<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Lider Haber</title>
    <link>https://www.liderhaber.com.tr</link>
    <description>Haberler, son dakika haberleri, dünya haberleri, yerel haberler, güncel haberler, magazin haberleri, ekonomi haberleri, spor haberleri, gündem, politika, Lider Haber TV</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.liderhaber.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 20 Aug 2026 04:45:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Organları dışarıda doğan bebek, Samsun'da hayata tutundu]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/organlari-disarida-dogan-bebek-samsunda-hayata-tutundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/organlari-disarida-dogan-bebek-samsunda-hayata-tutundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat'ta organları dışarıda dünyaya gelen bebek, Samsun'da yaklaşık 1,5 ay süren yoğun tedavi ve başarılı ameliyatların ardından sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat'ta yaşayan Mehmet (25) ve Nurgül Oruç (23) çiftinin ilk bebekleri Mahmut Talha Oruç, karın duvarı gelişmeden, iç organlarının bir kısmı dışarıda dünyaya geldi. Tokat'tan Samsun'a sevk edilen bebek, gerçekleştirilen başarılı ameliyat ve yaklaşık 1,5 ay süren yoğun tedavinin ardından sağlığına kavuşarak annesinin kucağında beslenmeye başlandı. Mahmut Talha bebeğin doğumunun ardından acil olarak ameliyata alındığını belirten Çocuk Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Ayşe Bahar Önaksoy, nadir görülen bir vakayla karşı karşıya olduklarını söyledi.</p>

<p><strong>"1,5 AY SÜREN ÇOK YOĞUN BİR TEDAVİ ALTINA ALDIK"</strong></p>

<p>Opr. Dr. Ayşe Bahar Önaksoy, "Bebeğimiz anne karnında tespit edildiğinde karın duvarının kapanmadığı fark edilmiş. Bağırsakları, karaciğeri, dalağı ve benzeri organlarının dışarıda olduğu görülmüş. Bebek hastanemizde doğduktan hemen sonra ameliyathaneyi hazırladık ve acil olarak ameliyata aldık. Daha sonra silo yöntemiyle bağırsakları koruma altına aldık. Bebeğimizi 1,5 ay süren çok yoğun bir tedavi altına aldık" dedi.</p>

<p><img alt="Organları Dışarıda Doğan Bebek, Samsun'da Hayata Tutundu-1" class="detail-photo img-fluid" height="420" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/08/organlari-disarida-dogan-bebek-samsunda-hayata-tutundu-1.png" width="715" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"BİNDE BİR KARŞIMIZA ÇIKABİLECEK BİR DURUM"</strong></p>

<p>Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde uygulanan tedaviyle bebeğin karın duvarının zaman içerisinde genişlediğini ifade eden Dr. Önaksoy, "Artık göbek ve karın oluşturulabilecek duruma geldi. Yaklaşık 40 gün sonra gerekli ameliyatı yaparak bütün organları karın içerisine yerleştirdik. Bebeğimiz şu anda sağlıklı, annesinin kucağında beslenebiliyor. İdrar ve gaita çıkışı gerçekleşebiliyor. Bu çok nadir bir vaka. Binde bir karşımıza çıkabilecek bir durum" diye konuştu.</p>

<p><strong>"BEBEĞİMİZ SAĞLIKLI OLDUĞU İÇİN MUTLUYUZ"</strong></p>

<p>Baba Mehmet Oruç ise bebeğinin gebelik sürecinde düzenli olarak kontrole götürüldüğünü belirterek, "Bebek 7 aylıkken her hafta kontrole gitmemize rağmen bu sorunu göremediler. Bunu anlamış değiliz. Tokat'tan buraya sevk olarak geldik. Şu anda bebeğimiz sağlıklı olduğu için mutluyuz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yaklaşık 40 günün ardından gerçekleştirilen operasyonla organları karın içerisine yerleştirilen Mahmut Talha bebek, uygulanan yoğun tedavinin ardından sağlık ekiplerinin gözetiminde ailesine teslim edildi. Bebeğin sağlığına kavuşması, ailesine büyük mutluluk yaşattı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/organlari-disarida-dogan-bebek-samsunda-hayata-tutundu</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/08/organlari-disarida-dogan-bebek-samsunda-hayata-tutundu.jpg" type="image/jpeg" length="19794"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: "Türkiye sigara tüketiminde dünya birincisi"]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/profesor-acikladi-turkiye-sigara-tuketiminde-dunya-birincisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/profesor-acikladi-turkiye-sigara-tuketiminde-dunya-birincisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye'nin kişi başına düşen günlük ortalama sigara tüketiminde 17,1 adetle dünya birincisi olduğunu belirterek, ülkede her iki erkekten birinin ve 18 yaş üstü her dört kadından birinin sigara kullandığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sigara kullanımının dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye'deki tüketim oranlarının da endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti. Özkaya, "Dünya Sağlık Örgütü'nün 'dünyanın en hızlı yayılan ve en uzun süren salgını' olarak ifade ettiği sigara, son yıllarda gelişmiş ülkelerde azalmakta iken bizim gibi gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde tüketimi her geçen yıl artış göstermektedir. Toplumsal, ekonomik ve sosyokültürel etmenler nedeniyle nikotin bağımlılığı sık gelişebilmekle birlikte bugün biliyoruz ki Türkiye dünyada sigara tüketiminde zirveyi bırakmıyor. Yapılan araştırmalarda Türkiye'nin kişi başına düşen ortalama günlük sigara tüketim adedi sayısında 17,1 ile dünya birincisi. Bu rakam Yunanistan'da 15,7, İsrail'de 15,5, Japonya ve Avusturya'da ise 15,4 adet" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Sigara-7" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2024/10/sigara-7.png" width="750" /><br />
<br />
Türkiye'deki toplam sigara tüketiminin boyutuna dikkat çeken Özkaya, geçen yıl yaklaşık 8 milyar paket sigara satıldığını belirterek, "Sağlık Bakanımız geçen günlerde sigara ile ilgili bir istatistik verdi. Türkiye dünyada sigara tüketiminde ikinci sırada yer almakla birlikte geçen yıl yaklaşık 8 milyar paket sigara satılmış. Bu şu demek; Türkiye'de 80 milyon insan yaşıyorsa herkes en az 100 paket sigara içmiş demek. Yeni doğan bebekler dahil, son 1 yılda şu an Türkiye'de yaşayan herkes 100 paket sigara içmişe denk geliyor" diye konuştu.</p>

<p><img alt="Sigara Paketi 1488018" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2024/11/sigara-paketi-1488018.jpg" width="1280" /><br />
<br />
Sigaranın yalnızca bireysel değil, küresel ölçekte de ciddi bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özkaya, sigara kullanımının 20. yüzyıl boyunca yaklaşık 100 milyon kişinin erken ölümüne neden olduğunu belirtti. Özkaya, "Sigara içmek, on yıllardır dünyanın en büyük sağlık sorunlarından biri olmuştur. 20. yüzyıl boyunca, çoğu günümüzün zengin ülkelerinde olmak üzere yaklaşık 100 milyon insanın ölümüne neden olmuştur. Sigara içmenin sağlık üzerindeki yükü artık yüksek gelirli ülkelerden düşük ve orta gelirli ülkelere doğru kaymaktadır. Bazı tahminler, 21. yüzyılda bir milyar insanın tütünden ölebileceğini öne sürmektedir. Türkiye'de ortalama her iki erkekten biri sigara kullanıyor. 18 yaş üstü her dört kadından da biri sigara içiyor. Bunlar oldukça yüksek rakamlar" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/profesor-acikladi-turkiye-sigara-tuketiminde-dunya-birincisi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2024/12/sigara-neden-kansere-neden-oluyor-iste-cevabi.jpg" type="image/jpeg" length="96535"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp kapakları göğüs kafesi açılmadan tedavi ediliyor]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/kalp-kapaklari-gogus-kafesi-acilmadan-tedavi-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/kalp-kapaklari-gogus-kafesi-acilmadan-tedavi-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyolog Prof. Dr. Barış Kılıçaslan modern tıp teknolojilerindeki gelişmelerin, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde önemli bir kazanım sağladığını söyledi. Prof. Dr. Kılıçaslan, özellikle ileri yaşta veya açık kalp ameliyatı açısından yüksek risk taşıyan hastalarda uygulanan kateter bazlı yöntemlerin, cerrahiye ihtiyaç duymadan başarılı sonuçlar verdiğini belirterek, "kalp kapak hastalıklarında ‘ameliyatsız' yöntemlerin uygulandığını belirtti. Kateter bazlı tedaviler altın standart haline g]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Kılıçaslan, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde kullanılan yeni nesil girişimsel yöntemlerin hem hasta güvenliğini hem de yaşam kalitesini artırdığına dikkat çekti. Kalp kapak hastalıklarında uygulanan kateter bazlı tedavi yöntemlerinin özellikle cerrahi riski yüksek hastalar için büyük avantaj sağladığını, ilk tercih haline geldiğini belirten Prof. Dr. Barış Kılıçaslan, şöyle konuştu:</p>

<p>"Modern kardiyolojide göğüs kafesini açmadan, damar yolu üzerinden kalbe ulaşarak gerçekleştirdiğimiz girişimsel işlemler sayesinde hastalarımıza güvenli ve etkili tedavi sunabiliyoruz. İleri yaş, diyabet, böbrek hastalığı ya da başka sağlık sorunları nedeniyle açık kalp ameliyatı açısından yüksek risk taşıyan hastalar için geliştirilen girişimsel tedaviler, hem tedavi başarısını artırıyor hem de hastaların günlük yaşamlarına çok daha kısa sürede dönmelerine imkan sağlıyor. Açık kalp ameliyatı riskli görülen kişilerde bu yöntemler artık altın standart haline geldi."</p>

<p><img alt="Kalp Damar Hastalarında Psikolojik Destek Iyileşme Sürecini Hızlandırıyor" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2024/08/kalp-damar-hastalarinda-psikolojik-destek-iyilesme-surecini-hizlandiriyor.jpg" width="750" /></p>

<p><strong>DAKİKALAR İÇİNDE YENİ KALP KAPAĞI YERLEŞTİRİLİYOR</strong></p>

<p>Prof. Dr. Kılıçaslan, uygulanan yöntemler ile ilgili şunları kaydetti:</p>

<p>"TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) işleminde kasık bölgesindeki damardan girerek kalbe ulaşıyor ve görevini yerine getiremeyen aort kapağını, özel kateter sistemiyle taşıdığımız yeni kapakla dakikalar içinde değiştiriyoruz. Mitral ve triküspit kapak yetmezliklerinde ise 'kenetleme' (Edge-to-Edge Repair) olarak bilinen klipleme yöntemini uyguluyoruz. Bu işlemde yine damar yoluyla kalbin ilgili bölümlerine ulaşıyor, kapağın tam kapanmasını engelleyen dokuları küçük bir klips sistemiyle birbirine kenetleyerek kapak kaçağını mekanik olarak durduruyoruz. Kalbi durdurmaya veya hastayı kalp-akciğer makinesine bağlamaya gerek kalmadan gerçekleştirdiğimiz bu işlemler, cerrahiye bağlı riskleri önemli ölçüde azaltıyor."</p>

<p><strong>HASTALAR BİR GÜN İÇİNDE AYAĞA KALKABİLİYOR</strong></p>

<p>Yeni nesil tedavi yöntemlerinin en önemli avantajlarından birinin hızlı iyileşme süreci olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kılıçaslan, "Hastaların büyük bölümü işlemden sonraki 24 saat içinde ayağa kalkabiliyor ve birkaç gün içerisinde taburcu olabiliyor. Ağrılı ve uzun iyileşme dönemleri yerine, çok daha kısa sürede günlük yaşamlarına ve sosyal hayatlarına dönebiliyorlar. Bu da hem fiziksel hem de psikolojik açıdan hastalara önemli bir konfor sağlıyor" diye konuştu.</p>

<p><img alt="kalp-saglığı" class="detail-photo img-fluid" height="500" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2023/06/kalp-sagligi.jpg" width="870" /></p>

