devam-edecek-mi-iste-yonetimin-karari</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/12/sergen-yalcindan-hakem-kararlarina-tepki-hakem-arkadaslar-neye-gore-varlar-neye-gore-yoklar-1.jpg" type="image/jpeg" length="21316"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan Kurban Bayramı öncesi kritik uyarı! Kene tehlikesi yeniden kapıda]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-kurban-bayrami-oncesi-kritik-uyari-kene-tehlikesi-yeniden-kapida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-kurban-bayrami-oncesi-kritik-uyari-kene-tehlikesi-yeniden-kapida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de sıcaklıkların artmasıyla birlikte kene kaynaklı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları yeniden ortaya çıktı. Özellikle kırsal alanlarda zaman geçirecek vatandaşlar için ölümcül risk taşıyan hastalıkta kritik dönem başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yeniden görülmeye başlayan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları endişe oluştururken, uzmanlar özellikle Kurban Bayramı öncesi kırsal alanlara gidecek vatandaşlara uyarılarda bulundu. Ölümcül seyredebilme riski bulunan hastalığa karşı kene temasının hayati önem taşıdığı belirtilirken, vatandaşların açık renkli kıyafet tercih ederek keneyi erken fark etmesi, dış ortamdan döndükten sonra vücutlarını detaylı şekilde kontrol etmesi ve kene tutunması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiği vurgulandı.</p>

<h3>"KURBANLARINI KESECEK OLAN KİŞİLERİN ÇOK DİKKATLİ OLMASI GEREKİYOR"</h3>

<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, Türkiye'de kene ile buluşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nin 2002 yılından itibaren görüldüğünü belirterek, "Bu yıllara göre değişmekle birlikte havaların ısınması ile birlikte vakalar ortaya çıkmaktadır. Bölgemizde henüz bir vaka tespit etmedik ancak ülkemizde vakalar var. Özellikle Nisan ayı sonu itibari ile vakaları ortaya çıktı. Hastalar gerek ayaktan gerek yatırılarak tedavi edildiler. Genç bir arkadaşımızın öldüğü ile ilgili bilgimiz var. Bu sene havaların biraz daha soğuk gitmesi itibarıyla vakalar az olarak karşımıza çıkıyor ama önümüzde Kurban Bayramı var. Bu dönemde köylerine gidecek, orada kurbanlarını kesecek olan kişilerin çok dikkatli olması gerekiyor. Çünkü keneler halen mevcut ve halen enfekte. Bağışıklığı olmayan, daha önce bunu geçirmemiş olan kişiler bu hastalığa açıklar ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ölümcül seyredebiliyor. Böyle bir durumla mutlaka önlemlerini almaları gerekiyor. Dışarı çıkıp evlerine döndükleri zaman üzerlerine bakmaları lazım. Vücudunun her tarafında kene aramaları gerekiyor. İkinci olarak dışarı çıkarken çoraplarını pantolonların içine sokmaları gerekiyor ki kene deriye ulaşmasın. Açık giysiler giyerlerse kişiler keneyi çok rahatlıkla görebilirler. Kene yapışınca da bir sağlık durumuna başvursunlar ve o keneyi sağlık kuruluşunda çıkarsınlar. Bir an önce hızlı bir şekilde henüz daha o virüsü kusmadan vücudun içine o keneyi çıkarmak gerekiyor" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Akademisyenler, Kenelerin Hastalık Yayma Oranını Araştırıyor 7" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2025/08/akademisyenler-kenelerin-hastalik-yayma-oranini-arastiriyor-7.jpg" width="1280" /></p>

<h3>"O KADAR ÖLÜMCÜL DEĞİL ERKEN MÜDAHALE İLE TEDAVİ EDEBİLİYORUZ"</h3>

<p>Bölgeden yüzlerce hastanın Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nedeniyle hastanelere başvurduğunu kaydeden Yılmaz, "Sahildeki kenelerde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi yok. Özellikle Kelkit Vadisi ile Torul bölgesi, Şebinkarahisar, Alucra, Çamoluk ve Bayburt bölgelerinden hastalar geliyor. Kırsala gidenler mutlaka önlemlerini almaları gerekiyor. Daha önce bunu geçirmemiş insanlar daha çok risk altında. Şu ana kadar hastanemize daha önce Kırım Kongo olarak gelip de sonradan tekrar Kırım Kongo olarak gelen hastamız olmadı. Bölgeden yüzlerce hastamız var. Bunların bir kısmı vefat etti diğerleri hayatını sürdürüyor. Kırım Kongo ölümcül bir hastalık olarak düşünülüyor. O kadar ölümcül değil erken müdahale ile tedavi edebiliyoruz. Kişinin erken tespit etmesi gerekiyor. Hemen sağlık kuruluşuna giderek o keneyi çıkartması gerekiyor. O kişi hasta olmadan bile düzelebiliyor. Vücutta ne kadar uzun süre kalırsa vücuda o kadar çok virüs verebiliyor. Virüsün fazlalığı, cinsi etkileyebiliyor. Kişinin bağışıklığı burada önem arz ediyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-kurban-bayrami-oncesi-kritik-uyari-kene-tehlikesi-yeniden-kapida</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/08/akademisyenler-kenelerin-hastalik-yayma-oranini-arastiriyor-9.jpg" type="image/jpeg" length="79840"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul’da şoke eden olay! Karnından 22 kiloluk tümör çıktı]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/istanbulda-soke-eden-olay-karnindan-22-kiloluk-tumor-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/istanbulda-soke-eden-olay-karnindan-22-kiloluk-tumor-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da yaşayan 62 yaşındaki Şükran Samanlı, karnındaki şişlik ve ağrının kabızlıktan olduğunu düşünerek doktora gitmeyi ihmal etti. Adeta hamile bir kadın görüntüsüne ulaşan Samanlı'nın karnındaki şişliği 22 kiloluk tümörden kaynaklandığı tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'da yaşayan 62 yaşındaki Şükran Samanlı, karnındaki şişlik ve ağrının kabızlıktan olduğunu düşünerek doktora gitmeyi ihmal etti. Adeta hamile bir kadın görüntüsüne ulaşan Samanlı'nın karnındaki şişliği 22 kiloluk tümörden kaynaklandığı tespit edildi. Ameliyatla tümörü alınan Samanlı, "Nefes alamıyordum, taş gibi bir şeydi. Neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı, o korkuyla kendimi acile attım. Kabızlık diye düşündüm çünkü sık sık oluyordum. Hatam oldu, doğumlardan sonra kadın doğum muayenesine hiç gitmedim" dedi. Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Emin Erhan Dönmez, ise "Devasa bir kitle saptadık, ameliyat 6 saat kadar sürdü. 50 cm civarında, yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz. Yumurtalık tümörleri biraz sinsi, üçüz gebelik boyutunda vardı hatta daha büyüktü diyebiliriz" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul'da yaşayan 2 çocuk annesi 62 yaşındaki Şükran Samanlı, edinilen bilgiye göre bir süre önce karnında şişlik ve ağrı hissetmeye başlarken durumu zaman zaman yaşadığı kabızlık gibi problemlere bağladı. Samanlı, bu süreçte doktora gitmezken karnı adeta hamile bir kadın görüntüsüne ulaştı. Neredeyse nefes alamaz hale geldiğindeyse İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine başvurdu. Hastanın devasa şişkinlikteki karnını gören hekimler büyük şaşkınlık yaşadı. 13 Mart'ta yatışı yapılan hasta tetkiklerin ardından jinekolojik onkoloji bölümüne yönlendirildi. Op. Dr. Emin Erhan Dönmez ve ekibinin yaptığı incelemelerde Samanlı'da yumurtalıktaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyümesi ile oluştuğu ifade edilen yumurtalık tümörü tespit edildi. Genellikle sinsi ilerlediği belirtilen kasık ağrısı, karında şişlik gibi durumlar oluşturabildiği aktarılan hastalığa karşı Op. Dr. Dönmez ve ekibi hemen harekete geçti. Hastanın hem hareket kabiliyetini sınırlandıran hem organlarına baskı yaptığı belirlenen kitle için ameliyat kararı alındı. Yapılan tüm hazırlıkların ardından 7 Nisan'da gerçekleşen başarılı operasyonla yaklaşık 50 cm ve 22 kilo civarındaki kitleden kurtulan hasta da rahat bir nefes aldı. Samanlı, 23 Nisan'da taburcu edilirken tedavisinin devam edeceğini belirten Op. Dr. Dönmez, hastasının durumu ve tedavisine ilişkin bilgi verdi. Dönmez, kişilerin bedenlerinde herhangi bir farklılık hissettiğinde zaman kaybetmeden hekime başvurması gerekliliğine dikkat çekti. Öte yandan hastanın karnındaki devasa şişlik ameliyat öncesi hali ve tıbbi görüntülemelere yansıyan görüntüsüyle gözler önüne serildi.</p>

<p><strong>"KABIZLIK DİYE DÜŞÜNDÜM, NEREDEYSE BOĞAZIMA KADAR ÇIKACAKTI"</strong></p>