<p><strong>KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ YAKLAŞIMI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp hastalıklarında da birçok hastalık gibi kişiselleştirilmiş tedavinin ön plana çıktığını belirten Prof. Dr. Kılıçaslan, kalp kapak hastalıklarında doğru hastaya doğru yöntemin uygulanmasının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/kalp-kapaklari-gogus-kafesi-acilmadan-tedavi-ediliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2023/06/kalp-krizi.png" type="image/jpeg" length="96582"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından kadınlara "Menopoz sürecinden korkmayın" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanindan-kadinlara-menopoz-surecinden-korkmayin-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzmanindan-kadinlara-menopoz-surecinden-korkmayin-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İrem Hatipoğlu, menopozun her kadının yaşayabileceği doğal ve fizyolojik bir süreç olduğunu belirterek, bu dönemde düzenli doktor kontrolleri ve taramaların aksatılmaması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de kadınlar ortalama 50-51 yaşlarında menopoza giriyor. Menopoz döneminde östrojen azalmasına bağlı olarak kemik ve kas kütlesinde azalma ile kalp damar hastalıklarına yatkınlıkta oluşuyor.</p>

<p><strong>"MENOPOZ DOĞAL VE FİZYOLOJİK BİR SÜREÇ"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadınların hayatındaki önemli dönemlerden biri olan menopoz hakkında değerlendirmelerde bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İrem Hatipoğlu, menopozun bir kadının 1 yıl boyunca hiç adet görmemesiyle tanımlandığını söyledi. Menopozun korkulacak bir dönem olmadığını vurgulayan Hatipoğlu, Türkiye'de ortalama menopoz yaşının 50-51 civarında olduğunu ifade etti.</p>

<p>Hatipoğlu, "Menopoz aslında bir kadının bir sene boyunca hiç adet görmemesi olarak tanımlanan bir süreç ama aslında doğal ve fizyolojik bir süreç. Genellikle Türkiye'de ortalama yaşımız 50-51 civarında. Bu yaşlarda menopozu daha sık görebiliyoruz" dedi.</p>

<p><strong>"ATEŞ BASMASI VE RUH HALİ DEĞİŞİKLİKLERİ EN SIK GÖRÜLEN ŞİKAYETLER ARASINDA"</strong></p>

<p>Menopoz döneminde kadınların genellikle yaşam kalitesini etkileyen bazı şikayetlerle hekime başvurduğunu belirten Hatipoğlu, bunların başında ateş basmaları, ruh hali değişiklikleri, cinsel fonksiyonlarda bozulma ve vajinal kuruluk gibi problemlerin geldiğini söyledi.</p>

<p>Menopozun yalnızca adet döneminin sona ermesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Hatipoğlu, östrojen hormonundaki azalmanın vücudun farklı sistemlerini de etkilediğini kaydetti.</p>

<p><strong>"KEMİK ERİMESİ VE KALP DAMAR HASTALIKLARI ARTIYOR"</strong></p>

<p>Menopoz döneminde östrojen seviyesindeki azalmanın kas ve kemik kütlesinde düşüşe neden olabildiğini aktaran Hatipoğlu, buna bağlı olarak osteoporoz ve kemik kırığı riskinin arttığını belirtti. Hatipoğlu, menopoz sonrasında kalp ve damar hastalıklarına yatkınlığın da arttığına dikkat çekerek, kadınların bu dönemde sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Bu kapsamda düzenli egzersizin yanı sıra sağlıklı beslenmenin, yeterli kalsiyum ve D vitamini alımının önem taşıdığını belirten Hatipoğlu, kadınların doktor önerisi doğrultusunda gerekli kontrollerini yaptırmaları gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>"YILLIK JİNEKOLOJİK MUAYENELER AKSATILMAMALI"</strong></p>

<p>Menopoz döneminde düzenli takibin büyük önem taşıdığını vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İrem Hatipoğlu, kadınların her yıl jinekolojik muayenelerini yaptırmalarını ve meme ile rahim ağzı taramalarını düzenli şekilde sürdürmelerini önerdi. Gerekli görülen hastalarda kemik mineral yoğunluğu ölçümünün yapılabileceğini belirten Hatipoğlu, elde edilen sonuçlara göre uygun tedavilerin planlanması gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong>"BEKLENENDEN ERKEN MENOPOZDA HORMON TEDAVİSİ UYGULANABİLİYOR"</strong></p>

<p>Menopozun beklenen yaş sınırından önce ortaya çıkması durumunda ise hastanın özel olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İrem Hatipoğlu, gerekli durumlarda hormon replasman tedavilerinin uygulanabileceğini söyledi. Hatipoğlu, "Tabii ki hastanın şikayetlerine göre değerlendirme yapıyoruz ama beklediğimiz yaş sınırından önce bir menopoz durumu olursa, o noktada da hasta özelinde değerlendirerek gerekli hormon replasman tedavilerini de yapabiliyoruz" diye konuştu.</p>

<p><strong>"MENOPOZ SONRASI KANAMAYA DİKKAT"</strong></p>

<p>Menopoz sonrasında ortaya çıkan bazı belirtilerin ise mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Hatipoğlu, özellikle postmenopozal kanama konusunda kadınları uyardı. Menopoz sonrasında şikayetlerin şiddetlenmesi veya kanama görülmesi halinde vakit kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini ifade eden Hatipoğlu, bunun acil değerlendirme gerektiren bir durum olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>"MENOPOZ KORKULACAK BİR SÜREÇ DEĞİL"</strong></p>

<p>Kadınların menopoz dönemine ilişkin kaygı yaşamamaları gerektiğini belirten İrem Hatipoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Menopoz aslında korkulacak bir süreç değil, her kadının geçtiği doğal ve fizyolojik bir süreç. Buradaki düzenli takipleri aksatmamak kaydıyla menopoz korktuğumuz, bizi tedirgin edecek bir durum değil. Düzenli muayenelerinizi ve taramalarınızı yapmalısınız."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanindan-kadinlara-menopoz-surecinden-korkmayin-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2023/07/menopoz.jpg" type="image/jpeg" length="94270"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman isim uyardı: Lipödem ile obeziteyi karıştırmayın!]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isim-uyardi-lipodem-ile-obeziteyi-karistirmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isim-uyardi-lipodem-ile-obeziteyi-karistirmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hülya Yüksel, lipödemin klasik obezite ile sıklıkla karıştırıldığını söyleyerek, "Lipödem basit bir yağlanma değildir, bir bağ doku hastalığıdır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Lipödemin bacak, basen ve kollarda anormal yağ birikimiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu söyleyen Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hülya Yüksel, "Lipödem, özellikle kadınlarda görülen, bacaklarda ve basen bölgesinde, bazen de kollarda anormal yağ birikimiyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Lipödem, basit bir yağlanma değildir. Yağ dokusunda enflamasyon, doku değişimi ve fibrozis yani dokuda sertleşmenin görüldüğü bir bağ doku hastalığıdır. Bu durum genellikle kilo almakla karıştırılır ancak klasik obeziteden farklı bir durumdur. Diyete rağmen bacaklarınızda incelme olmuyorsa sizde lipödem olabilir. Lipödemin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, hormonların ve genetik faktörlerin önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Özellikle ergenlik, hamilelik dönemleri ve menopoz dönemlerinde ortaya çıkabilir veya ilerleyebilir. Erken tanı çok önemlidir. Çünkü tedavi edilmediğinde ilerleyerek hareket kısıtlılığına ve yaşam kalitesinde düşmeye yol açabilmektedir" dedi.<br />
<br />
Dr. Yüksel, lipödemin genellikle obezite ile karıştırıldığını fakat diyet ve egzersize dirençli bir durum olduğunu söyleyerek, "Lipödemde dikkat çeken en önemli özelliklerden biri vücudun üst kısmı normal kalırken, alt kısmının orantısız şekilde büyümesidir. Ayrıca hastalarda ağrı, hassasiyet ve kolay morarma sık görülmektedir. Diyet ve egzersizle bu bölgelerdeki yağ dokusunun azalması genellikle mümkün olmaz. Lipödem sıklıkla obeziteyle karıştırılmakta ancak diyet ve egzersize dirençli olması ayırıcı tanıda önemli bir kriterdir. Bu nedenle, doğru tanı hastalığın yönetimi açısından kritik öneme sahiptir. Lipödemin farklı tipleri ve evreleri olduğu için kişiye özel tedavi planlanmalıdır. Tedavi yaklaşımı multidisipliner olup, konservatif yöntemler arasında kompresyon tedavileri, manuel lenfatik drenaj, egzersiz ve diyet yer alırken ileri evre olgularda liposuction gibi cerrahi seçenekler değerlendirilebilir. Unutulmaması gereken en önemli nokta şudur ki; lipödem sadece kozmetik bir sorun değil, bir hastalıktır. Bu nedenle farkındalık oluşturmak ve doğru tanı almak için mutlaka hekiminize başvurmanız gerekmektedir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isim-uyardi-lipodem-ile-obeziteyi-karistirmayin</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2024/10/lipodem.png" type="image/jpeg" length="58849"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman isim açıkladı: İşte doğum çantasında olmazsa olmazlar]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isim-acikladi-iste-dogum-cantasinda-olmazsa-olmazlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isim-acikladi-iste-dogum-cantasinda-olmazsa-olmazlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Alev Cansu Certel, doğum öncesinde hazırlanacak çantada anne ve bebeğin hastanede ihtiyaç duyacağı temel malzemelerin bulundurulması gerektiğini belirterek, gereksiz eşyalardan kaçınılması uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğum öncesinde hazırlanan çantanın sade ve kullanışlı olması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Alev Cansu Certel, bebeğin ihtiyaçlarının mevsim şartlarına göre belirlenmesi gerektiğini söyledi. Certel, "Doğum çantasını hazırlarken gereğinden fazla eşya almaya gerek yok. Anne ve bebeğin hastanede ihtiyaç duyacağı temel malzemeleri önceden hazırlamak yeterli" dedi.</p>

<p><img alt="Dogum Izni Bebek Anne" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/04/dogum-izni-bebek-anne.jpg" width="1280" /><br />
<br />
Doğum çantasında öncelikle mevsime uygun bebek kıyafetleri, şapka, battaniye ve bebek bezinin bulunması gerektiğini ifade eden Certel, bebeğin temizliği için saf pamuğun da çantaya eklenmesini önerdi. Anne için ise ihtiyaç duyulması halinde kullanılmak üzere göğüs ucu kremi bulundurulabileceğini belirten Certel, bebeğin hastaneden güvenli şekilde taburcu edilmesi için uygun bir bebek puseti veya oto koltuğunun da hazır olması gerektiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Bebek Sağlığı" class="detail-photo img-fluid" height="510" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2025/08/bebek-sagligi.png" width="777" /><br />
<br />
Emzirmeyi ve doğal beslenmeyi desteklemek amacıyla bazı ürünlerin doğum çantasında bulunmasının zorunlu olmadığını belirten Certel, "İlk etapta emzik, biberon, bebek maması ve süt sağma pompası gibi ürünlere ihtiyaç olmayabilir. Ten tene temas, anne ve bebek arasındaki bağ açısından önem taşıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Bebekk" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2024/04/bebekk.png" width="750" /></p>

<p>Doğum çantasının hazırlanırken temel ihtiyaçlara odaklanılması gerektiğini vurgulayan Certel, gereksiz eşyalarla çantanın doldurulmasının yerine anne ve bebeğin hastanedeki ihtiyaçlarını karşılayacak malzemelerin önceden hazırlanmasının daha pratik olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzman-isim-acikladi-iste-dogum-cantasinda-olmazsa-olmazlar</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/01/2025-yilinin-ilk-bebekleri-dunyaya-gozlerini-acti.jpg" type="image/jpeg" length="24440"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Milyonda bir görülen doğum olayı Trabzon'da gerçekleşti: İki ayrı rahimden iki bebek çıkartıldı]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-trabzonda-gerceklesti-iki-ayri-rahimden-iki-bebek-cikartildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-trabzonda-gerceklesti-iki-ayri-rahimden-iki-bebek-cikartildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de yaşayan 28 yaşındaki Serenay Atagün'ün iki ayrı rahminde aynı anda gebelik oluştu. Dünyada bir milyon doğumda bir görülen ve tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen gebelikler içerisinde dünyadaki üçüncü vaka olduğu belirtilen olayda, 33. haftada Trabzon'da sezaryenle dünyaya gelen Nil ve Ada bebekler, yoğun bakım sürecinin ardından anneleriyle buluştu. İkizler sağlıklı şekilde hastaneden taburcu oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çift rahmi olan bir kadının her iki rahminde de aynı anda gebelik oluşması tıp çevrelerinde milyonda bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Tıpta "dikaviter ikiz gebelik" (iki ayrı boşluklu ikiz gebelik) olarak adlandırılan bu durum, dünya genelinde çok nadir bildirilen sıra dışı bir olay olarak bilinse de, bu doğum olayı Trabzon'da gerçek oldu.</p>

<p>Rize'de yaşayan Serenay Atagün (28) ile Selçuk Atagün (32) çiftinin 6 yıllık çocuk sahibi olma mücadelesi, tıp dünyasında son derece nadir görülen bir gebelikle mutlu sona ulaştı. Çift rahimli olduğu belirlenen Serenay Atagün, daha önce 3 kez tüp bebek tedavisi gördü ancak gebelikler düşükle sonuçlandı. Bunun üzerine Trabzon'daki Medical Park Karadeniz Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Yılmaz tarafından farklı bir tedavi yöntemi uygulandı. İki ayrı rahmi bulunan anne adayının her bir rahmine birer embriyo transfer edildi. Her iki embriyonun da tutunmasıyla iki ayrı rahim boşluğunda eş zamanlı gebelik oluştu.</p>

<p><img alt="Milyonda Bir Görülen Doğum Olayı Trabzon'da Gerçekleşti İki Ayrı Rahimden Iki Bebek Çıkartıldı (2)" class="detail-photo img-fluid" height="420" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/08/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-trabzonda-gerceklesti-iki-ayri-rahimden-iki-bebek-cikartildi-2.jpg" width="678" /></p>

<p><strong>MİLYONDA BİR GÖRÜLEN GEBELİKTE DÜNYADA ÜÇÜNCÜ TÜP BEBEK VAKASI</strong></p>

<p>Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Yılmaz, yaşanan olayın dünyada son derece nadir görüldüğünü belirterek, bunun tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen gebelikler içerisinde dünyadaki üçüncü vaka olduğunu söyledi.</p>

<p>Op. Dr. Yılmaz, "Bugün mutlu ve çok gururlu bir gün. Çünkü dünyada bir milyon doğumda bir görülen ve ayrıca tüp bebek tedavisiyle bu şekilde oluşan gebelikler içerisinde de dünyada üçüncü vaka. Bunun da haklı gururunu yaşıyoruz. Çünkü bu vakaların ikisi Türkiye'de biri ise Çin'de. Hastamızda Uterus Didelfis (Çift Rahim) dediğimiz bir rahim anomalisi var. Bu yaklaşık dünyada binde üç görülen bir anomali. Bu hastalar kendiliğinden de gebe kalabilir fakat bizim hastamızın başka problemleri olduğu için de tüp bebek tedavisiyle gebeliği oluşturduk. Hastamızın toplamda dördüncü tüp bebek denemesi. İkisi başka merkezde bir tanesi bizim merkezimizde gerçekleşmişti fakat düşükle sonuçlanmıştı. Bunun üzerine hastada farklı bir tedavi yapma tercihine gittik. İki rahmi olan bu hastamızın her bir rahmine birer embriyo transferi yaptık. Her iki rahimde de birer tane gebelik oluştu. Dikaviter ikiz gebelik (iki ayrı boşluklu ikiz gebelik) olarak adlandırdığımız bir gebelik takip etmek durumunda kaldık" dedi.</p>

<p><img alt="Milyonda Bir Görülen Doğum Olayı Trabzon'da Gerçekleşti İki Ayrı Rahimden Iki Bebek Çıkartıldı (1)" class="detail-photo img-fluid" height="402" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/08/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-trabzonda-gerceklesti-iki-ayri-rahimden-iki-bebek-cikartildi-1.jpg" width="715" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İKİ AYRI RAHİMDEN İKİ BEBEK ÇIKARTILDI</strong></p>

<p>Gebeliğin yüksek risk taşıması nedeniyle anne yakından takip edilirken, beklenen erken doğum eylemi 33. haftada başladı. Anne sezaryene alınarak iki ayrı rahim boşluğundan birer bebek dünyaya getirildi. Erken doğan bebekler yoğun bakım ünitesine teslim edildi.</p>

<p>Op. Dr. Yılmaz, "Bu tarz rahim anomalisi olan hastalarımızın rahimleri iki adet yarım olarak adlandırdığımız için çapları küçük. İçlerinde gebeliğin gelişmesi, düşük yapmaması, erken doğurması, gebelik sırasında başka problemlerin oluşma durumu her zaman daha fazla bu hastalarda. Dolayısıyla bu hastalarımızın çocuk dünyaya getirmesi ve takiplerinin yapılabilmesi oldukça multidisiplinel bir yaklaşım gerektiriyor. Biz de hastamızı yakından takip ettik, kendisi de sağolsun takibini hiç aksatmadı, şehir dışından gelen bir hasta olmasına rağmen. 33. haftada da beklediğimiz üzere bir erken doğum eylemi başladı. Biz de sezaryen ile her iki kaviteden birer tane bebek doğurtarak erken doğdukları için yoğun bakıma teslim ettik. Bugün de ailemiz yoğun bakımdan her iki bebeğini yoğun bakımdan teslim aldı. Hastamızın erken doğum yapma ihtimaline karşın bebeklerin akciğer matürasyonu erken gelişsin diye çeşitli ilaç tedbirleri aldık. Bu sayede bebekler erken doğmasına rağmen daha sağlıklı bir gebelik oluşmuş oldu" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"İKİ AYRI RAHİMDEN İKİ BEBEK ÇIKARTMAK BENİM İÇİN DE İLK OLDU"</strong></p>

<p>Yaşanan vakanın kendisi açısından da ilk olduğunu belirten Op. Dr. Yılmaz, operasyonun başarılı şekilde tamamlanmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi.</p>

<p>Yılmaz, "Bu şekilde başarıya ulaşmış olan dünyadaki üçüncü tüp bebek vakası, toplamda ise zaten bunun gibi 20-25 adet toplam vaka olduğu belirtilmiş dünyada. Benim açımdan ilk olduğu için ameliyatta iki ayrı rahimden iki bebek çıkartmak hem ilginç oldu hem de bizi fazlasıyla mutlu etti. Çünkü son derece başarılı bir ameliyat geçirdik. Hastamızı hem tüp bebek gerektirdiği için gebe kalıp çocuk doğurması hem de bu rahim anomalisine bağlı olarak bu çocukları dünyaya getirmesi zaten bizim için ayrı bir gurur kaynağı" diye konuştu.</p>

<p>6 yıllık çocuk sahibi olma mücadelesinin ardından iki bebeğine birden kavuşan anne Serenay Atagün, tedavi sürecinde doktoruna duyduğu güvenin kendisi için önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Atagün, "Bu tedaviyi Ufuk Hoca bize sordu, biz de iki tane olsun ikiz olsun istedik. Mutluyuz, istedik oldu, çok şükür. Öncesinde üç kez denediğimiz için bu süreç de çok korkulu geçti olacak mı olmayacak mı diye. Ama Ufuk Hoca'ya her zaman güvendim. İyi ki de güvenmişim diyorum. İki gebeliğin tutması beni çok mutlu etti. Aynı zamanda da beni şaşırttı. Belki biri tutar diğeri olmayabilir dedim, o açıdan da korkumuz vardı. Her zaman umudunu kaybetmiş kadınlar için inşallah bu durum herkese bir yol gösterici olur. Hiçbir zaman umutlarını kaybetmesinler. Bu yolda en büyük destekçim eşimdi ve sonrasında Ufuk Hoca" dedi.</p>

<p><strong>"33. HAFTADA DOĞDUKLARI İÇİN ÇOK KORKUYORDUM"</strong></p>

<p>Bebeklerinin 33. haftada dünyaya gelmesi nedeniyle yoğun bakım sürecinden endişe duyduğunu anlatan Atagün, doğum sonrası yaşadığı mutluluğu dile getirdi.</p>

<p>Atagün, "33.haftada doğdukları için çok korkuyordum. Yoğun bakım süreci olacağını biliyordum. Seslerini ilk duyduğumda çok mutlu oldum. Dedim ki iyiler ve bir sıkıntı yok. Bugün kavuştuk çok şükür. Anne olmak isteyenler için de öncelikle seçeceğiniz doktorunuz çok önemli. Ama hepsinden önce inançlarını kaybetmesinler. Biz 6. yılımızda kucağımıza aldık bebeklerimizi. Kimse umudunu kaybetmesin. Herkes kendisine ve doktoruna güvensin. Her şey olacağına varır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ailenin iki kız bebeklerine Nil ve Ada isimlerini verdiği öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-trabzonda-gerceklesti-iki-ayri-rahimden-iki-bebek-cikartildi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/08/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-trabzonda-gerceklesti-iki-ayri-rahimden-iki-bebek-cikartildi-3.jpg" type="image/jpeg" length="41406"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Basit önlemlerle sıcak çarpmasından korunun]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/basit-onlemlerle-sicak-carpmasindan-korunun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/basit-onlemlerle-sicak-carpmasindan-korunun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak çarpmasının erken müdahale edilmediğinde hayati tehlikeye yol açabilen ciddi bir acil sağlık sorunu olduğunu dile getiren bulunan Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli Acil Tıp Uzmanı Dr. Ebru Adalı, alınacak basit tedbirlerin sıcak çarpmasının önlenmesinde büyük önem taşıdığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak çarpmasının belirtileri ve alınacak önlemler hakkında açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Adalı, güneş ışınlarının en etkili olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması gerektiğinin altını çizdi. Bebeklerin, çocukların, gebelerin, kronik hastaların, 65 yaş ve üzerindeki bireylerin ve açık alanda çalışan vatandaşların risk altında olduğunu belirten Uzm. Dr. Adalı, gün içerisinde yeterli miktarda su tüketilmesi ve susamayı beklemeden düzenli aralıklarla sıvı alınması gerektiğinin üzerinde durdu. Sıcak çarpmasının; yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, mide bulantısı, kusma, kas krampları, çarpıntı, bilinç bulanıklığı ve bayılma gibi belirtileri olabileceğini dile getiren Adalı, "Bu belirtilerin görülmesi halinde durum hafife alınmamalı, özellikle bilinç değişikliği, nöbet veya bayılma gelişmesi durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Sağlık ekiplerinden yardım istenmeli ya da en yakın acil servise başvurulmalıdır. Bunun yanı sıra sıcak çarpması geçirdiğinden şüphelenilen bir kişi öncelikle serin ve gölge bir ortama alınmalı, üzerindeki fazla giysiler gevşetilmeli ve vücut sıcaklığının düşürülmesine yönelik soğuk uygulamalar yapılmalıdır. Bilinci açık olan kişilere küçük yudumlarla su verilebilir. Ancak bilinci kapalı olan kişilere kesinlikle ağızdan su veya herhangi bir sıvı verilmemelidir." şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıcak çarpması büyük ölçüde önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunu sözlerine ekleyen Adalı, bu konuda Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü'nden yapılan uyarıların dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Güneşin etkili olduğu saatlerde dikkatli olmak, bol su tüketmek, risk grubundaki bireyleri korumak ve belirtileri ciddiye almak hem kendi sağlığımız hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır"</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/basit-onlemlerle-sicak-carpmasindan-korunun</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/07/uzmanlar-uyardi-sicak-carpmasi-bircok-hastaliga-neden-olabilir-1.jpg" type="image/jpeg" length="74483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Kemal Aydın'a uluslararası insan hakları ödülü]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/dr-kemal-aydina-uluslararasi-insan-haklari-odulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/dr-kemal-aydina-uluslararasi-insan-haklari-odulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gerontolog Dr. Kemal Aydın, insan hakları, sağlıklı yaşlanma, yaşlı hakları ve uluslararası iş birliğine sunduğu yaklaşık 30 yıllık katkılar nedeniyle, Pakistan'ın Karachi kentinde düzenlenen uluslararası törende "Lifetime Excellence Award (Yaşam Boyu Mükemmellik Ödülü)" ile onurlandırılmış ve "Human Rights Ambassador of Excellence (İnsan Hakları Büyükelçisi)" unvanına layık görülmüştür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ödül, Dr. Kemal Aydın'ın yaşlı bireylerin haklarının korunması, insan onurunun güçlendirilmesi, sağlıklı yaşlanma politikalarının geliştirilmesi ve küresel barış ile sürdürülebilir kalkınmaya yönelik uzun yıllara dayanan çalışmalarının uluslararası düzeyde takdir edilmesi amacıyla verildi.</p>