<p>Yaşadıklarını anlatan 62 yaşındaki Şükran Samanlı, "Korkuyla geldim, ne çıkacak ne olacak diye panik yaptım. Gücüm kalmadı, nefes alamıyordum, acile yatırıldım. Ameliyata girdim, şimdi rahatım, nefesimi çok rahat alıyorum. Çok kötü bir şeydi, karnımda ne olduğunu anlayamadım, gebelik gibi değil. Gebelikte yine bir esneklik olur, bu taş gibi bir şeydi. Midemin üstüne çıkmıştı, neredeyse boğazıma kadar çıkacaktı. O korkuyla kendimi acile attım, böyle bir şeyle karşılaşacağım aklımın ucundan bile geçmedi. 2,5-3 ay bekledim, benim de hatam oldu. Karnımı görseniz korkardınız, taşınmaz hale geldi. Yusyuvarlak, şekilsiz yamulmalar oldu, yattığım zaman alt taraflarda göçme oluyordu, sonra taşlaşıyordu. Kabızlık falandır diye düşündüm çünkü sık sık kabız oluyordum. Bende de hata oldu, doğumlardan sonra kadın doğum muayenesine hiç gitmedim" dedi.</p>

<p><strong>"BENİ TORUNUMA KAVUŞTURUN DEDİM"</strong></p>

<p>Samanlı, "Kişilerin şüphelendikleri zaman bir an önce hastaneye gitmelerini tavsiye ediyorum" diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Doktor bey ameliyata karar verince beni torunuma kavuşturun hocam diye gözlerinin içine baktım, o günü hiç unutmuyorum. Öksüz torunum var, ona bakıyorum sadece onu düşündüm. 78 kilo civarlarındaydım şimdi 57 küsurlardayım. Halimi görenler ‘Neyi bekliyorsun, doktora git, git' diyorlardı, neyle karşılaşacağımdan o kadar korktum ki o yüzden bu duruma geldim. Kimse korkmasın hele ki böyle bir hoca ile karşılaştığı zaman çok teşekkür ederim"</p>

<p><strong>"KİTLENİN BİR ANDA KALDIRILMASI HAYATİ RİSK ORTAYA ÇIKARABİLİRDİ"</strong></p>

<p>Hastasına ilişkin konuşan Op. Dr. Emin Erhan Dönmez, "İlk acil servisimize karında son 2 aydır giderek artan şişkinlik ve karın ağrısı şikayetleriyle başvuruyor. İlk tetkiklerinde karnı dolduran kitle olması üzerine bize konsülte edildi, gerçekten pelvik bölgeden diyaframa kadar hatta akciğeri itecek kadar büyük, devasa bir kitle saptadık. MR ve ultrasonografik değerlendirmelerde kitlenin yumurtalık tümörü olduğunu düşündük.</p>

<p>Her iki akciğerin alt loblarında sönme olmuştu, kanın oksijenlenmesi bozulmuştu. Bunun sebebi de kitlenin akciğere ve diyaframa yapmış olduğu baskı. Hasta o kadar büyük bir kitleyle gündelik işlerini yapmakta, yürümede, sağa sola dönmede zorluk çekiyor hatta rahat bir uyku bile uyuyamıyordu. Bizi zorlu bir süreç bekliyordu, farkındaydık. Ameliyat 6 saat kadar sürdü, tüm karnı dolduran yaklaşık 50 cm civarında bir kitle saptadık. Kitlenin bir anda damarların üzerinden kaldırılmasıyla hastanın hemodinamisi bir anda bozulabilir, dolaşımsal ve solunumsal hastanın hayati riskini ortaya çıkarabilecek komplikasyonlar olabilirdi" dedi.</p>

<p><strong>"YAKLAŞIK 20-22 KİLOGRAM OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ"</strong></p>

<p>‘Kontrollü şekilde yaklaşık 6-7 litresini ameliyat esnasında boşalttık' diyerek ve hastanın tedavisinin sürdüğünü aktaran Op. Dr. Dönmez, "Kitleyi çevre dokulardan, yapışmış olduğu organlardan yavaş yavaş ayırarak total olarak çıkardık. Ameliyattan önce hastamızın kilosu yaklaşık 79 kilo iken ameliyattan sonra 57 kilo civarında. Kitlenin yaklaşık 20-22 kilogram olduğunu düşünüyoruz. Farkındalık oluşturmak istediğimiz olay; bedenlerinde herhangi bir değişiklik saptadıklarında, bu kadar büyük bir kitleye ulaşmadan sağlık kuruluşlarına bir an önce başvurmaları. 10 cm'lik ile 50 cm'lik bir kitleyi ameliyat etmek aynı zorlukta olmayacaktır. Yumurtalık tümörleri biraz sinsi ilerliyor, 70-80 kadında bir gözükebiliyor. Meme ve rahim kanserine göre sıklık olarak daha az ama klinik belirti vermediği için genelde yüzde 70-75'ini ileri evrelerde saptıyoruz. Daha mortal gidebiliyor" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"ÜÇÜZ GEBELİK BOYUTUNDA HATTA DAHA BÜYÜKTÜ"</strong></p>

<p>Hastalığın sinsi olduğunu ifade ederken dikkat edilmesi gereken belirtilere yönelik bilgi veren Op. Dr. Dönmez, ‘Hastamızda olduğu gibi karında büyüme, mideye baskı yaptığı için yemek yiyememe, erken doyma, hazımsızlık, bağırsaklara baskı yaptığı için gaz deşarjında ve büyük tuvalet alışkanlıklarında değişkenlik' diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Bütün kadınlarımıza yıllık jinekolojik muayeneyi öneriyoruz. Hastamız şanslıydı çünkü tümör karın içerisine dağılmamıştı. Bazı tümörler 2 santim iken tüm karına yayılabilir, bazı tümörler de 50 santime kadar herhangi bir patlama olmadan büyüyebilir. Kitle dışarıdan görünüm olarak bir üçüz gebelik boyutunda vardı hatta daha büyüktü diyebiliriz. Gebelikte süreç birazcık daha uzun, yavaş yavaş karın büyüdüğü için toleransı biraz daha fazla olabiliyor. Yumurtalık tümörleri hızlı büyüdüğü, yaklaşık 2-3 ay içerisinde bu boyuta ulaştığı için toleransı biraz daha düşük oluyor"</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/istanbulda-soke-eden-olay-karnindan-22-kiloluk-tumor-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w701387-03.jpg" type="image/jpeg" length="31305"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan hantavirüs uyarısı: İnsandan insana bulaş riski var]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzmandan-hantavirus-uyarisi-insandan-insana-bulas-riski-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzmandan-hantavirus-uyarisi-insandan-insana-bulas-riski-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya gündemine oturan hantavirüsle ilgili konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Funda Timurkaynak, virüsün nadir de olsa insandan insana bulaşabildiğini belirterek, temaslı kişilerin en az 6 hafta yakın takibe alınması gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arjantin'den yola çıkan "MV Hondius" isimli gemiyle gündeme gelen hantavirüs "Salgın mı?" endişesini oluştururken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konuyla ilgili açıklama yaptı. Tedros Adhanom Ghebreyesus, ölümle anılan virüse ilişkin "8 vakadan 5'i hantavirüs olarak doğrulandı, diğer 3'ü ise şüpheli" ifadelerini kullanırken hastalığın ciddi olmasına rağmen halk sağlığı açısından risk seviyesinin düşük olarak değerlendirildiğini belirtti. DSÖ tarafından Türkiye dahil 12 ülkeye bilgilendirme yapılan hantavirüs konusunda Memorial Bahçelievler Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Funda Timurkaynak de bilgi verdi. Prof. Dr. Timurkaynak, gemiden inen yolcuların 6 haftalık kuluçka süresi boyunca topluma karışmaması gerektiğini söylerken Arjantin'de bir düğünde yakın temas yoluyla bulaşın olduğu bilgisini verdi.</p>

<h3>"ÜLKEMİZDE HENÜZ POZİTİF VAKA TESPİT EDİLMEMİŞTİR"</h3>

<p>Öte yandan Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada sürecin titizlikle takip edildiği vurgulanırken, "Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir. Vatandaşlarımızın yalnızca resmi makamlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate almaları, kamuoyunda dolaşıma giren doğrulanmamış bilgilere karşı dikkatli olmaları önem arz etmektedir. Bakanlığımız, halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü bulaşıcı hastalığa karşı tarama, önleme, kontrol ve izleme çalışmalarını ilgili tüm birimleriyle kesintisiz şekilde sürdürmektedir" denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Funda Timurkaynak" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/funda-timurkaynak.jpg" width="1000" /></p>