<p><img alt="Dr. Kemal Aydın'a Uluslararası Insan Hakları Ödülü 1" class="detail-photo img-fluid" height="510" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/08/dr-kemal-aydina-uluslararasi-insan-haklari-odulu-1.png" width="777" /></p>

<p>Törende ayrıca Dr. Aydın'ın kurucusu olduğu İbni Sina Enstitüsü (Ibn Sina Institute) ve World Ageing Council (Dünya Yaşlanma Konseyi) tarafından yürütülen uluslararası projelerin; yaşlı hakları, aktif yaşlanma, kuşaklar arası dayanışma ve küresel sağlık diplomasisine önemli katkılar sunduğu vurgulandı.</p>

<p><img alt="Dr. Kemal Aydın'a Uluslararası Insan Hakları Ödülü 2" class="detail-photo img-fluid" height="510" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/08/dr-kemal-aydina-uluslararasi-insan-haklari-odulu-2.png" width="777" /></p>

<p>Belgede, Dr. Kemal Aydın'ın vizyoner liderliği sayesinde geliştirilen World Ageing Summit (Dünya Yaşlanma Zirvesi) girişiminin, dünya genelinde insan hakları, barış, adalet ve yaşlı bireylerin yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik örnek bir platform olduğu ifade edildi.</p>

<p>Tören kapsamında Dr. Kemal Aydın'ın; sivil toplum adına uluslararası kuruluşlarla diyalog ve iş birliğini geliştirmek üzere İnsan Hakları Büyükelçisi olarak görevlendirildiği belirtilmiştir. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler sistemi başta olmak üzere uluslararası platformlarda insan hakları, yaşlı hakları, sağlıklı yaşlanma ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında gönüllü diplomatik çalışmalar yürütmesi takdir edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Dr. Kemal Aydın'a Uluslararası Insan Hakları Ödülü 3" class="detail-photo img-fluid" height="510" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2026/08/dr-kemal-aydina-uluslararasi-insan-haklari-odulu-3.png" width="777" /></p>

<p>Gerontolog Dr. Kemal Aydın yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Bu anlamlı ödülü yalnızca şahsım adına değil, insan onurunu, yaşlı haklarını, sağlıklı yaşlanmayı ve barışı savunan tüm gönüllüler adına kabul ediyorum. İnsan hakları, yaş sınırı olmayan evrensel bir değerdir. Daha adil, kapsayıcı ve yaş dostu bir dünya için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."</p>

<p>Bu uluslararası takdir, Türkiye'nin yaşlı hakları, sağlıklı yaşlanma ve insan hakları alanındaki bilgi birikiminin küresel düzeyde görünürlüğünü artırırken; İbni Sina Enstitüsü'nün yürüttüğü uluslararası iş birliği çalışmalarına da önemli bir ivme kazandıracaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/dr-kemal-aydina-uluslararasi-insan-haklari-odulu</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/08/dr-kemal-aydina-uluslararasi-insan-haklari-odulu.png" type="image/jpeg" length="33325"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İshalde bu belirtilere dikkat: Ne zaman doktora başvurulmalı?]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/ishalde-bu-belirtilere-dikkat-ne-zaman-doktora-basvurulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/ishalde-bu-belirtilere-dikkat-ne-zaman-doktora-basvurulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak havalarda artan gıda zehirlenmesi ve ishal vakalarına karşı uyaran uzmanlar hastalığın seyrinde kritik eşik kabul edilen belirtileri ve doktora başvurulması gereken acil durumları sıraladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artmasıyla bakteri, virüs ve parazitlerin daha hızlı çoğaldığı, uygun koşullarda saklanmayan ve uzun süre açıkta bekletilen gıdaların bağırsak enfeksiyonu ile besin zehirlenmesi riskini artırdığı bildirildi.</p>

<p>Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği Uzmanı Prof. Dr. Adalet Altunsoy, yaptığı açıklamada, bağırsak enfeksiyonları, gıda zehirlenmeleri ve bunlara bağlı gelişebilecek sıvı ve elektrolit kaybına karşı uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Artan hava sıcaklıklarının gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu belirten Altunsoy, "Yaz ayları, bağırsak enfeksiyonları ve gıda zehirlenmelerinin arttığı bir dönem çünkü bakteriler, virüsler ve parazitler de sıcağı çok seviyor ve daha fazla çoğalıyorlar. Gıdalar pişmiş bile olsa açık havada birkaç saat içerisinde milyonlarca bakteri çoğalabiliyor ve hastalık oluşturacak duruma geliyor." dedi.</p>

<p><img alt="enfeksiyon" class="detail-photo img-fluid" height="415" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2023/06/enfeksiyon.jpg" width="750" /></p>

<p>Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarından korunmada gıda güvenliği kurallarına uyulmasının büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, "Soğuk zincir kuralına uyulmamış, uygun koşullarda saklanmamış, yeterince pişirilmemiş ya da uzun süre açıkta bekletilmiş gıdaların tüketilmesi bağırsak enfeksiyonu riskini artırabiliyor." bilgisini verdi.</p>

<p>İshal ve kusmaya bağlı gelişen sıvı ve elektrolit kaybının önemine işaret eden Altunsoy, şunları kaydetti:</p>

<p>"Çocuklarda, yaşlılarda ve böbrek hastalığı, diyabet ya da kalp hastalığı bulunan kişilerde ishal daha ağır seyredebilir Hastalarımız ishal ya da bağırsak enfeksiyonlarından sonra sadece sıvı kaybetmez aynı zamanda sodyum, potasyum, bikarbonat gibi elektrolitler de kaybeder. İshalde yeterli sıvı alımına rağmen özellikle çocuklarda ve yaşlılarda gözlerde çökme, dilde kuruluk, halsizlik ve bilinç bozukluğu gelişiyorsa, bağırsak enfeksiyonuna eşlik eden ateş 2-3 günden uzun sürüyorsa, kanlı ishal veya şiddetli kusma varsa mutlaka vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor."</p>

<p><img alt="Çocuk ishal-1" class="detail-photo img-fluid" height="682" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2024/08/cocuk-ishal.jpg" width="1024" /></p>

<p><strong>"BESİN ZEHİRLENMELERİYLE BAĞIRSAK ENFEKSİYONLARININ BELİRTİLERİ BENZERLİK GÖSTERİYOR"</strong></p>

<p>Besin zehirlenmeleriyle bağırsak enfeksiyonlarının benzer belirtilerle seyrettiğini ifade eden Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarında karın ağrısı ve ishalin ön planda olduğunu, besin zehirlenmelerinde ise şüpheli gıda tüketiminin ardından önce kusma, daha sonra ishal görülebildiğini söyledi.</p>

<p>Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarında yapılan yaygın hatalardan birinin antibiyotik kullanımı olduğunu belirterek, antibiyotiklerin bağırsak florasını bozabildiğini, ishal süresini uzatabildiğini ve antibiyotik direncine yol açabildiğini, tedavide ise önceliğin kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konulması olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Öte yandan Altunsoy, özellikle küçük çocuklarda ishal sırasında asitli içecekler ve meyve suyu verilmesinin yanlış uygulamalar arasında yer aldığını vurgulayarak, bu tür içeceklerin ishali uzatabildiği uyarısında bulundu.</p>

<p><img alt="Yaz Ishali" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2024/07/yaz-ishali.jpg" width="1300" /></p>

<p><strong>"ET VE SEBZELER İÇİN AYRI KESME TAHTASI KULLANIN"</strong></p>

<p>Altunsoy, gıda hazırlama ve saklama sürecinde hijyen kurallarına uyulmasının büyük önem taşıdığını ifade ederek, "Et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünlerinin iyi pişirilmesi, pişirilen gıdaların uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemesi, çiğ etler ve sebzeler için ayrı kesme tahtalarının kullanılması gerek. Sebze ve meyvelerin tüketilmeden önce iyice yıkanması besin zehirlenmeleri ile bağırsak enfeksiyonlarından korunmada önemli rol oynuyor." diye konuştu.</p>

<p>Altunsoy, bağırsak enfeksiyonlarından korunmada el hijyeninin temel önem taşıdığına dikkati çekerek, yemek hazırlamadan ve yemek yemeden önce, tuvalet sonrası ile bebek ve küçük çocuklarda bez değişiminin ardından ellerin en az 20 saniye sabun ve suyla yıkanmasının çapraz bulaşmayı önlediğini ve enfeksiyon riskini azalttığını belirtti.</p>

<p><img alt="Çocuklarda Ishal" class="detail-photo img-fluid" height="495" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2024/10/cocuklarda-ishal.jpg" width="880" /></p>

<p>Yaz aylarında havuz kullanımına ilişkin de uyarılarda bulunan Altunsoy, çocuklara havuz suyunu yutmamaları gerektiğinin mutlaka öğretilmesi gerektiğini, ishali bulunan bebek ve çocukların ise hem kendi sağlıklarını korumak hem de enfeksiyonun başkalarına bulaşmasını önlemek amacıyla havuza sokulmaması gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/ishalde-bu-belirtilere-dikkat-ne-zaman-doktora-basvurulmali</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/04/kronik-ishal.jpg" type="image/jpeg" length="40512"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan mide kanseri uyarısı: Sinsi ilerliyor, bu belirtilere dikkat!]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzmandan-mide-kanseri-uyarisi-sinsi-ilerliyor-bu-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzmandan-mide-kanseri-uyarisi-sinsi-ilerliyor-bu-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Nimet Yılmaz, mide kanserinin erken dönemde belirti vermeyebileceğini belirterek, özellikle 45 yaş üzerindeki bireylerin düzenli sağlık taramalarını ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Anabilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Nimet Yılmaz, "Mide kanseri, mide hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan ciddi bir hastalıktır. Genellikle erken evrede belirti vermez, ancak ilerleyen dönemde iştahsızlık, kilo kaybı, mide ağrısı ve kanama ile kendini gösterir" dedi.</p>

<p>Mide kanserinde kanıta dayalı, bireyselleştirilmiş tedavi planının çok önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yılmaz, dünya genelinde en sık görülen beşinci ve yaşam kaybı açısından dördüncü kanser türü olduğunu; erkeklerde kadınlara göre iki kat daha sık görüldüğünü kaydetti.</p>

<p><strong>MİDE KANSERİ NEDENLERİ VE RİSK FAKTÖRLERİ</strong></p>

<p>"Mide kanseri vakalarının çoğu rastgele ortaya çıkar, ancak vakaların yüzde 5 ila yüzde 10'unda aile veya genetik bir ilişki vardır" ifadelerini kullanan Doç. Dr. Yılmaz, "Risk faktörleri arasında beslenme alışkanlıkları, fazla tuz tüketimi (Tuzla korunmuş gıdalar), salamura, tütsülenmiş veya işlenmiş et tüketimi, A ve C vitaminleri bakımından fakir diyet sayılmaktadır. Özellikle hijyenik olmayan su ve gıda yoluyla bulaşan Helikobakter Pylori adı verilen bakteriden kaynaklanan enfeksiyon mide kanseri için iyi bilinen risk faktörüdür. Kişide kronik atrofik gastrit, pernisiyöz anemi ve obezite varlığı ile radyasyona maruz kalmak ve sigara içmenin de mide kanseri riskini arttırdığı düşünülmektedir. Öte yandan, çeşitli çalışmalar yüksek miktarda lif, meyve ve sebze tüketmenin mide kanseri riskini azaltabileceğini göstermiştir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>BELİRTİLER</strong></p>

<p>Mide kanserine ilişkin semptomların genellikle geç ortaya çıkmasının hastalığın erken evrede tanısını güçleştirdiğini kaydeden Doç. Dr. Yılmaz, "Erken evre belirtiler genellikle hafiftir ve hazımsızlık, iştahsızlık, üst karın ağrısı ve yemek sonrası şişkinlik olarak kendini gösterebilir. Bu belirtiler kanser olmayan daha az ciddi durumlarla kolayca karıştırılabilmektedir. Hastalık ilerledikçe inatçı bulantı-kusma, yutma güçlüğü, demir eksikliği anemisi ve buna bağlı kronik yorgunluk, dışkıda kan veya siyah renkli dışkılama gibi daha ciddi belirtiler görülmektedir. Bu belirtilerin spesifik olmaması nedeniyle, mide kanseri sıklıkla ileri bir evrede teşhis edilir; bu da rutin sağlık taramalarının önemini göstermektedir" ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>TANI</strong></p>

<p>Mide kanseri tanısının üst endoskopi ile midenin görüntülenmesi ve şüpheli alanlardan biyopsi alınması ile konduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, "Ailede mide kanseri öyküsü var ise erken yaşta üst endoskopi ile taramaya başlanmalıdır" diye konuştu.</p>

<p><strong>TEDAVİ</strong></p>

<p>Mide kanserinde kanıta dayalı, bireyselleştirilmiş tedavi planının çok önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz, "Tedavide kullanılan yöntemler arasında endoskopik rezeksiyon, cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hedefe yönelik tedaviler yer almaktadır. Bu yöntemler, tümörün boyutu, yerleşim yeri, evresi ve hasta ile ilgili faktörlere bağlı olarak birleştirilir. Endoskopik yöntemler henüz yeni başlangıçlı, çok yüzeysel yerleşmiş tümörler için saklı tutulmaktadır. Erken evrede tümörlü bölgenin cerrahi ile çıkarılması yüksek başarı sağlarken, ileri evrelerde kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler (Akıllı ilaçlar) ve immünoterapi önerilmektedir. Tanıdan tedaviye kadar hastanın yolculuğunu yönetmek, gecikmeleri önlemek ve hasta güvenliğini ön planda tutarak multidisipliner bir şekilde her uzmanın etkin bir şekilde tedaviye katkıda bulunması tedavi başarısını artıracaktır. Fakat daha da önemlisi 45 yaş üzeri tüm bireylerin rutin sağlık taramalarını aksatmadan yaptırmalarıdır. Ayrıca Helikobakter Pylori enfeksiyonu varsa tedavi edilmeli, tuz tüketimi azaltılmalı, taze sebze ve meyve tüketimi artırılmalı, sigaradan uzak durulmalıdır" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzmandan-mide-kanseri-uyarisi-sinsi-ilerliyor-bu-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2024/07/mide-kanseri.jpg" type="image/jpeg" length="49555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mükemmel tatil beklentisi yeni bir stres kaynağı olabilir]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/mukemmel-tatil-beklentisi-yeni-bir-stres-kaynagi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/mukemmel-tatil-beklentisi-yeni-bir-stres-kaynagi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıl boyunca yoğun çalışma temposu, günlük sorumluluklar ve stresle geçen dönemlerin ardından tatil, birçok kişi için dinlenme ve yenilenme fırsatı olarak görülüyor. Ancak bazı kişiler tatil öncesinde veya tatil sürecinde beklenenin aksine kendilerini gergin, huzursuz ve yorgun hissedebiliyor. Tatilin her anını verimli geçirmek, sürekli mutlu olmak ya da kısa sürede çok sayıda deneyim yaşamak zorunda olunduğu düşüncesinin dinlenme sürecini zorlaştırabildiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Tuğçe]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Tatil döneminde ortaya çıkan dinlenememe hissinin her zaman tatilin yetersiz geçmesinden kaynaklanmadığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, yoğun tempoya uzun süre maruz kalan kişilerin zihinsel olarak yavaşlamasının zaman alabileceğini söyledi. Tatil sürecinde kişinin kendisini başkalarıyla kıyaslaması, sürekli plan yapmak zorunda hissetmesi veya hiçbir şey yapmadığında suçluluk duyması gibi durumların dinlenme baskısını artırabildiğini belirten Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, tatilin temel amacının mükemmel anılar biriktirmek değil, günlük yaşamın temposundan uzaklaşarak ihtiyaç duyulan molayı verebilmek olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>TATİL BEKLENTİSİ YENİ BİR STRES KAYNAĞINA DÖNÜŞEBİLİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tatilin mutlaka verimli, eksiksiz ve sürekli keyifli geçirilmesi gerektiğine yönelik düşüncelerin kişide görünmez bir baskı oluşturabildiğini belirten Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, "Bazı kişiler tatilde mutlaka dinlenmiş, yenilenmiş ve mutlu hissetmesi gerektiğine inanabiliyor. Gidilecek yerler, yapılacak aktiviteler, çekilecek fotoğraflar ve sosyal medya paylaşımları da bu beklentiyi artırabiliyor. Dinlenmek için ayrılan zaman, fark edilmeden yeni planlar ve yapılması gerekenlerle dolduğunda tatil kişinin üzerinde ek bir stres oluşturabiliyor. Bu nedenle tatil deneyiminin herkes için aynı olmak zorunda olmadığını kabul etmek önem taşıyor" dedi.</p>

<p><strong>ZİHNİN YAVAŞLAMASI İÇİN ZAMANA İHTİYAÇ VAR</strong></p>

<p>Yoğun ve stresli bir çalışma döneminden sonra bedenin ve zihnin bir anda rahatlamasının her zaman kolay olmadığını belirten Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, "Uzun süre yüksek tempoda yaşayan kişilerin sinir sistemi, tatilin ilk günlerinde de aynı hızla çalışmaya devam edebiliyor. Bu nedenle kişi tatilin başlangıcında gevşemekte zorlanabilir, sürekli bir şeylerle meşgul olma ihtiyacı hissedebilir veya hiçbir şey yapmadığında suçluluk duyabilir. Günlük yaşamın hızlı akışından sonra zihnin yavaşlaması için zamana ihtiyaç duyması doğal bir durumdur. Dinlenmek, zaman kaybı değil; bedenin ve zihnin yeniden denge kurmasına yardımcı olan temel bir ihtiyaçtır" diye konuştu.</p>

<p><strong>SOSYAL MEDYADAKİ KUSURSUZ TATİL ALGISI KIYASLAMAYA NEDEN OLUYOR</strong></p>

<p>Sosyal medyada görülen tatil paylaşımlarının kişilerin kendi deneyimlerini yetersiz görmesine neden olabileceğini ifade eden Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu şu açıklamalarda bulundu: "Sosyal medya çoğu zaman insanların yaşamlarının en iyi anlarını ve olumlu yönlerini yansıttıkları bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Bu paylaşımlar, kişinin kendi tatilini daha eksik veya daha az keyifli değerlendirmesine yol açabiliyor. Oysa her bireyin ihtiyaçları, beklentileri ve dinlenme biçimi farklıdır. Dinlenmek bazen yeni yerler keşfetmek, bazen sevdiklerimizle zaman geçirmek, bazen de hiçbir plan yapmadan günü akışına bırakabilmektir. Başkalarının tatil deneyimleriyle kıyaslama yapmak yerine kişinin kendisine neyin iyi geldiğini fark etmesi daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir."</p>

<p><strong>TATİL PROGRAMINDA ESNEK ALANLAR BIRAKILMALI</strong></p>

<p>Tatilin her anını planlamanın bazı kişiler için dinlenme fırsatını sınırlayabildiğini belirten Uzmç Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, "Sürekli bir aktivite içinde olmak veya kısa bir süre içerisinde mümkün olduğunca çok deneyim yaşamaya çalışmak, bazı kişilerde yorgunluğu artırabiliyor. Programda esnek alanlar bırakmak, plansız geçirilen zamanlara da yer açmak ve kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmeye çalışması daha faydalı olabilir. Uzun bir yürüyüş yapmak, manzarayı izlemek, kitap okumak, sevdiklerinizle sakin zaman geçirmek ya da yalnızca sessizce dinlenmek de tatil sürecinin değerli parçalarıdır" dedi.</p>

<p><strong>İŞLE BAĞI AZALTMAK DİNLENMEYİ KOLAYLAŞTIRIYOR</strong></p>

<p>Tatil süresince iş ve günlük sorumluluklarla olan bağın mümkün olduğunca azaltılmasının önem taşıdığını belirten Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, "Sürekli e-postaları kontrol etmek, iş mesajlarına yanıt vermek veya günlük yaşamın stres kaynaklarını zihinde taşımaya devam etmek kişinin gerçek anlamda dinlenmesini zorlaştırabiliyor. Ekran kullanımını sınırlandırmak, sosyal medyada geçirilen zamanı azaltmak ve uyku düzenine özen göstermek zihinsel iyilik halini destekleyebiliyor. Tatilde kişinin kendisine kısa da olsa dijital ve zihinsel bir alan açması, günlük hayata daha dengeli dönmesine katkı sağlayabiliyor" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>DİNLENMEK HAK EDİLMESİ GEREKEN BİR ÖDÜL DEĞİL TEMEL BİR İHTİYAÇ</strong></p>

<p>Dinlenmenin ancak yeterince çalıştıktan veya yorulduktan sonra hak edilen bir ödül gibi görülmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, "Beden ve zihin, tıpkı beslenme ve uyku gibi düzenli dinlenmeye de ihtiyaç duyar. Kendimize dinlenmek için izin verebilmek yalnızca tatil döneminde değil, genel ruh sağlığının korunmasında da önemli bir yere sahiptir. Tatilin amacı her günü eksiksiz planlamak veya sürekli mutlu hissetmek olmak zorunda değildir. Asıl önemli olan, kişinin günlük yaşamın temposundan bir süreliğine uzaklaşabilmesi, kendisiyle yeniden temas kurabilmesi ve ihtiyaç duyduğu molayı verebilmesidir" diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/mukemmel-tatil-beklentisi-yeni-bir-stres-kaynagi-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/05/bayram-tatili-9-gun-oldu-mu-1.jpg" type="image/jpeg" length="75111"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak hava dalgaları can aldı! 2 bin 877 kişi yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/sicak-hava-dalgalari-can-aldi-2-bin-877-kisi-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/sicak-hava-dalgalari-can-aldi-2-bin-877-kisi-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'de Mayıs ve Haziran aylarında yaşanan sıcak hava dalgaları nedeniyle 2 bin 877 kişi yaşamını yitirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) Mayıs ve Haziran ayında ülkede etkili olan iki sıcak hava dalgasının bilançosunu açıkladı. Buna göre aşırı sıcaklar nedeniyle 2 bin 877 kişi hayatını kaybetti. Bunun, 2025 yılında sıcağa bağlı ölümlerin yaklaşık 2 katı olduğu belirtildi.</p>

<p>24-27 Mayıs arasındaki sıcak hava dalgasında 753, 21-28 Haziran arasındaki Haziran ayı sıcak hava dalgasında ise 2 bin 124 can kaybı yaşandığı ifade edildi. Bu sayıların geçici olduğu ve 2022'de kaydedilen rekora yaklaştığı vurgulanarak, "2026 yılında aşırı sıcağa bağlı ölümlerin, 2022'de kaydedilen 2 bin 985'lik eşiği aşarak rekor seviyeye ulaşması muhtemel" denildi.</p>

<p><strong>NİHAİ SAYININ 2027 YILININ BAŞLARINDA YILLIK RAPORDA YAYINLANACAĞI VURGULANDI.</strong></p>

<p><strong>SICAKLIK REKORLARI KIRILDI</strong></p>

<p>Açıklamada, "Haziran ayındaki sıcak hava dalgası 8 gün sürdü ve kırmızı seviye sağlık uyarısı verilmesine neden oldu. Bu, İngiltere'de en yüksek seviye uyarının ikinci kez verilmesiydi ve kaydedilen olağanüstü sıcaklıkları yansıtıyordu.</p>