<h3>"AĞIR BİR VİRAL HASTALIK, AKCİĞER TUTULUMU YÜZDE 30-40 GİBİ BİR ÖLÜM ORANIYLA SEYREDİYOR"</h3>

<p>‘Virüs kemirgenler aracılığıyla bulaşıyor' diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Funda Timurkaynak, "Kemirgenlerin idrar, dışkıları ya da dışkısının kontamine olduğu havanın solunması sırasında bulaşabiliyor. Bir türü var, şu anda salgından da sorumlu olan; Andes. Bu insandan insana bulaşabilen nadir bir alt türü. Avrupa'da ve Güney Amerika'da farklı klinik tablolarla seyrediyor. Arjantin'de kalkan gemide görülen salgındaki türü akciğer tutulumuyla giden, ateş, kas, eklem, baş ağrısı sanki bir grip başlangıcı gibi olup daha sonra akciğer tutulumu, yetmezlik, solunum sıkıntısı ve akciğerin deyim yerindeyse iflas etmesi ile sonuçlanan bir hastalık tablosu yapıyor. Avrupa'da ve Asya'da görülen formunda ise yine grip benzeri tabloyla başlamakla beraber böbrekleri tuttuğunu, yetmezlik ile gittiğini, diyaliz gerektirecek kadar böbrek fonksiyonlarını bozduğunu biliyoruz. Bu virüse özgü antiviral tedavi yok, böbrek tutulumu için kullanılan antiviral ilaç olmakla birlikte şu anda akciğer tutulumu için antiviral tedavimiz yok. Ağır bir viral hastalık, akciğer tutulumu yüzde 30-40 gibi bir ölüm oranıyla seyrediyor. Avrupa'da ve Asya'da görülen böbrek tutulumuyla giden daha iyi seyirli, yüzde 1 ila 15 gibi bir ölümden söz ediliyor. Solunum destek ihtiyacına hemen başlanması önemli. Bu vakalar bir gemide oldukları için böyle bir tıbbi yardım alamamışlardır muhtemelen ve bu hasta grupları genellikle ileri yaş dolayısıyla bütün bunlar hastalığın daha ağır geçmesine katkıda bulunuyor" dedi.</p>

<h3>"ARJANTİN'DE DÜĞÜNDE BİLDİRİLEN BİR SALGIN VAR"</h3>

<p>‘Kuluçka süresi 6 haftaya kadar uzayabildiği için hastaların mutlaka izolasyonda olmaları lazım' diyen Prof. Dr. Timurkaynak, "Örneğin; Amerika'da Teksas‘taki olgular karantinaya alınmış ve semptomları şu an için yok ama takip ediliyor. En az 6 hafta izolasyonda kalıp temas edecek olanların maskeyle hastaların yanına girmesi, el hijyeni gibi kişisel hijyen şartlarına kurallarına çok ciddi uyum gösterilmesi gerektiriyor. Arjantin'de bir düğünde bildirilen salgın var, yan yana oturan insanların virüsü aldığına dair elimizde bilgiler var. Yakın ve uzun süreli temastan mutlaka kaçınılması gerekiyor. Destek tedavinin erken, hızlıca başlanması hayat kurtarıcı olabilir, sıvı takviyeleri, solunum desteği gibi desteklerle hastalar takip ediliyor. Erken başvuru önemli. Kas, eklem, baş ağrısı gibi her türlü viral hastalıkta görebileceğimiz bulgular olduğu için hızlıca testlerinin istenmesi gerekiyor. Gemideki bazı kişilerin 24 Nisan'da ülkelerine ayrıldığı ifade ediliyor, Yeni Zelanda Amerika Türkiye dahil dolayısıyla bu vakaların mutlaka karantinada olup çok yakın izlenmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.</p>

<h3>"ÇOK CİDDİ BİR TAKİP GEREKTİRİYOR Kİ YANGINI OLDUĞU YERDE SÖNDÜRELİM"</h3>

<p>Kemirgenlerle ilişkili alanlar veya salgısını bırakabileceği noktalarda yapılacak temizliğine yönelik konuşan Prof. Dr. Timurkaynak sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Bu tür yerlerin temizliği sırasında toz oluşturan değil ıslak temizlik yapılması lazım çünkü havaya karışan damlacıkların solunmasıyla da virüs ne yazık ki alınabiliyor. Gıdaların kapalı ve bu kemirgenlerin ulaşamayacağı şekilde saklanması çok önemli. Hem vektör kontrolü hem vektörün dışkılarının bulaşabileceği ortamların çok iyi ve ıslak şekilde temizliğinin yapılması gerekir. Salgın, herkesin endişesi bu, virüsün bulaştırıcılığı bir Covid ya da grip virüsününki kadar değil. Mutasyona uğramıyor olması bir artı çünkü Covid‘de her seferinde yeni bir mutantla salgının alevlendiğini gördük. Dünya Sağlık Örgütü tarafından şu anda pandemi beklenmediğine ilişkin çok net bir mesaj verildi, vakalarla ilgili bilgi verildi, ülkeler uyarıldı. Temaslılarının takibi, yani bu kişi uçakla geliyor, o uçaktaki herkesin takibi semptom açısından oldukça önemli, çok ciddi bir takip gerektiriyor ki bu yangını olduğu yerde söndürelim."</p>

<h3>"EN AZINDAN 6 HAFTA TOPLUMA KARIŞMAMALI, BİR ŞEY OLMAZ DİYEMEYİZ"</h3>

<p>Hastalığın tanı sürecine yönelik bilgiler veren Prof. Dr. Timurkaynak, "Halk Sağlığı Viroloji laboratuvarımızda bu testler yapılıyor, antikor bakıyoruz, vücudunda virüse karşı antikor gelişmiş mi? Bir de PCR testi, kanda virüs miktarına bakarak hastalığın tanısı konuyor. Maske, mesafe gibi kişisel koruyucu önlemlerin alınması oldukça önemli. Covid bitti ama viral enfeksiyonlarla dansımız bitmedi. Çift, Arjantin'de kuş gözlemi yapıyor, gemiye biniyor. Eşi ve kendisi hastalanıyor, şu an koruyucu bir aşısı yok. Vakalar daha fazla da olabilir çünkü her hastada aynı şekilde seyretmiyor. Bu hastaların yoğun bakımda izlenmesi, solunumun çok iyi desteklenmesi gerekiyor. İnsandan insana bulaş riski var. Bu nedenle topluma en azından 6 hafta karışmayıp bulgular açısından yakın takip edilmeleri uygun olur, bir şey olmaz diyemeyiz. Yaşlı, altta yatan hastalığı olan hastalar ve de geç bir tablo, geç başvuru söz konusu olduğunda tıbbi destek doğal olarak azalıyor" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzmandan-hantavirus-uyarisi-insandan-insana-bulas-riski-var</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-1.jpg" type="image/jpeg" length="70036"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan hantavirüs uyarısı: Sokak hayvanları kritik rol oynuyor]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzmandan-hantavirus-uyarisi-sokak-hayvanlari-kritik-rol-oynuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzmandan-hantavirus-uyarisi-sokak-hayvanlari-kritik-rol-oynuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hantavirüsün kemirgenlerden bulaştığını belirterek, sokak hayvanlarının özellikle fare ve sıçan popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Atlantik Okyanusu'nda seyreden bir yolcu gemisinde ortaya çıkan şüpheli hantavirüs vakalarının ardından açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, virüsün bulaşma yolları ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Hantavirüsün esas olarak fare ve sıçan gibi kemirgenler aracılığıyla taşındığını ifade eden Özkaya, insanların ise kemirgen dışkısı, idrarı veya yuva kalıntılarının bulunduğu ortamlarda havaya karışan virüs parçacıklarını soluyarak enfekte olabileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özkaya, özellikle uzun süre kapalı kalan kulübe, ahır, çatı katı, garaj ve depo gibi alanların temizliği sırasında riskin arttığını belirterek, "Kurumuş kemirgen dışkıları süpürülürken ya da temizlik yapılırken havaya yayılan parçacıkların solunması bulaş açısından tehlike oluşturabilir" dedi.</p>

<p><strong>"İLK BELİRTİLER GRİP İLE KARIŞTIRILABİLİYOR"</strong></p>

<p>Hantavirüsün ilk belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını ifade eden Özkaya, "Ateş, kas ağrısı, halsizlik, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. Bazı hastalarda süreç ilerlediğinde nefes darlığı, öksürük ve akciğerlerde sıvı birikimi gelişebilir. Özellikle kemirgen teması sonrası nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekir" diye konuştu.</p>

<p><strong>"İNSANDAN İNSANA BULAŞ RİSKİ YOK DENECEK KADAR AZ"</strong></p>

<p>Hantavirüsün çoğu vakada insandan insana bulaşmadığını vurgulayan Özkaya, salgın riskinin düşük olduğunu söyledi. Türkiye açısından büyük bir tehdit beklemediklerini belirten Özkaya, "Ülkemizde şehir yaşamında kemirgenlerle temas oldukça sınırlı. Kırsal bölgelerde ise sokak hayvanları kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynuyor. Bu nedenle hantavirüsün ülkemiz için ciddi bir salgın tehdidi oluşturacağını düşünmüyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>UZMANINDAN KORUNMA ÖNERİLERİ</strong></p>