<p>Hem Mayıs hem de Haziran aylarında İngiltere'de aylık bazda sıcaklık rekorları kırıldı. 26 Mayıs'ta Kew Bahçeleri'nde termometreler 31 derece ve 26 Haziran'da Norfolk, Lingwood'da ise 37.7 dereceyi gösterdi" ifadeleri kullanıldı.</p>

<p><strong>"YÜKSEK SICAKLIKLARLA BAŞA ÇIKMAYA HAZIR OLMALIYIZ"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>UKHSA Çevre Halk Sağlığı Bilimcisi ve raporun yazarı Dr. Ross Thompson yaptığı açıklamada, "Bu rakamlar, aşırı sıcak havanın insanların sağlığı için oluşturabileceği önemli tehlikeyi vurgulamaktadır. Bu durum özellikle yaşlılar ve altta yatan sağlık sorunları olanlar gibi daha savunmasız gruplar için geçerlidir.</p>

<p>Rakamlar geçici olsa da bu yaz daha fazla sıcak hava dalgası yaşarsak rekor seviyede sıcaklığa bağlı ölümler görebileceğimizi gösteriyor. Sıcaklık arttıkça sıcak hava dönemlerinin daha uzun, daha sık ve daha aşırı hale gelmesini bekleyebiliriz.Bu nedenle bireylerin, toplulukların ve sistemlerin daha yüksek sıcaklıklarla başa çıkmaya hazır olması ve sıcağa karşı en savunmasız olanların korunması hayati önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"KAVURUCU SICAKLAR SAĞLIK SİSTEMİMİZ ÜZERİNDE CİDDİ BİR ETKİYE YOL AÇTI"</strong></p>

<p>Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanı Yvette Cooper ise, "Bu yaz yaşanan kavurucu sıcaklar, insanların sağlığı ve Ulusal Sağlık Sistemimiz (NHS) üzerinde ciddi bir etkiye yol açtı. Uzun yıllardır, NHS'de kış mevsiminde baskıya ve en soğuk havalarda savunmasız durumda olanlara destek olma ihtiyacına alışkınız. Ancak şimdi yaz sıcağının binlerce insanın sağlığı üzerinde ve NHS'nin karşı karşıya kaldığı baskılar üzerinde giderek daha ciddi bir etkiye sahip olduğunu görüyoruz. Yaz aylarına girerken insanların sağlıklarına dikkat etmeleri ve sıcak hava şartlarına karşı daha savunmasız olanlara yardımcı olmaları çok önemlidir. Kendi sağlığınız veya başkasının sağlığı konusunda endişeleriniz varsa lütfen yardım istemekten çekinmeyin. Küçük bir özen bile hayat kurtarıcı bir fark oluşturabilir" ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/sicak-hava-dalgalari-can-aldi-2-bin-877-kisi-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/08/hava-sicakliklari-bugun-28-ilde-40-derecenin-uzerini-gordu.jpg" type="image/jpeg" length="79198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erkeklerde de görülebiliyor! 54 yaşındaki adam hastalığı erken teşhisle yendi]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/erkeklerde-de-gorulebiliyor-54-yasindaki-adam-hastaligi-erken-teshisle-yendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/erkeklerde-de-gorulebiliyor-54-yasindaki-adam-hastaligi-erken-teshisle-yendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekirdağ'da 2018 yılında meme kanseri teşhisi konulan 54 yaşındaki İlyas Akman, erken teşhis ve tedaviyle hastalığı yendi. Hastalığın yeniden ortaya çıkma riskine karşı iki memesini de aldıran Akman, tedavisinin ardından hayatına kaldığı yerden devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanserinin daha çok kadınlarda görüldüğü bilinirken, erkeklerde de nadir olmakla birlikte ortaya çıkabiliyor. Tekirdağ'da yaşayan 54 yaşındaki İlyas Akman'ın yaşadığı süreç ise erkeklerde de meme kanserine karşı farkındalığın ve erken teşhisin önemini ortaya koyuyor. Meme kanserini banyo yaparken sol göğsünde fark ettiği bir kitle sayesinde erken aşamada tespit eden Akman, yaşadıklarını anlattı. Akman, "Meme kanserine 2018 yılında teşhis konuldu. Teşhisimiz banyo yaparken sol göğsümde bir topaç hissetmemle oldu. Bu topaçı hissettikten sonra bunun normal bir şey olmadığını anlayıp, bir ağrı sızım yoktu, genel cerrahi bölümüne gittim. Genel cerrahi bölümünde gerekli tetkikler yapıldıktan sonra mamografi ve ultrason oldu. Orada bir kitle olduğuna karar verdiler. Daha sonra Sibel Hanım'la görüşüp, tedavi sürecine başladık. Biyopsi ve patoloji sonucu çıktıktan sonra bir kitle olduğu anlaşıldı. Erken teşhis olduğu için de direkt bir hafta içinde ameliyata girdik. Gayet güzel, başarılı bir ameliyat geçirdikten sonra 4 ay boyunca kemoterapi gördüm" dedi.</p>

<p><strong>GENETİK TEST SONRASI DİĞER MEMESİNİ DE ALDIRDI</strong></p>

<p>Kemoterapinin ardından ailesiyle birlikte genetik test yaptırdıklarını belirten Akman, genetik yatkınlık tespit edilmesi üzerine herhangi bir sorun bulunmamasına rağmen diğer memesini de aldırdığını söyledi. Akman, "Kemoterapiden sonra genetik testleri yaptırdık ailece. Ailede genetik çıktığı için bu sefer 1 yıl sonra sağ tarafı aldırmak zorunda kaldım. Çünkü şu an orada bir problem yoktu ama tekrar aynı sorunu yaşamamak için, aynı tedavi sürecini, tekrar kemoterapileri yeniden sil baştan yapmamak için sağ tarafı da aldırdık. Bu genetik şey de çıktıktan sonra ailemde kız kardeşimde de genetik çıktı. 3 sene sonra kız kardeşim de aynı rahatsızlığa yakalanınca o da tedavisine devam etti. Şu an o da gayet sağlıklı, ben de sağlıklıyım. Şu anda 6 ayda bir kontrollerime geliyorum, her şey yolunda" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"HASTALIK BANA GELDİĞİNE PİŞMAN OLMUŞTUR"</strong></p>

<p>Kanser teşhisinin ilk aşamada kendisini tedirgin ettiğini ancak hastalığı kabullenmeyerek mücadele ettiğini anlatan Akman, doktorlarının desteğinin de kendisi için önemli olduğunu belirtti. Akman, "Bizi ayakta tutan. Yani hastalık bana geldiğine pişman olmuştur. İlk başlarda tabii hastalığı duyunca insan ister istemez tedirgin oluyor ama ondan sonra diyorsun ki, ‘Ya bunda da bir imtihan vardır' diyorsun kendi kendine. Kabullenmedim hastalığı ben. Hastalığı kabullenmedikten sonra tedavi süreci, gerek onkoloji doktorları, gerek beni ameliyat eden doktorların bana verdiği destek sayesinde hastalığı kabullenmedim ve bir şekilde kendimi dışlamadım dışarıdan. Aynı yaptığım işlere, çalıştığım şeylere devam ettim. Mesela hâlâ hem çiftçilik yapıyorum hem özel sektörde çalışıyorum. İşlerimden de vazgeçmedim. Kendimi bırakmadım. Oraya psikolojik olarak, beyin olarak ben hastalığı kabullenmediğim için şu an bu durumdayım ve gayet Allah'ıma şükürler olsun ki her şey yolunda" diye konuştu.</p>

<p><strong>"ERKEKLER BAYANLAR GİBİ DUYARLI DEĞİL"</strong></p>

<p>Erkeklerde meme kanserinin nadir görülmesine rağmen hastalığın önemsenmesi gerektiğini belirten Akman, erkeklerin kendi vücutlarını kontrol etmesi gerektiğini söyledi. Akman, "Erkeklerde aslında biliyor musunuz, bunu araştırdım ben; bayanlara göre ölüm oranı erkeklerde yüzde 90 daha fazla. Bayanların avantajı tedavi, hormonlarından dolayı tedavi süreçleri uzun ama iyileşme süreçleri çok fazla. Erkeklerde erken teşhis olmadığı zaman, koltuk altı ve lenf bezlerine geçtiğinde geri dönüşü olmayan bir yola giriyorsunuz. Ve ölüm oranı gerçekten de. Tamam, erkeklerde çok nadir görünüyor ama bunun sebebi erkeklerin bayanlar gibi duyarlı olmamasından kaynaklanıyor. Ama eğer bizler sürekli 2 günde bir, günde bir banyo yapıyoruz değil mi? Banyo yaparken eğer şu şekilde ovunurken şu meme uçlarında şey ederseniz, orada herhangi bir farklılığı anlayabilirsiniz. Çünkü ben o şekilde fark ettim ve ağrı, sızım yokken geldim. Ama biz erkekler bunları bazen umursamıyoruz. Yani kolay, zor bir şey değil. 5 dakika ovunurken şu şekilde meme uçlarını ve şu şekilde ovulduğunda eğer orada farklı bir şey hissettiklerinde doktora gitmelerinde fayda var. Çünkü erken teşhis hayat kurtarır. Benimki de o şekilde oldu" dedi.</p>

<p><strong>"GEÇ KALMAKTAN KORKUN"</strong></p>

<p>Erken teşhisin kendi tedavi sürecinde önemli bir avantaj sağladığını vurgulayan Akman, erkeklere meme kanserini önemsemeleri çağrısında bulundu. Akman, "Geç kalmaktan korkun. Çünkü geç kaldıktan sonra bir daha dönüşü olmayan bir şey oluyor. Benim erken teşhis olduğu için tedavim de daha kolay sürdü, kısa sürdü. Bu yüzden tüm hastalara tekrar geçmiş olsun diyorum" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TERAPİ MERKEZİNDE KANSER HASTALARINA MORAL OLUYOR</strong></p>

<p>Tedavisinin ardından hayatına devam eden Akman, çiftçilik ve özel sektördeki çalışmalarını sürdürürken Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Terapi Merkezi'nde kanser hastalarına yönelik düzenlenen kurslara da katılıyor. Terapi merkezinde çeşitli el emeği çalışmaları yapan Akman, diğer kanser hastalarıyla bir araya gelerek hem vaktini değerlendiriyor hem de hastalara moral oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/erkeklerde-de-gorulebiliyor-54-yasindaki-adam-hastaligi-erken-teshisle-yendi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/07/erkeklerde-de-gorulebiliyor-meme-kanserini-erken-teshisle-yendi.png" type="image/jpeg" length="56684"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma ortaya koydu! İlk 2 yılda şekeri azaltmak bunama riskini düşürüyor]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-ilk-2-yilda-sekeri-azaltmak-bunama-riskini-dusuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-ilk-2-yilda-sekeri-azaltmak-bunama-riskini-dusuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'de bir veritabanı üzerinde yapılan araştırma, yaşamın ilk iki yılında şeker alımını sınırlandırmanın, beyni gelecek yıllarda koruyabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesinden bilim insanları, araştırma kapsamında İngiltere "Biobank" projesine kaydolan yaklaşık 65 bin kişinin profillerini inceledi.</p>

<p>Araştırma, İngiltere'de şeker kısıtlamasının sona ermesiyle birlikte, insanların beslenme alışkanlıklarında hızla şeker miktarının artmasının etkisini analiz etti.</p>

<p>İki yaşına kadar şeker kısıtlaması döneminde yaşayanlarda bunama oranının yüzde 23 düştüğü ve hastalığın iki buçuk yıl sonra teşhis edildiği görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacı Jiazhen Zheng, "Bulgularımız, yaşamın en erken dönemlerinde şeker tüketimini sınırlamanın beyin sağlığı için kalıcı faydalar sağlayabileceğini gösteriyor" değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Çalışmanın sonuçları Neurology dergisinde yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/arastirma-ortaya-koydu-ilk-2-yilda-sekeri-azaltmak-bunama-riskini-dusuruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/07/toz-seker-depophotos-1796939.jpg" type="image/jpeg" length="26533"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında susuzluk ve klima kullanımına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/yaz-aylarinda-susuzluk-ve-klima-kullanimina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/yaz-aylarinda-susuzluk-ve-klima-kullanimina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava dalgaları ve kuraklık hem çevresel hem de bireysel sağlık açısından önemli riskleri beraberinde getiriyor. Özellikle yaş ilerledikçe vücudun su ihtiyacı artıyor. 70 yaş ve üzeri kişilerin sıcak havalarda su tüketimini artırması gerekiyor. Artan sıcaklıklarla birlikte doğru sıvı tüketimi ve bilinçli klima kullanımı büyük önem kazanırken, Uzm. Dr. Burak Uzel, yaz aylarında sık yapılan hatalara karşı önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudunun su dengesinin; beyinden salgılanan vazopresin hormonu, böbrekler ve susama hissi olmak üzere üç temel mekanizma tarafından düzenlendiğini belirten Dr. Burak Uzel, özellikle ileri yaştaki bireylerde susuz kalma riskinin belirgin şekilde arttığını söyledi ve devam etti:</p>

<p>"30'lu yaşlarda vücudun toplam su oranı yaklaşık yüzde 60 iken, 70'li yaşlarda bu oran yüzde 50'lere kadar düşüyor. Bununla birlikte susama hissi zayıflıyor ve böbreklerin suyu tutma kapasitesi azalıyor. Bu nedenle yaşlı bireyler susuz kaldıklarını fark etmekte gecikebilir. Susamayı beklemeden düzenli su tüketmek hayati önem taşır."</p>

<p><img alt="Musluk Su D" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2025/12/musluk-su-d.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>GÜNLÜK SU İHTİYACI KİŞİYE GÖRE DEĞİŞİYOR</strong></p>

<p>Normal şartlarda günlük sıvı ihtiyacının kilogram başına yaklaşık 30 ml olduğunu belirten Uzm. Dr. Burak Uzel, "70 kilogram ağırlığındaki bir kişinin günlük ortalama 2,1 litre sıvıya ihtiyaç duyar. Bu ihtiyacın yaklaşık yüzde 80'i içeceklerden, yüzde 20'si ise besinlerden karşılanır. Ancak sıcak havalarda terlemeyle birlikte su kaybı arttığı için günlük tüketim mutlaka artırılmalıdır. Çay, kahve ve alkol gibi diüretik etkili içecekler suyun yerini tutmaz; aksine vücuttan daha fazla sıvı kaybına neden olabilir" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>6 DURUMDA SU TÜKETİMİNİ MUTLAKA ARTIRIN</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Burak Uzel, aşağıdaki durumlarda sıvı ihtiyacının belirgin şekilde arttığını belirterek su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi:</p>

<p>Hava sıcaklıklarının ani yükseldiği günlerde</p>

<p>Ateşli hastalıklar sırasında</p>

<p>Aşırı terleme durumlarında</p>

<p>İshal ve kusma gibi sıvı kaybına yol açan hastalıklarda</p>

<p>Uçak yolculuklarında (3 saatlik bir uçuşta yaklaşık 1,5 litre su kaybı yaşanabiliyor)</p>

<p>Yoğun egzersiz ve fiziksel aktivite sonrasında</p>

<p><img alt="Uzmanlardan Klima Uyarısı Klima Serinletirken Hasta Etmesin" class="detail-photo img-fluid" height="510" src="https://liderhabercomtr.teimg.com/liderhaber-com-tr/uploads/2025/07/uzmanlardan-klima-uyarisi-klima-serinletirken-hasta-etmesin.png" width="777" /></p>

<p><strong>"KLİMA ÇARPMASI" DİYE BİR HASTALIK YOK</strong></p>

<p>Yaz sıcaklarında serinlemek için en çok tercih edilen yöntemlerden biri olan klimaların ise doğru kullanılmadığında bazı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Uzm. Dr. Burak Uzel, "Halk arasında yaygın olarak "klima çarpması" ifadesi kullanılır. Ancak tıp literatüründe 'klima çarpması' diye bir hastalık bulunmamaktadır. Klimalar ortamın nemini azalttığı için ağız ve burun mukozasında kuruluğa neden olur. Bu durum solunum yollarında tahrişe yol açabilir. Ayrıca soğuk havanın doğrudan vücuda üflenmesi kas ağrılarını tetikleyebilir" diye görüş verdi.</p>

<p><strong>KAPALI ORTAMLARDA BULAŞ RİSKİNİ ARTIRABİLİYOR</strong></p>

<p>Özellikle ev ve ofislerde kullanılan split klimalarda ortamın yeterince havalandırılmamasının enfeksiyon riskini artırabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Burak Uzel, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>"Eğer klima kullanılan kapalı ortam düzenli havalandırılmıyorsa ve içeride enfeksiyon taşıyan biri bulunuyorsa, kişinin ortama yaydığı virüs ve bakteriler klima aracılığıyla dolaşımda kalabilir. Bu durum bulaş riskini artırabilir. Halk arasında klimalarla ilişkilendirilen lejyoner hastalığının ise ev tipi split klimalarda oldukça nadir görülür. Bu enfeksiyonun daha çok otel, AVM ve büyük binalardaki suyla soğutulan merkezi klima sistemlerinde ortaya çıkabilir" dedi.</p>

<p><strong>KLİMA KULLANIRKEN BU KURALLARA DİKKAT EDİN</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Burak Uzel, yaz aylarında klimaların güvenli kullanımı için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>"Filtre bakımını ihmal etmeyin. Filtrelerde biriken küf, toz ve polenler özellikle alerji ve astım hastalarında şikâyetleri artırabilir. Bu nedenle filtreler düzenli olarak temizlenmeli ve bakımı yapılmalıdır.</p>

<p>Oda sıcaklığını 24-26 derece arasında tutun. Aşırı düşük sıcaklıklar vücut üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir.</p>

<p>Soğuk hava akımına doğrudan maruz kalmayın. Klimanın üflediği hava doğrudan yüze veya vücuda yönlendirilmemelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ortamı düzenli havalandırın. Klima kullanılan alanlarda belirli aralıklarla doğal havalandırma yapılmalı ve ortamın nem dengesi korunmalıdır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/yaz-aylarinda-susuzluk-ve-klima-kullanimina-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/07/uzmandan-uyari-klima-tansiyonu-yukseltebilir.png" type="image/jpeg" length="24832"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı! Her bel fıtığı, ameliyat gerektirmiyor]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanindan-uyari-her-bel-fitigi-ameliyat-gerektirmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzmanindan-uyari-her-bel-fitigi-ameliyat-gerektirmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel fıtığı nedeniyle ameliyat olmaktan çekinen birçok hastanın tedaviyi geciktirdiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Eyüp Genç, "Bel fıtığı hastalarının büyük bölümü ameliyatsız yöntemlerle iyileşebilir. Ancak bacakta güç kaybı veya idrar-dışkı kontrolünün kaybedilmesi gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden cerrahi değerlendirme yapılmalıdır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bel ağrısı toplumda en sık görülen sağlık sorunları arasında yer alırken, her bel ağrısı bel fıtığı anlamına gelmiyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Eyüp Genç, bel fıtığının belirtileri, tedavi seçenekleri ve kapalı bel fıtığı ameliyatı hakkında bilgi verdi. Bel fıtığının omurgalar arasında yastıkçık görevi gören disklerin aşınması veya zorlanması sonucu yer değiştirerek sinirlere baskı yapmasıyla oluştuğunu dile getiren Op. Dr. Genç, "Yaşam boyu görülme sıklığı yüzde 60-80 arasında değişiyor. Özellikle 35 yaş üzerindeki bireylerde daha sık görülüyor. Belden başlayıp kalça ve bacağa yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ve yanma hissi en sık karşılaştığımız belirtilerdir. İleri vakalarda ise bacakta güç kaybı, idrar veya dışkı kontrolünün kaybedilmesi ve cinsel fonksiyon bozuklukları görülebilir" diye konuştu.</p>

<p><strong>"HER BEL FITIĞI HASTASININ AMELİYAT OLMASI GEREKMEZ"</strong></p>

<p>Bel fıtığında ilk tedavi seçeneğinin çoğu zaman cerrahi olmadığını vurgulayan Op. Dr. Genç, "Başlangıç seviyesindeki hastaların önemli bir kısmı istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi ve enjeksiyon uygulamalarıyla şikayetlerinden kurtulabilir. Ancak tedaviye rağmen geçmeyen şiddetli ağrı, yaşam kalitesini düşüren yakınmalar veya bacakta güç kaybı geliştiğinde cerrahi tedavi gündeme gelir. İdrar ya da dışkı tutamama gibi durumlarda ise acil cerrahi müdahale gereklidir" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"KAPALI YÖNTEM İYİLEŞME SÜRECİNİ HIZLANDIRABİLİYOR"</strong></p>

<p>Kapalı bel fıtığı ameliyatının yaklaşık 1 santimetreden küçük bir kesiden endoskop yardımıyla gerçekleştirildiğini belirten Op. Dr. Genç, "Bu yöntemde kaslar kesilmeden özel tüpler yardımıyla fıtığa ulaşılıyor. Dokuya daha az zarar verildiği için ameliyat sonrası ağrı azalıyor, hastalar birkaç saat içinde ayağa kalkabiliyor. Uygun hastalar aynı gün veya ertesi gün taburcu edilebiliyor ve çoğu kişi 1-2 hafta içerisinde iş hayatına dönebiliyor" dedi.</p>

<p><strong>"KAPALI AMELİYAT HER HASTA İÇİN UYGUN OLMAYABİLİR"</strong></p>

<p>Kapalı yöntemin her hastaya uygulanamayacağını anlatan Op. Dr. Genç, "Bel kayması, omurilik kanalında ileri derecede darlık veya daha önce aynı bölgeden birden fazla ameliyat geçirmiş hastalarda açık ya da mikrocerrahi yöntemler tercih edilebilir. En doğru tedavi yöntemi hastanın muayene bulguları ve görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilerek belirlenir" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"AMELİYAT SONRASI DA DİKKATLİ OLMAK GEREKİYOR"</strong></p>

<p>Bel fıtığının tedavisinden sonra yaklaşık yüzde 5 oranında tekrar etme riski bulunduğunu söyleyen Op. Dr. Genç, "Nüks riskini azaltmak için ilk haftalarda ağır kaldırmaktan ve ani hareketlerden kaçınılmalı, iyileşme döneminden sonra bel ve karın kaslarını güçlendiren egzersizler düzenli yapılmalı, ideal kilo korunmalıdır" dedi.</p>

<p><strong>"DOĞRU ALIŞKANLIKLAR OMURGAYI KORUYOR"</strong></p>

<p>Omurga sağlığının korunmasında doğru hareket alışkanlıklarının büyük önem taşıdığına değinen Op. Dr. Genç, "Ağırlık kaldırırken belden eğilmek yerine dizleri bükerek hareket edilmeli, masa başında çalışanlar her 45-60 dakikada bir ayağa kalkıp kısa yürüyüşler yapmalı, düzenli yürüyüş ve yüzme gibi aktiviteler ihmal edilmemelidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Toplumda bel fıtığı ameliyatına yönelik yanlış inanışların bulunduğunu belirten Op. Dr. Genç, "Bel fıtığı ameliyatı olan bir daha yürüyemez düşüncesi doğru değildir. Günümüzde mikrocerrahi ve endoskopik yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabiliyor. Asıl risk, cerrahi gerektiren hastalarda tedavinin geciktirilmesidir" dedi.</p>