<p>Kemirgenlerin yaşam alanlarından uzak tutulmasının önemine değinen Özkaya, yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, çöplerin açık bırakılmaması ve kemirgen giriş noktalarının kapatılması gerektiğini söyledi. Temizlik sırasında ise alanların önce havalandırılması, eldiven ve maske kullanılması gerektiğini belirten Özkaya, kurumuş dışkıların doğrudan süpürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzmandan-hantavirus-uyarisi-sokak-hayvanlari-kritik-rol-oynuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/profesor-acikladi-hantavirus-kemirgenlerden-bulasiyor.png" type="image/jpeg" length="82053"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HANTAVİRÜS nedir, bulaşıcı mı? HANTAVİRÜS belirtileri nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/hantavirus-nedir-bulasici-mi-hantavirus-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/hantavirus-nedir-bulasici-mi-hantavirus-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arjantin açıklarında demirleyen Hollanda bayraklı yolcu gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakaları dünya gündemine oturdu. Virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin olduğu açıklanırken vatandaşlar “Hantavirüs nedir?”, “Bulaşıcı mı?”, “Belirtileri neler?” sorularını araştırmaya başladı. İşte hantavirüs hakkında merak edilenler…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hantavirüs dünya genelinde yeniden gündeme geldi. Arjantin’den üç hafta önce hareket eden Hollanda bayraklı yolcu gemisinde görülen vakalar sonrası gözler bu tehlikeli virüse çevrildi. Fareler ve kemirgenler aracılığıyla yayıldığı bilinen hantavirüs nedeniyle şu ana kadar 3 kişinin hayatını kaybettiği, bazı yolcuların ise tedavi altında olduğu açıklandı. Yaşanan gelişmelerin ardından vatandaşlar “Hantavirüs nasıl bulaşır?”, “İnsandan insana geçer mi?”, “Tedavisi var mı?” sorularına yanıt arıyor.</p>

<h2><strong>HANTAVİRÜS NEDİR?</strong></h2>

<p>Hantavirüs, genellikle kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan nadir ancak ciddi sonuçlar doğurabilen bir virüs türü olarak biliniyor.</p>

<p>Virüs, akciğerleri ve böbrekleri etkileyebiliyor ve ağır sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre hantavirüs, erken müdahale edilmediğinde hayati risk oluşturabiliyor.</p>

<h2><strong>HANTAVİRÜS NASIL BULAŞIR?</strong></h2>

<p>Virüsün ana kaynağı; fareler, sıçanlar ve diğer bazı kemirgen türleri olarak gösteriliyor.</p>

<p>Başlıca bulaşma yolları ise şöyle:</p>

<h3><strong>Hava yoluyla bulaş</strong></h3>

<p>Kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla kirlenmiş tozların havaya karışması ve bu havanın solunması en yaygın bulaşma yöntemi olarak öne çıkıyor.</p>

<h3><strong>Temas yoluyla bulaş</strong></h3>

<p>Virüslü yüzeylere temas ettikten sonra ellerin ağız, burun veya göze götürülmesiyle bulaş gerçekleşebiliyor.</p>

<h3><strong>Kemirgen ısırığı</strong></h3>

<p>Nadir görülse de enfekte kemirgenlerin ısırması sonucu virüs bulaşabiliyor.</p>

<h2><strong>HANTAVİRÜS BELİRTİLERİ NELER?</strong></h2>

<p>Hantavirüs belirtileri ilk etapta grip ile karıştırılabiliyor.</p>

<h3><strong>Erken belirtiler</strong></h3>

<ul>
 <li>Yüksek ateş</li>
 <li>Titreme</li>
 <li>Kas ağrıları</li>
 <li>Halsizlik</li>
 <li>Baş ağrısı</li>
 <li>Baş dönmesi</li>
 <li>Bulantı ve kusma</li>
</ul>

<h3><strong>İleri seviye belirtiler</strong></h3>

<ul>
 <li>Şiddetli nefes darlığı</li>
 <li>Öksürük</li>
 <li>Akciğerlerde sıvı birikmesi</li>
 <li>Böbrek yetmezliği</li>
 <li>Düşük tansiyon</li>
 <li>Uzmanlar özellikle nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini belirtiyor.</li>
</ul>

<h2><strong>HANTAVİRÜS BULAŞICI MI?</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre hantavirüs esas olarak hayvanlardan insanlara bulaşan “zoonotik” bir hastalık olarak tanımlanıyor.</p>

<p>İnsandan insana bulaş ihtimali oldukça düşük görülse de bazı özel türlerde yakın temasla bulaş riskinin olabileceği ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>HANTAVİRÜSÜN TEDAVİSİ VAR MI?</strong></h2>

<p>Hantavirüs için şu an spesifik bir ilaç veya kesin koruyucu aşı bulunmuyor.</p>

<ul>
 <li>Tedavi sürecinde:</li>
 <li>Yoğun bakım desteği</li>
 <li>Solunum desteği</li>
 <li>Sıvı dengesi kontrolü</li>
 <li>Böbrek fonksiyonlarının takibi ön plana çıkıyor.</li>
</ul>

<p>Uzmanlar, erken teşhisin hastalığın seyrinde kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/hantavirus-nedir-bulasici-mi-hantavirus-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-nedir.jpg" type="image/jpeg" length="24202"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Polenler ve hava kirliliği astımı tetikliyor"]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/polenler-ve-hava-kirliligi-astimi-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/polenler-ve-hava-kirliligi-astimi-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Astımın hava yollarında kronik iltihaplanmaya bağlı gelişen ve yaşam kalitesini etkileyen önemli bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı. Dr. Öğr. Üyesi Berivan Usta, "Astımın toplumda görülme sıklığı yaklaşık yüzde 9 civarındadır. Son yıllarda hastalığın görülme oranında artış söz konusudur. Egzoz dumanı, ev tozu akarları, polenler, küf ve kimyasal kokular en önemli tetikleyiciler arasında yer alır. İklim değişikliğiyle birlikte polenler daha uzun süre havada kalı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Berivan Usta, 5 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Astımın nefes darlığı, hırıltı ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Usta, "Hastalar çoğu zaman şikâyetleri azaldığında hastalığın geçtiğini düşünerek tedaviyi bırakabiliyor. Oysa astım kronik bir hastalıktır ve belirtiler olmasa da altta yatan süreç devam eder" şeklinde konuştu.</p>

<h3>"HAVA KİRLİLİĞİ VE YAŞAM TARZI ETKİLİ"</h3>

<p>Astımın artışında hava kirliliği, çarpık kentleşme, sigara kullanımı ve değişen yaşam tarzının etkili olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Usta, "Egzoz dumanı, ev tozu akarları, polenler, küf ve kimyasal kokular en önemli tetikleyiciler arasında yer alır. İklim değişikliğiyle birlikte polenler daha uzun süre havada kalır ve bu durumda atak sıklığını artırabilir" diye konuştu.</p>

<p><img alt="Beri̇van Usta" class="detail-photo img-fluid" height="679" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/berivan-usta.jpg" width="999" /></p>

<h3>"ÇOCUKLARDA DAHA FARKLI SEYREDEBİLİYOR"</h3>

<p>Çocukluk çağında görülen astımın çoğunlukla alerjik kökenli olduğunu ve yaşla birlikte hafifleyebildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Usta, yetişkinlerde ise hastalığın daha kalıcı olma eğiliminde olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"TEDAVİYLE KONTROL MÜMKÜN"</h3>

<p>Astımın tamamen ortadan kalkmasa da doğru tedaviyle kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Usta, "Düzenli ilaç kullanımı ve hekim takibiyle hastalar şikâyetsiz bir yaşam sürdürebilir. En önemli hata ise hastanın kendini iyi hissettiğinde tedaviyi bırakmasıdır" şeklinde konuştu.</p>

<h3>"ASTIM KRİZİNDE HIZLI MÜDAHALE ÖNEMLİ"</h3>

<p>Astım atağı sırasında hastanın sakin kalmasının önemli olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Usta, "Hızlıca ilaç kullanımı sağlanmalıdır. Konuşmada güçlük, dudaklarda morarma gibi belirtiler acil durum işaretidir. Bu durumda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi.</p>

<h3>"GÜNLÜK YAŞAMDA ALINACAK ÖNLEMLER"</h3>

<p>Astım hastalarının yaşam tarzına dikkat etmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Usta, "Ev ortamında toz ve alerjenler azaltılmalıdır. Düzenli havalandırma ve sigaradan uzak durmak önemlidir. Ayrıca ağır kokulu temizlik ürünlerinden kaçınılmalı, nevresimlerin sık yıkanması ve sağlıklı kilonun korunması da hastalık kontrolünde etkilidir. Astım kontrol altında olduğu sürece spor yapmak da faydalıdır. Düzenli egzersiz, akciğer kapasitesini artırarak hastalığın yönetimine katkı sağlar" diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/polenler-ve-hava-kirliligi-astimi-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/astim-2.jpg" type="image/jpeg" length="55989"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şeker ilacı mı, kilo tuzağı mı? Zayıflatan ilaçlar mercek altında]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/seker-ilaci-mi-kilo-tuzagi-mi-zayiflatan-ilaclar-mercek-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/seker-ilaci-mi-kilo-tuzagi-mi-zayiflatan-ilaclar-mercek-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tip 2 diyabet (şeker hastalığı) veya fazla kiloya bağlı rahatsızlıkların tedavisi için geliştirilen ilaçlar, kilo verdirici etkileriyle öne çıkarken olası yan etkileri de tartışılıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Etken maddesi semaglutid olan ilaçların en bilineni Ozempic. Ozempic, vücutta GLP-1 olarak bilinen hormonun etkilerini taklit ederek çalışıyor. Bu mekanizma sayesinde pankreastan insülin salınımını artıran ilaç, aynı zamanda karaciğerde glukoz üretimini azaltıyor ve midenin boşalmasını yavaşlatıyor.</p>

<p>Ozempic gibi Mounjaro da Tip 2 diyabet tedavisi için Amerikan Gıda ve İlaç Dairesinden (FDA) onay alan, GIP ve GLP-1 reseptörlerini hedefleyen çift etkili bir ilaç.</p>