<p>Bel ağrısının ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Genç, "Bacakta veya ayakta aniden gelişen güç kaybı, idrar ya da dışkı kontrolünün kaybedilmesi ve genital bölgede uyuşma gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanindan-uyari-her-bel-fitigi-ameliyat-gerektirmiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2024/09/bel-fitigi.png" type="image/jpeg" length="78268"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne karnındaki mucize! Zorlu tedaviyle hayata tutundu]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/anne-karnindaki-mucize-zorlu-tedaviyle-hayata-tutundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/anne-karnindaki-mucize-zorlu-tedaviyle-hayata-tutundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Şehir Hastanesi’nde 22 haftalıkken anne karnında gerçekleştirilen ileri düzey girişim sayesinde hayat şansı artan bebek, doğum sonrası uygulanan başarılı cerrahi tedavi ve yenidoğan yoğun bakım sürecinin ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi. Akciğerinde kistik lezyon tespit edilen bebeğe anne karnında torakoamniyotik şant uygulandı. Doğum sonrası başarılı operasyon ve yoğun bakım sürecinin ardından bebek sağlıklı şekilde taburcu edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Şehir Hastanesi Perinatoloji Kliniği’nde takip edilen bir gebede, gebeliğin 22. haftasında fetüste Konjenital Pulmoner Havayolu Malformasyonu (CPAM) olarak adlandırılan, akciğerde büyük kistik lezyonlarla seyreden nadir bir hastalık tespit edildi. Gebeliğin ilerleyen haftalarında yapılan takiplerde kistik lezyonun hızla büyüdüğü, kalpte yer değiştirmeye neden olduğu ve anne adayında polihidramniyoz geliştiği belirlendi. Bunun üzerine gebeliğin 30. haftasında Perinatoloji Uzmanı Dr. Gökalp Şenol liderliğindeki ekip tarafından ultrasonografi eşliğinde fetüse torakoamniyotik şant uygulandı. Anne karnında gerçekleştirilen girişimle akciğerde biriken kistik sıvı amniyon boşluğuna boşaltılarak kalp ve akciğer üzerindeki bası başarıyla ortadan kaldırıldı.</p>

<p>Başarılı müdahalenin ardından gebelik sorunsuz şekilde devam ederken, anne adayı 37. gebelik haftasında sağlıklı bir doğum gerçekleştirdi. Doğum sonrasında yenidoğanın ilk stabilizasyonu sağlandıktan sonra Çocuk Cerrahisi Kliniği’nden Prof. Dr. Serpil Sancar ve ekibi tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonla tedavi süreci tamamlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ameliyat sonrası dönemde ise Yenidoğan Yoğun Bakım Kliniği’nden Doç. Dr. Bayram Ali Dorum, Doç. Dr. Erbu Yarcı ve yenidoğan yoğun bakım ekibinin titiz takibi sayesinde bebek sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Bebeğin gelişiminin poliklinik kontrolleriyle yakından izlenmeye devam ettiği bildirildi.</p>

<p>Bursa Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Salih Metin, gerçekleştirilen başarılı tedavi sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, "Anne karnında başlayan bu zorlu tedavi sürecinin sağlıklı bir doğum ve başarılı bir cerrahi operasyonla tamamlanması, hastanemizde görev yapan farklı branşlardaki ekiplerimizin güçlü koordinasyonunun ve yüksek tıbbi donanımının önemli bir göstergesidir. Emeği geçen tüm hekimlerimizi ve sağlık çalışanlarımızı kutluyorum. Sağlık Bakanlığımızın 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' vizyonu doğrultusunda, ileri teknoloji ve multidisipliner yaklaşımla vatandaşlarımıza en nitelikli sağlık hizmetini sunmaya devam edeceğiz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/anne-karnindaki-mucize-zorlu-tedaviyle-hayata-tutundu</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2026/07/anne-karnindaki-mucize-zorlu-tedaviyle-hayata-tutundu.png" type="image/jpeg" length="32107"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyet yapıyor ama bacaklarınız incelmiyorsa dikkat! Lipödem olabilir]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/diyet-yapiyor-ama-bacaklariniz-incelmiyorsa-dikkat-lipodem-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/diyet-yapiyor-ama-bacaklariniz-incelmiyorsa-dikkat-lipodem-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Ali Baran Budak özellikle kadınlarda sık görülen ancak çoğu zaman obeziteyle karıştırılan lipödem hastalığına dikkat çekti. Lipödem tedavisinin hastalığın evresi, klinik bulguları ve hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre planlandığını vurgulayan Prof. Dr. Budak, tedavi öncesinde yapılan ayrıntılı doku değerlendirmesinin tedavi başarısında önemli rol oynadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Baran Budak, özellikle kadınlarda sık görülen ancak çoğu zaman obeziteyle karıştırılan lipödem hastalığına dikkat çekti. Diyet ve egzersize rağmen bacaklardaki kalınlaşmanın devam etmesinin lipödemin en önemli belirtilerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Budak, erken tanı ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Ali Baran Budak, "Son yıllarda farkındalığı giderek artan lipödem, yalnızca estetik bir görünüm sorunu değil; ağrıya, hareket kısıtlılığına ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşe neden olabilen kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak öne çıkıyor. Özellikle kadınlarda görülen bu hastalık, çoğu zaman kilo problemi veya obezite ile karıştırıldığı için tanıda gecikmelere yol açabiliyor" dedi.</p>

<p><strong>"HORMONAL DEĞİŞİMLER HASTALIĞI TETİKLEYEBİLİYOR"</strong></p>

<p>Lipödemin çoğunlukla kadınlarda görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Ali Baran Budak, "Lipödem; bacaklarda, kalçalarda ve bazı hastalarda kollarda simetrik yağ dokusu artışıyla karakterize kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Hastalık genellikle ergenlik, gebelik veya menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde ortaya çıkar ya da belirgin hale gelir. Aile öyküsünün sık görülmesi ise genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını düşündürmektedir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"LİPÖDEM OBEZİTE DEĞİLDİR"</strong></p>

<p>Prof. Dr. Budak, "Obezitede yağ dokusu tüm vücutta artarken lipödemde yağlanma belirli bölgelerde yoğunlaşır. Hastalar diyet ve düzenli egzersizle kilo vermelerine rağmen özellikle bacaklarında incelme sağlayamaz. 'Kilo veriyorum ama bacaklarım incelmiyor' şikâyeti, lipödem açısından önemli bir uyarıcı olabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"AĞRI VE KOLAY MORARMA ÖNEMLİ BELİRTİLER ARASINDA"</strong></p>

<p>Lipödem hastalarında simetrik bacak kalınlaşması, dokunmakla ağrı, kolay morarma, gün sonunda artan ağırlık hissi, hareket sırasında rahatsızlık ve diyet ile egzersize rağmen düzelmeyen bölgesel yağlanmanın en sık görülen belirtiler arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Budak, bu yakınmaların zamanla ilerleyerek günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>"LİPÖDEM İLE LENFÖDEM KARIŞTIRILMAMALI"</strong></p>

<p>Prof. Dr. Budak, lipödem ile lenfödemin farklı hastalıklar olduğunun altını çizerek, "Lipödem bir yağ dokusu hastalığıdır. Lenfödem ise lenf sıvısının dokularda birikmesi sonucu gelişir. Lipödemde ayaklar genellikle etkilenmezken, lenfödemde ayak ve ayak parmaklarında da şişlik görülür. İleri evrelerde iki hastalık birlikte bulunabilir" dedi.</p>

<p><strong>"TANIDA AYRINTILI DEĞERLENDİRME GEREKİYOR"</strong></p>

<p>Lipödem tanısının ayrıntılı hasta öyküsü ve fizik muayene ile konulduğunu belirten Prof. Dr. Budak, gerekli görülen hastalarda Doppler ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılarak toplardamar hastalıkları ve diğer dolaşım bozukluklarının dışlanabildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>"TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR"</strong></p>

<p>Lipödem tedavisinin hastalığın evresi, klinik bulguları ve hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre planlandığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Baran Budak, tedavi öncesinde yapılan ayrıntılı doku değerlendirmesinin tedavi başarısında önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Ali Baran Budak, şöyle devam etti: "Her hastada yağ dokusunun dağılımı, yoğunluğu ve etkilenen bölgeler farklılık gösterir. Bu nedenle tedavi öncesinde oluşturulan cilt altı doku haritalaması ve lipödem odaklarının ayrıntılı şekilde belirlenmesi, uygulanacak tedavinin doğru planlanmasını sağlar. Böylece tedavi hastanın anatomik yapısına ve hastalığın yaygınlığına göre şekillendirilir."</p>

<p>Prof. Dr. Budak, tedavide sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli egzersiz, kompresyon tedavileri, manuel lenf drenajı, fizyoterapi uygulamaları ve ağrı yönetiminin temel yaklaşımlar olduğunu; uygun hastalarda lazer lipoliz uygulamalarının da kişiye özel planlama doğrultusunda değerlendirilebildiğini belirtti.</p>

<p><strong>"TEDAVİYİ TEK BİR CİHAZA İNDİRGEMEK DOĞRU DEĞİL"</strong></p>

<p>Lipödem tedavisinde son yıllarda çok sayıda yeni cihaz ve yöntemin geliştirildiğini ifade eden Prof. Dr. Ali Baran Budak, tedavi seçiminde popüler uygulamalardan çok bilimsel kanıtların esas alınması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. Ali Baran Budak, "Bu alanda sürekli yeni cihazlar ve tedavi yöntemleri geliştiriliyor. Hastalar kimi zaman farklı cihazlarla çok sayıda seans uygulama görüyor ancak memnuniyet oranları kişiden kişiye değişebiliyor. Bu nedenle tedaviyi tek bir cihaz ya da tek bir yönteme indirgemek doğru bir yaklaşım değildir. Benim önceliğim, kanıta dayalı tıp çerçevesinde etkinliği bilimsel çalışmalarla desteklenmiş ve uluslararası kabul görmüş güncel tedavi yaklaşımlarını yakından takip etmektir. Gerek kullanılan teknolojiler, gerek destekleyici tedaviler, gerekse manuel uygulamalar sürekli gelişiyor. Bu değişimi yakından izleyerek her hastanın klinik bulgularına, doku yapısına ve ihtiyaçlarına uygun, kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturuyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Budak, lipödemde erken tanının büyük önem taşıdığını belirterek, "Özellikle diyet ve egzersize rağmen bacaklarında incelme olmayan, kolay moraran, ağrı hisseden ve gün sonunda bacaklarında belirgin ağırlık yaşayan kadınların vakit kaybetmeden değerlendirilmesi gerekir. Erken dönemde başlayan doğru tedavi, hastalığın ilerlemesini yavaşlatırken yaşam kalitesinin korunmasına da önemli katkı sağlar" dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/diyet-yapiyor-ama-bacaklariniz-incelmiyorsa-dikkat-lipodem-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2024/10/lipodem.png" type="image/jpeg" length="52523"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan KKKA uyarısı! Erken başvuru hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-kkka-uyarisi-erken-basvuru-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-kkka-uyarisi-erken-basvuru-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, kene tutunması sonrası erken başvurunun kritik rolüne işaret etti. Bu yıl 10 can kaybının yaşandığı Sivas'ta, erken dönemde hastaneye gitmenin tedavideki başarı şansını en üst seviyeye çıkardığı vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas'ta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle 13 kişinin tedavisi devam ediyor.</p>

<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, SCÜ Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ömer Tamer Doğan, 24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla üniversitedeki bir kafede basın mensuplarıyla bir araya geldi.</p>

<p>Üniversitede yürüttükleri çalışmalar ve projeler hakkında bilgiler veren Şengönül, KKKA ile ilgili de değerlendirmede bulundu.</p>

<p>KKKA hastalığının tedavisinde önemli tecrübeye sahip olduklarını belirten Şengönül, "Kene Sivas'a yüklenmemeli, Cumhuriyet Üniversitesi bu anlamda şifa dağıtan bir hastanedir. KKKA hastalarını iyileştirme konusunda başarılı bir oranımız var." dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Doğan ise bu yıl kene tutunması nedeniyle hastaneye 129 kişinin başvurduğunu ifade ederek, "Bu vakalardan maalesef 10'u hayatını kaybetti. 13 vakanın tedavisi hastanemizde devam ediyor. Durumu kritik olan 2 kişinin ise yoğun bakımdaki tedavileri sürüyor." diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vakaların geçen yılın aynı dönemine göre benzer seviyelerde olduğuna değinen Doğan, erken dönemde hastaneye başvurulduğunda çok daha etkili destek tedavisi gerçekleştirdiklerini vurguladı</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.liderhaber.com.tr/uzmanlardan-kkka-uyarisi-erken-basvuru-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://liderhabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/liderhaber-com-tr/uploads/2025/08/akademisyenler-kenelerin-hastalik-yayma-oranini-arastiriyor-7.jpg" type="image/jpeg" length="51679"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