<p>Her ikisiyle aynı etken maddeye sahip, daha yüksek dozaj seçenekleriyle ABD'de piyasaya sürülen ve aynı zamanda tablet formu bulunan bir diğer ilaç da Wegovy.</p>

<p>Wegovy'nin de zayıflama amacının yanı sıra FDA'dan kalp sağlığına faydalı ve karaciğer yağlanmasını önleyici onayı bulunuyor.</p>

<p>Söz konusu ilaçlar, özellikle Tip 2 diyabet hastalarında uzun süreli kan şekeri kontrolü sağlamak amacıyla reçete ediliyor. İlacın kullanımına genellikle düşük dozla başlanıyor ve hastanın toleransına göre doz kademeli artırılıyor.</p>

<p>İlacın etkileri arasında iştah azalması da yer alıyor. Midenin boşalma süresinin yavaşlaması ve tokluk hissinin daha uzun sürmesi nedeniyle kullanan kişilerde kalori alımında azalma görülebiliyor. Bu durum, birçok hastada kilo kaybına yol açabiliyor.</p>

<p><strong>YAN ETKİLERİ TARTIŞILIYOR</strong></p>

<p>Son dönemde kilo vermeyi sağlayan bu ilaçların kullanımı küresel ölçekte artış gösterdi. Sosyal medya platformlarında ve çeşitli dijital mecralarda ilaca ilişkin paylaşımların yaygınlaşması, diyabet hastası olmayanlar arasında da ilaca yönelik talebi artırdı.</p>

<p>İlaçları kullanmanın güvenliği, kullanım amacına ve tıbbi gözetim altında olup olmamasına bağlı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Klinik çalışmalar ve ilaç ruhsatlandırma süreçlerinde elde edilen veriler, semaglutid içeren tedavilerin diyabet hastalarında etkili ve genel olarak güvenli olduğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte, her ilaçta olduğu gibi bu ilaçların kullanımında da çeşitli yan etkiler görülebiliyor.</p>

<p>En yaygın yan etkiler, sindirim sistemiyle ilişkili olarak kaydediliyor. Bulantı, istifra, ishal ve kabızlık gibi şikayetler, özellikle tedavinin başlangıç döneminde daha sık ortaya çıkabiliyor. Bu etkilerin çoğu, dozun kademeli artırılmasıyla zaman içinde azalabiliyor.</p>

<p>Daha seyrek görülen ancak daha ciddi sonuçlara yol açabilen yan etkiler de bulunuyor. Bunların arasında pankreas iltihabı (pankreatit), safra kesesi hastalıkları ve böbrek fonksiyonlarında bozulma yer alıyor. Ayrıca hayvan deneylerinde tiroit bezine ilişkin bazı riskler gözlemlendiği için belirli tiroit hastalıklarına sahip bireylerde ilacın kullanımı sınırlandırılabiliyor.</p>

<p>Hızlı kilo kaybı yaşayan bazı kişilerde kas kütlesinde azalma, buna bağlı güçsüzlük ve ilacın bırakılması halinde hızlı kilo alımı gibi durumlar da bildiriliyor.</p>

<p>Bu tür etkiler, özellikle ilacın tıbbi gereklilik olmaksızın ve beslenme düzeni gözetilmeden kullanıldığı durumlarda daha belirgin hale gelebiliyor.</p>

<p>Bu ilaçlar metabolizma üzerinde çok güçlü etkilere sahip olduğundan FDA, kullanımı sırasında doktor gözetimini zorunlu kılıyor.</p>

<p>ABD'de bu ilaçları reçetesiz satmak veya sahte reçete düzenlemek suç teşkil ediyor.</p>

<p><strong>TEDAVİNİN GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN UZUN DÖNEM VERİLER SINIRLI</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), obezitenin kronik ve tekrarlayan bir hastalık olarak tedavisinde GLP-1 ilaçlarının kullanımına ilişkin Ekim 2025 ilk küresel kılavuzunu yayımladı.</p>

<p>Bu kapsamda, dünya genelinde 1 milyardan fazla kişiyi etkileyen obezitenin 2024'te 3,7 milyon ölümle ilişkilendirildiği ve önlem alınmazsa 2030'a kadar iki katına çıkmasının beklendiği bildirildi.</p>

<p>Obezite için GLP-1 tedavilerinin hamile kadınlar hariç yetişkinlerde kullanılabileceği ifade edilen kılavuzda bu tedavinin güvenliğine ilişkin uzun dönem verilerinin sınırlı olduğuna işaret ediliyor.</p>

<p>Kılavuzda ilaç kullanımının tek başına yeterli olmayacağı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve uzman desteğiyle birlikte uygulanması gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p>Ayrıca yüksek maliyeti ve erişim eşitsizliğine işaret edilen kılavuzda sadece ilaç tedavisinin obezite sorununu çözmeyeceği vurgulanıyor.</p>

<p><strong>ABD'DEKİ OBEZİTE İLE İLAÇ KULLANIMI ORANLARI ARASINDA PARALELLİK DİKKAT ÇEKİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Worldatlas sitesindeki verilere göre 2024'te ABD'deki yetişkinlerde obezite oranlarının en yüksek olduğu eyaletlerin başında yüzde 41,40 ile West Virginia yer alırken bu eyaleti yüzde 40,40 ile Mississippi ve yüzde 39,20 ile Louisiana takip etti.</p>

<p>Dördüncü sırada ise yüzde 38,90'lık oranla Alabama ve beşinci sırada Arkansas yer aldı. Indiana yüzde 38,40 ile altıncı sırada bulunurken yedinci sırayı yüzde 37,60 obezite oranıyla Kansas ve Nebraska paylaştı.</p>

<p>GLP1 News Room isimli sitedeki 11 Mayıs 2025'teki bir haberde, ABD'de GLP-1 grubu ilaçların eyalet bazlı kullanım oranları incelendiğinde ülke genelinde belirgin bir coğrafi yoğunlaşmaya işaret ediliyor.</p>

<p>Verilere göre en yüksek kullanım oranı yüzde 24 ile West Virginia'da görülüyor. Bu eyaleti yüzde 22 ile Kentucky, yüzde 20 ile Louisiana ve Oklahoma izliyor.</p>

<p>Alabama ve Mississippi'de kullanım oranı yüzde 19 seviyesindeyken North Dakota'da ise bu oran yüzde 18.</p>

<p>Orta-yüksek kullanım grubunda Pennsylvania yüzde 17, Iowa yüzde 16,5, Michigan yüzde 16 oranıyla öne çıkıyor. Georgia, Tennessee, Texas ve Kansas gibi eyaletlerde GLP-1 kullanım oranı yüzde 15 seviyesinde bulunurken Ohio yüzde 14,5, New York ve New Jersey ise yüzde 14 civarında seyrediyor.</p>

<p>Daha düşük orta seviyede yer alan eyaletler arasında Illinois, Indiana ve North Carolina yüzde 13 ve Virginia yüzde 12 ile dikkat çekiyor. Minnesota yüzde 11, Florida ve Wisconsin yüzde 10 seviyesinde bulunuyor.</p>

<p>En düşük kullanım oranları ise batı eyaletlerinde yoğunlaşıyor. Hawaii yüzde 5 ile ülke genelinde en düşük GLP-1 kullanım oranına sahip eyalet olurken Utah, Colorado, Arizona ve Oregon yüzde 8 seviyesinde yer alıyor. California'da oran yüzde 9,5, Washington ve Nevada'da ise yüzde 8-9 bandında seyrediyor.</p>

<p>Genel tablo, GLP-1 kullanımının ABD'de özellikle Güney ve Appalachia bölgesinde yoğunlaştığını, batı eyaletlerinde ise daha düşük seviyelerde kaldığını ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>OZEMPİC VE TÜREVLERİ, ABD'DE YÜKSEK FİYATLARA SATILIYOR</strong></p>

<p>Ozempic'in internet sitesinde yer alan bilgilere göre, ABD vatandaşlarının sigorta aracılığı olmadan Ozempic almak istediklerinde ödemeleri istenen para, 2 miligramlık Ozempic iğnesi için aylık 499 dolar.</p>

<p>Mounjaro’nun da liste fiyatı 28 günlük (4 enjeksiyon kalemi) bir kutu için yaklaşık 1.112 dolar ancak bu rakam sigortalı ve sigortasızlık durumuna göre değişiyor.</p>

<p>Wegovy hapının ise sigortasız alındığında 1,5 miligramlık fiyatı aylık 125 dolar, sigortalı olarak alındığında ise aylık 25 dolar.</p>

<p><strong>ZAYIFLAMA İLACI KULLANIMINI ORTAYA KOYAN ANKET</strong></p>

<p>Kaiser Aile Vakfı (KFF) tarafından 27 Ekim-2 Kasım 2025 tarihlerinde ABD'de 1350 yetişkinle yapılan "Sağlık Takip Anketi" de zayıflama ilaçlarının kullanımıyla ilgili verileri ortaya koydu.</p>

<p>GLP-1 etken maddeli ilaç kullanımına ilişkin sorular yöneltilen katılımcıların yüzde 18'i bu tür ilaçları hayatlarının bir döneminde, yüzde 12'si ise halen kullandığını belirtti.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 38'i kronik hastalık tedavisi amacıyla, yüzde 30'u kilo vermek için, yüzde 32'si ise her iki amaçla birlikte kullandığını ifade etti.</p>

<p>Ankette ayrıca toplumda bu ilaçların dolaylı yaygınlığına ilişkin bulgular da yer aldı.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 37'si yakın çevresinde bu ilaçları kullanan birinin bulunduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>ABD DIŞINDA KULLANIMI</strong></p>

<p>Brezilya'da ilaç şirketi Hypera Pharma, Mart 2025'te yaptığı açıklamada, semaglutid patent süresinin sona ermesinin ardından 2026 içinde jenerik ürün piyasaya sürmeyi planladığını duyurdu.</p>

<p>Kanada Sağlık Bakanlığının 28 Nisan’da yaptığı açıklamaya göre, Danimarka merkezli ilaç şirketi Novo Nordisk’in çok satan diyabet ilacı Ozempic’in etken maddesi semaglutidin, Hindistan merkezli Dr. Reddy's Laboratories tarafından üretilen ilk jenerik versiyonu onaylandı.</p>

<p>Bir ilacın jenerik versiyonu, patent süresi dolduktan sonra aynı etken maddeyle üretilen ve orijinal ilaçla aynı etkiyi gösteren daha uygun fiyatlı eş değer ürün olarak biliniyor.</p>

<p><strong>HİNDİSTAN'DA OZEMPİC'İN "UCUZ" MUADİLLERİ GÜNDEMDE</strong></p>

<p>CNBC'nin 23 Mart'taki haberine göre, Hindistan'da Novo Nordisk firmasının semaglutid içerikli ilacının patent korumasının Mart 2026’da sona ermesiyle yerli ilaç üreticileri, hızla daha ucuz jenerik versiyonları piyasaya sundu.</p>

<p>Bu gelişme sonrası Novo Nordisk'in Ozempic ve Wegovy gibi markaları, fiyat açısından ciddi rekabet baskısıyla karşı karşıya kaldı.</p>

<p>Jenerik ürünlerin, orijinal ilaçlara kıyasla yüzde 60'a varan oranlarda daha düşük fiyatlarla satıldığı ve bu durumun özellikle geniş hasta kitleleri için erişimi artırdığı belirtiliyor.</p>

<p>Hindistan merkezli ilaç şirketi Sun Pharmaceutical, mart ayı sonuna doğru çıkardığı muadille, ilacın kullanımını aylık yaklaşık 3 bin 400 rupiye (35 dolar) düşürüyor. Bu fiyatın, Hindistan'da dozuna bağlı olarak 8 bin 800 (82 dolar) ile 10 bin (105 dolar) rupi arasında değişen Novo Nordisk markasının ilaçlarının perakende fiyatıyla karşılaştırıldığında oldukça uygun olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Artan rekabet nedeniyle şirketin Hindistan pazarında fiyat indirimine gitmek zorunda kaldığı, ayrıca pazar payını korumak için yeni stratejiler geliştirdiği ifade ediliyor.</p>

<p>Gelecek aylarda 50'den fazla markanın, Hindistan'da semaglutidin jenerik versiyonunu piyasaya sürmesi bekleniyor.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/seker-ilaci-mi-kilo-tuzagi-mi-zayiflatan-ilaclar-mercek-altinda</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/ispanya-ilac-aa.jpg" type="image/jpeg" length="29978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Havalar ısındı kene riski arttı: Uzmandan hayati uyarılar]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/havalar-isindi-kene-riski-artti-uzmandan-hayati-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/havalar-isindi-kene-riski-artti-uzmandan-hayati-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, doğadaki kene popülasyonunun beklenenden erken hareketlenmesine neden oldu. Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, özellikle piknik alanları, tarım arazileri ve hayvancılık bölgelerinde artan riske karşı vatandaşları uyararak; kene tehlikesine karşı alınması gereken önlemleri anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tıbbi Mikrobiyoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar nedeniyle kene popülasyonunun erken uyanmaya başladığını belirterek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskine karşı hayati uyarılarda bulundu. Mevsim geçişiyle birlikte kene vakalarındaki artış, özellikle İç Anadolu'nun kuzeyi, Orta ve Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu bölgelerinde "hiperendemik" seviyede seyrediyor. Uzmanlar, doğa aktivitelerinde fiziksel korunmanın ve doğru müdahalenin önemine dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>TÜRKİYE'DE EN TEHLİKELİ TÜR HYALOMMA</strong></h3>

<p>Türkiye genelinde kene kaynaklı hastalıkların ana taşıyıcısının Hyalomma cinsi keneler olduğunu anlatan Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, "Özellikle Hyalomma marginatum, ülkemizde ölümcül seyredebilen KKKA virüsünün en yaygın ve etkili vektörü olarak bilinmektedir. Bunun yanı sıra Dermacentor ve Rhipicephalus gibi türler de bölgesel olarak farklı patojenleri taşıma riski barındırmaktadır" dedi.</p>

<p>Aylin Güzel Dağ açıklamasına şöyle devam etti:</p>

<p>"Ülkemizde ilk kez 2002 yılında Tokat, Sivas ve Çorum çevresinde dikkat çeken KKKA, günümüzde İç Anadolu ve Karadeniz'in kesiştiği yaklaşık 30 ili kapsayan coğrafi alanda yoğun olarak görülmektedir. Hastalık, virüsü taşıyan kenelerin yaşam alanlarıyla doğrudan bağlantılıdır."</p>

<h3><strong>BU BELİRTİLERLE ORTAYA ÇIKIYOR</strong></h3>

<p>Kene tutunmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1 ile 3 gün arasındadır; ancak bu süre 9 güne kadar uzayabilir. Eğer virüs enfekte kan veya doku temasıyla bulaşmışsa, kuluçka süresi 13 günü bulabilmektedir.</p>

<p>Dağ, ani başlayan yüksek ateş (38 derece), şiddetli baş ağrısı ve halsizlik, yaygın vücut, eklem ve kas ağrıları, bulantı ve kusma, ciltte görülen kırmızı döküntüler (peteşi) görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmasını gerektiğini belirtti.</p>

<h3><strong>DAĞ, KENE ÇIKARIRKEN YAPILAN HATALARA DİKKAT ÇEKTİ</strong></h3>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, "Toplumda yaygın olan üzerine alkol, kolonya dökmek veya sigara basmak gibi yöntemler, hastalığın bulaşma riskini dramatik şekilde artırır. Bu maddeler kenenin strese girip mide içeriğini (ve virüsü) doğrudan kana kusmasına neden olur" diyerek doğru müdahale adımlarını şöyle sıraladı:</p>

<p>"Kene, vakum etkisi oluşturmadan ince uçlu bir cımbızla baş kısmından tutulmalıdır. Ezilmeden, dik bir şekilde yukarı doğru çekilerek çıkarılmalıdır.</p>

<p>Eğer kişi kendine güvenmiyorsa, hiç müdahale etmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa, virüs bulaşma riski o kadar azalır."</p>

<h3><strong>"EVE DÖNÜLDÜĞÜNDE VÜCUT TARAMASI YAPIN"</strong></h3>

<p>Kenelerin vücudun sıcak ve nemli bölgelerini tercih ettiğini belirten Dağ, doğadan döndükten sonra koltuk altları, kasıklar, diz arkaları, göbek deliği çevresi ile en kritik nokta olan kulak arkası ve saç diplerinin kontrol edilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>"Kene ısırığı, belirti bekleyecek bir durum değildir; zaman en kritik faktördür" diyen Güzel, vatandaşları hayati bir hata konusunda uyardı. Kene ile temas sonrası ateş veya halsizlik gibi belirtilerin ortaya çıkmasını beklemenin geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Güzel, "Vücutta kene fark edildiği anda panik yapmadan ama saniyelerle yarıştığımızı bilerek en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi.</p>

<h3><strong>"KENELERİN KENDİLİĞİNDEN DÜŞMESİNİ BEKLEMEYİN"</strong></h3>

<p>Aylin Dağ Güzel, kenelerin hafife alınmaması gereken ciddi bir tehdit olduğunu belirterek şu hayati uyarıda bulundu:</p>

<p>"Kenelerin kendiliğinden düşmesini beklemek ya da durumu basit bir böcek ısırığı olarak değerlendirmek geri dönüşü olmayan, ölümcül sonuçlara yol açabilir. KKKA ile mücadelede en güçlü silahımız; bireysel korunma yöntemlerini tavizsiz uygulamak ve bir belirti fark edildiği anda vakit kaybetmeden profesyonel tıbbi yardım almaktır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/havalar-isindi-kene-riski-artti-uzmandan-hayati-uyarilar</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/06/sessiz-tehlike-keneye-dikkat-4-1.png" type="image/jpeg" length="75080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat'ta 2 kişi KKKA hastalığı teşhisiyle tedavi görüyor]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/tokatta-2-kisi-kkka-hastaligi-teshisiyle-tedavi-goruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/tokatta-2-kisi-kkka-hastaligi-teshisiyle-tedavi-goruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı teşhisi konulan 2 kişi, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Hastanesi'nde tedavi ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Vücutlarına yapışan kene nedeniyle rahatsızlanan 2 kişi, TOGÜ Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü'ne başvurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KKKA hastalığı tanısıyla tedavi altına alınan hastaların genel sağlık durumunun iyiye gittiği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/tokatta-2-kisi-kkka-hastaligi-teshisiyle-tedavi-goruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2023/07/445e4c48-kene-kkka.jpg" type="image/jpeg" length="16482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ciltteki kaşıntı ve kuruluk, hastalıkların ilk sinyali olabilir]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/ciltteki-kasinti-ve-kuruluk-hastaliklarin-ilk-sinyali-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/ciltteki-kasinti-ve-kuruluk-hastaliklarin-ilk-sinyali-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, ciltte meydana gelen kaşıntı, kuruluk, renk değişikliği ve döküntü gibi belirtilerin birçok hastalığın ilk sinyallerini verebildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Elmas, ciltte ortaya çıkan değişimlerin çoğu zaman geçici olarak yorumlanmasına rağmen bazı durumlarda altta yatan önemli dermatolojik hastalıkların ilk göstergesi olabileceğini, uzun süre devam eden kaşıntı, geçmeyen kızarıklıklar, kabuklanma ya da ani gelişen döküntülerin mutlaka uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Cilt hastalıklarının erken dönemde bazı küçük değişimlerle kendini gösterebildiğine değinen Elmas, özellikle mevsim geçişlerinde artan cilt hassasiyetine dikkati çekerek, "Ciltte kuruluk, pullanma, hassasiyet artışı ve kaşıntı gibi belirtiler erken dönemde ortaya çıkabilir. Bazı hastalarda renk değişiklikleri, lekelenme ya da güneşe karşı hassasiyet gelişebilir. Bu belirtiler, çoğu zaman basit görülse de ilerleyen süreçte egzama, alerjik reaksiyonlar veya farklı dermatolojik hastalıkların başlangıcı olabilir." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>"CİLT TİPİNE UYGUN BAKIM ÜRÜNLERİ KULLANILMALI"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elmas, cilt sağlığının yalnızca genetik faktörlere bağlı olmadığını, çevresel etkenlerin de önemli rol oynadığına değinerek, yanlış kozmetik ürün kullanımının, yetersiz nemlendirme, düzensiz beslenme ve stresin cilt bariyerini zayıflatabileceğini aktardı.</p>

<p>Özellikle sıcak suyla uzun süreli duş almanın ve cildi kurutan ürün kullanımının cilt problemlerini artırabileceğine işaret eden Elmas, cilt tipine uygun bakımın önemine dikkati çekti.</p>

<p>Toplumda en sık görülen dermatolojik şikayetlerden birinin kaşıntı olduğunu aktaran Elmas, şunları kaydetti:</p>

<p>"Kaşıntı tek başına bir hastalık değil, altta yatan farklı sorunların belirtisi olabilir. Alerjik reaksiyonlar, egzama, mantar enfeksiyonları ya da sistemik hastalıklar kaşıntıya neden olabilir. Özellikle gece artan kaşıntı, yaygın döküntüler veya uzun süre geçmeyen şikayetler mutlaka değerlendirilmeli. Cilt hastalıklarında erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkiler. Ciltte ortaya çıkan değişiklikleri göz ardı etmemek ve erken dönemde değerlendirmek, hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de ilerleyebilecek sorunların önüne geçer. Basit önlemler, doğru cilt bakımı ve gerektiğinde uzman desteğiyle cilt sağlığını korumak mümkün." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/ciltteki-kasinti-ve-kuruluk-hastaliklarin-ilk-sinyali-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2023/06/cilt-kurulugu.jpg" type="image/jpeg" length="81877"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hepatit A aşısında yerli üretim başladı]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/hepatit-a-asisinda-yerli-uretim-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/hepatit-a-asisinda-yerli-uretim-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Türkiye'nin yerli aşı üretim kapasitesini artırma çalışmaları kapsamında hepatit A aşısının formülasyon ve dolum aşamalarının ilk kez Türkiye'de gerçekleştirilerek tüm illerde kullanıma sunulduğunu bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan "Dünya Aşı Haftası" dolayısıyla yapılan açıklamaya göre, aşılar bireylerin bağışıklık kazanmasını sağlayarak bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde kritik rol oynuyor.</p>

<p>Sistematik aşılama programları sayesinde birçok hastalık kontrol altına alınıyor ve toplum genelinde sağlık riskleri azaltılıyor.</p>

<p>Özellikle çocuklar, gebeler, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerin hekim önerisi doğrultusunda aşılarını yaptırmaları büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>ULUSAL AŞILAMA PROGRAMI 13 HASTALIĞA KARŞI KORUMA SAĞLIYOR</strong></p>

<p>Türkiye'de yürütülen Genişletilmiş Bağışıklama Programı (GBP) kapsamında difteri, boğmaca, tetanos, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, tüberküloz, poliomiyelit (çocuk felci), hepatit A, hepatit B, suçiçeği, Hemofilus influenza Tip b (menenjit ve zatürreye yol açabilen Hib bakterisi enfeksiyonu) ve invaziv pnömokok hastalıklar (zatürre, menenjit ve kana yayılan enfeksiyonlar) olmak üzere toplam 13 hastalığa karşı aşı yapılıyor.</p>

<p>Erişkin dönemi aşı uygulamalarında ise sağlıklı erişkinlere 10 yılda bir tetanos-difteri aşısı, gebelere tetanos-difteri, boğmaca ve influenza aşıları ve grip aşıları, 65 yaş ve üzeri bireylere zatürre ve grip aşıları uygulanıyor.</p>

<p>Risk grubunda bulunan bireylere ise kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği, hepatit A, hepatit B, pnömokok, grip (İnfluenza), meningokok (menenjite yol açan bakteri) aşıları öneriliyor ve uygulanıyor.</p>

<p><strong>ALTI BİLEŞENLİ AŞI UYGULAMASI DEVAM EDİYOR</strong></p>

<p>Geçen yıl nisan itibarıyla uygulamaya alınan altı bileşenli aşı (DaBT-İPA-Hib-HepB), difteri, boğmaca, tetanos, çocuk felci, Hemofilus influenza tip b ve hepatit B hastalıklarına karşı koruma sağlıyor. Altı bileşenli karma aşı sayesinde çocuklara daha az enjeksiyonla daha fazla hastalığa karşı koruma sağlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hepatit A virüsüyle mücadele kapsamında hepatit A aşısının 2012'de Ulusal Aşı Takvimi'ne dahil edilmesiyle birlikte hastalığın görülme sıklığında önemli bir azalma sağlandı. Elde edilen bu başarı sayesinde Türkiye'de hastalığın görülme oranı Avrupa ülkeleri ortalamasının altına gerileyerek dünya genelinde en düşük seviyeler arasında yer almıştı.</p>

<p><strong>AŞI TAKVİMİNDEKİ AŞILARIN TÜRKİYE'DE ÜRETİLMESİNE YÖNELİK ÇALIŞMALAR SÜRDÜRÜLÜYOR </strong></p>

<p>Sağlık alanında yerli üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar eşliğinde hepatit A aşısında önemli bir aşamaya geçildi. Hepatit A ve suçiçeği aşıları, bir yılı aşkın süredir teknoloji transferi yoluyla yerelleşme kapsamında temin ediliyor. Bu çerçevede hepatit A aşısının formülasyon ve dolum aşamaları ilk kez Türkiye'de gerçekleştirildi ve tüm illerde kullanıma başlandı.</p>

<p>Başta kuduz aşısı olmak üzere aşı takviminde yer alan tüm aşıların Türkiye'de üretilmesine yönelik çalışmalar ise kararlılıkla sürdürülüyor.</p>

<p>Aşı uygulamaları, Aile Sağlığı Merkezleri başta olmak üzere Toplum Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri, Göç Sağlığı Merkezleri, Seyahat Sağlığı Merkezleri ve hastanelerde rutin aşı takvimine uygun şekilde vatandaşlara sunuluyor.</p>

<p>Ulusal Çocukluk Dönemi Aşı Takvimi ve risk gruplarına yönelik aşıların büyük bölümü Sağlık Bakanlığınca ücretsiz olarak uygulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/hepatit-a-asisinda-yerli-uretim-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/03/asi-igne.jpg" type="image/jpeg" length="99712"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şişkinlik sanılan şey kitle olabilir]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/siskinlik-sanilan-sey-kitle-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/siskinlik-sanilan-sey-kitle-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karın içi kitleler çoğu zaman belirti vermeden büyüyebiliyor ve hastalar tarafından fark edilmeden ilerleyebiliyor. Prof. Dr. Koray Topgül, bazı kitlelerin ancak belirli bir boyuta ulaştıktan sonra şikâyet oluşturduğunu belirterek, "Özellikle geçmeyen karın ağrısı ve şişkinlik gibi belirtiler dikkate alınmalı. Basit bir ultrason incelemesiyle birçok durumu erken aşamada tespit etmek mümkün" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karın boşluğu, geniş yapısı nedeniyle kitlelerin uzun süre fark edilmeden büyümesine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle birçok hasta, ancak kitle belirli bir boyuta ulaşıp çevre dokular üzerinde etkili olmaya başladığında şikâyet hissetmeye başlar. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül, "Karın içinde yer alan kitleler, ister iyi huylu ister kötü huylu olsun, basıya neden olacak boyuta ulaşana kadar genellikle herhangi bir belirti vermez. Bazen bu kitleler sessiz şekilde 10 santimetre ve üzeri boyutlara kadar büyüyebilir. Ancak bağırsakları tıkayacak ya da sinirlere bası yaparak ağrı oluşturacak seviyeye geldiklerinde semptomlar ortaya çıkar. Bu belirtiler çoğu zaman şiddetli olmadığı için hastalar tarafından göz ardı edilebilir. Bu da hastalığın fark edilmesini geciktirebilir" diye konuştu.</p>

<p><strong>ÇOĞU ZAMAN TESADÜFEN ORTAYA ÇIKIYOR</strong></p>

<p>Karın içi kitlelerin önemli bir kısmının, başka bir nedenle yapılan tetkiklerde fark edildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Koray Topgül, bu oranların sanılandan yüksek olduğuna belirtti. Prof. Dr. Koray Topgül, "Karın içi kitlelerin yaklaşık yüzde 20 ila 40’ı tesadüfen tespit edilir. Özellikle böbrek üstü bezlerine ait lezyonlar bu şekilde tespit edilme oranı yüksektir. Sevindirici olan nokta ise bu kitlelerin yüzde 60 ila 80’inin iyi huylu olmasıdır. Kötü huylu olanlar bile çoğu zaman henüz semptom oluşturacak boyuta ulaşmadıkları için erken evrede yakalanabilir" dedi. Kitlelerin ne zaman fark edileceğinin, sadece iyi ya da kötü huylu olmasına değil, bulunduğu bölgeye de bağlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Koray Topgül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kitlenin karın içindeki yerleşim yeri, semptomların ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağını belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Örneğin karaciğerin diyaframa yakın bölgelerinde yer alan bir kitle, hastada omuz ya da sağ üst karın bölgesinde ağrı hissi oluşturabilir. Bu nedenle her hastada belirtiler farklı şekillerde ortaya çıkabilir.</p>

<p><strong>HAFİFE ALMAYIN, ÖNEMLİ İPUÇLARI OLABİLİR</strong></p>

<p>Prof. Dr. Koray Topgül, karın içi kitlelerin verdiği erken sinyallerin çoğu zaman göz ardı edildiğini kaydederek, "En sık karşılaşılan belirti ağrıdır. Bunun yanında geçmeyen ya da giderek artan şişkinlik, daha önce yaşanmayan tarzda karın ağrıları ve tekrarlayan rahatsızlık hissi önemli ipuçlarıdır. Bu şikâyetler genellikle çok şiddetli olmadığı için hastalar tarafından önemsenmez. Ancak bu durum tanının gecikmesine yol açabilir" ifadelerini kullandı. Karın içi kitlelerin değerlendirilmesinde en kritik rolü radyolojik yöntemlerin üstlendiğini aktaran Prof. Dr. Koray Topgül, şöyle devam etti: "Fizik muayene ve hasta öyküsü önemli olmakla birlikte, ultrason, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemleri tanıda belirleyici rol oynar. Bu yöntemler kitlenin yapısı hakkında büyük oranda bilgi verir. Şüpheli durumlarda biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılması kesin tanıyı sağlar. Cerrahi karar ise her hastada farklı şekilde değerlendirilir. Acil bir durum yoksa cerrahi kararı, görüntüleme belirtileri ve varsa biyopsi sonuçlarına göre verilir. Kanser şüphesi olan vakalar genellikle tümör konseylerinde değerlendirilir. Bazı hastalar sadece düzenli görüntüleme ile takip edilirken, kötü huylu olma ihtimali yüksek ya da semptomları artan durumlarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Örneğin karın içi kitle kanamaya yol açıyorsa, bağırsak tıkanıklığına neden oluyorsa ya da enfeksiyon gelişmişse acil müdahale gerekebilir. Şiddetli ağrı da bu durumlara eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır."</p>

<p><strong>EN BÜYÜK HATA, BELİRTİLERİ ERTELEMEK</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaların en sık yaptığı hatanın belirtileri görmezden gelmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koray Topgül, "Hastalar çoğu zaman ‘bir şey çıkar’ korkusuyla şikâyetlerini erteliyor. Oysa yeni ortaya çıkan karın ağrısı ya da şişkinlik gibi belirtiler mutlaka değerlendirilmelidir. Basit bir ultrason incelemesiyle birçok durumu erken aşamada tespit etmek mümkündür. Bu nedenle belirtileri dikkate almak ve gecikmeden kontrol yaptırmak büyük önem taşır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/siskinlik-sanilan-sey-kitle-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 08:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/02/mide-problemleri.jpg" type="image/jpeg" length="16332"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon kanserinde erkeklerde risk daha fazla]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/kolon-kanserinde-erkeklerde-risk-daha-fazla</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/kolon-kanserinde-erkeklerde-risk-daha-fazla" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, yaşam boyu kolon kanseri gelişme ihtimalinin erkeklerde yüzde 4,5, kadınlarda ise yüzde 3,2 olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, açıklamalarda bulundu. Kolon kanserinin (kolorektal kanser) birçok belirtisi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yol, bunların başında yeni başlayan kabızlık veya sık tuvalete gidip tam rahatlayamama, dışkının incelmesi, makattan kan gelmesi veya dışkının kanlı olması, kansızlık, karın ağrısı, halsizlik ve kilo kaybı geldiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"SİGARA KULLANANLAR RİSK ALTINDA"</strong></p>

<p>Yaşam boyu kolorektal (kolon) kanser gelişme ihtimalinin erkeklerde yüzde 4.5, kadınlarda ise yüzde 3.2 olduğunu dile getiren Prof. Dr. Serdar Yol, "Ailesinde kolorektal kanser öyküsü, inflamatuvar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crolin hastalığı gibi), kalıtsal genetik bozukluğu olanlar (ailesel polipozis sendromu varlığı gibi), işlenmiş ve hayvansal gıdaları aşırı tüketenler, meyve ve sebzeleri az tüketenler, sigara kullanımı olanlar, ailesinde meme yumurtalık ve rahim ağzı kanseri olan kişiler kolon kanseri açısından risk grubundadır" açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>"KİŞİYE GÖRE TEDAVİ PLANLANIYOR"</strong></p>

<p>Kolon kanserinde en önemli tanı aracının kolonoskopi olduğunu anlatan Prof. Dr. Yol, ayrıca dışkıda gizli kan bakılması ile de tanı konabileceğini ifade etti. Tomografi ve dışkıda genetik testlerin de kullanılabileceğini aktaran Prof. Dr. Yol, "Makattan kanaması olan her hastaya, birinci derece akrabasında kolorektal kanser öyküsü olmayanlarda 50 yaşından itibaren, birinci derece akrabasında kolorektal kanser öyküsü olanlarda ise akrabasında hastalığın ortaya çıktığı yaşın 10 sene öncesinden itibaren (genellikle 40 yaştan itibaren) kolonoskopi yapılmalıdır. Kolorektal kanserde tedavi, cerrahi öncelikle düşündürmekle birlikte kemoterapi ve radyoterapi ile kombine tedavi yöntemleri uygulanmakta, kişiye göre tedavi planlanmaktadır" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/kolon-kanserinde-erkeklerde-risk-daha-fazla</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2024/09/kolon-kanseri.png" type="image/jpeg" length="91241"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'ndan o iddialara yalanlama]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/saglik-bakanligindan-o-iddialara-yalanlama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/saglik-bakanligindan-o-iddialara-yalanlama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, "hastanelerin satıldığına" ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, bazı medya ve sosyal medya platformlarında, Resmi Gazete'de yayımlanan taşınmaz listesine ilişkin "hastaneler satılıyor" şeklinde iddiaların yer aldığı belirtildi.</p>

<p>Bahse konu iddiaların gerçeği yansıtmadığı açıklandı. Kararın fiilen kullanılmayan veya işlevini yitirmiş taşınmazların yeniden değerlendirilmesine yönelik olduğu duyuruldu.</p>

<p>Listede yer alan ve sağlık hizmeti sunulan kurumlara ait taşınmazların korunacağının altı çizilen açıklamada, şunlara yer verildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Bu taşınmazlar içinde yer alan yalnızca atıl durumdaki kısımlar ifraz edilerek değerlendirilecektir. Nitekim süreç devam etmekte olup, nihai planlamalar kapsamında bazı taşınmazların kısmi olarak kullanımının sürdürülmesi, bazılarının ise kapsam dışında tutulması değerlendirilebilecektir. Sağlık hizmeti sunan hiçbir kamu hastanesinin satılması söz konusu değildir. Son 23 yılda 27 şehir hastanesi, 21 eğitim ve araştırma hastanesi, 760 devlet hastanesi, 449 ek bina, 128 ağız ve diş sağlığı merkezi ile 151 bin nitelikli yatak kapasitesini hizmete kazandıran ve sağlık altyapısını dönüştüren güçlü bir vizyonun, aktif bir sağlık tesisini elden çıkarması gibi bir yaklaşımı olamaz."</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/saglik-bakanligindan-o-iddialara-yalanlama</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 23:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/03/saglik-bakanligi-personel-alimi-basvurulari-ne-zaman-1.jpg" type="image/jpeg" length="59692"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
