İNSANLIK ÖLELİ ÇOK OLDU DA!

Abone Ol

Akrabanın akrabaya, kardeşin kardeşe, sağ elin sol ele hayrı olmazsa, yaşamanın ne anlamı kalır ki. Bizim toplumumuzda bir söz vardır; “Kırk yıl sırtında taşırsın kıymet bilmez de, dinlenmek için bir dakika yere bırakırsın, senden kötüsü olmaz.”

Şöyle bir mevzu da var; Dost dediğin ilaç gibi, yara bandı gibi olmalı. Ancak bazıları var ki parmağı kesilene yara bandı olur. Ancak bunu anlamayanlar yara iyileşince bandı çıkarıp atar.

Doğru mu? Keşke doğru olmasaydı. Keşke yanılsak. Fakat genelde bu böyle. Belki de bunun içindir ki yaptığımız her iyiliğin sonunu, “Balık bilmezse Halik bilir” sözüyle bitiriyoruz. Bu dünyanın sahte rollerini alarak, ebediyeti kaybederek menfaatlere ortak olunuyor.

Bir kıssadan hisse; Mevlâna ile arkadaşları yolda giderken birkaç köpeğin birbirleriyle oynadıklarını görünce Mevlâna’ya, “Üstat” diyorlar, “Şunların haline bakınız, ne güzel dostlukları var.” Mevlâna o tabloya bakıp ardından, “Aralarına bir kemik atın da siz o zaman görün” cevabını vermiş.”

Paranın kölesi olmuş bir dünya da yaşamak istemiyorum ama ne çare. Haramdan para kazananlar, insanları gözünden ve kulağından avlıyorlar. Göz görüyor, gönül çekiyor. Ne acı değil mi?

Küçük bir kıssadan hisse almak için mecazi bir anlam taşıyan şu hikâye bize yol göstersin;

“Çelimsiz, küçük bir kız çocuğu sokağın köşesinde oturmuş, yiyecek ve para dileniyordu. Üzerinde yırtık pırtık giysiler vardı. Yüzü gözü ise kir içindeydi. Çocuğun perişan bir hali vardı. Kız dilenirken sokaktan genç, sağlıklı, zengin görünümlü bir adam geçti. Kızı fark etmişti. Ama belli etmemek için, dönüp bir daha bakmadı. Geniş ve lüks evine, konfor içinde yaşadığı ailesinin yanına geldiğinde, çok güzel hazırlanmış bir akşam sofrası onu bekliyordu. Fakat az sonra, gördüğü o dilenci kız aklına takıldı yeniden. Sonra, kolay yolu tercih etti ve itirazlarını Allah’a yöneltti. Böyle durumların var olmasına izin veren O değil miydi? İçin için O’na karşı: “Böyle bir şeyin olmasına nasıl izin veriyorsun? Neden o küçük kıza yardım için bir şeyler yapmıyorsun?” diye yakınmaya başladı. Biraz sonra ruhunun derinliklerinden gelen şu cevabı işitti; - Yaptım. Seni yarattım ya!”

Velhasıl dostlar günümüz dünyasında akla kara, hakla batıl, haklı ile haksız öylesine iç içe girdi ve biri birinden seçilmez hale geldi ki ayıklayabilene aşk olsun.

Şimdi diyeceksiniz ki, “Yahu memleketimizde o kadar çok yazılıp çizilecek ve ilgilisinin dikkati çekilecek mesele dururken, sen nereden çıkarttın şimdi bu insanlık ölmüş falan filan meselelerini?”

Evet, çok ama çok haklısınız da, ben düşündüm ki, o yıllardır her dönem konuşulup dile getirilen, yazılan, çizilen ancak duvara konuşurmuşçasına cevapsız ve çözümsüz kalan klasik meseleleri yazmaktan hiçbir netice almayacağım kesin.

Üstelik boş yere birkaç “Böyükbaş ağabeyimle” şahımsa olmayan bir konu için kötü olduğuma değer mi diye düşündüm. Nasıl olsa onlar işi kılıfına uydurup bir şekilde kendilerince makul mazeretler üretiyorlar.

Aynı ilgili ve yetkililer şayet; mazeret ve bahane üretmekte gösterdikleri gayret ve başarıyı çözüm ve icraat üretme noktasında da gösterebilseler, inanın sonuç çok farklı olurdu!

Eee ne diyelim sonuç olarak gene dönüp dolaşıp benim o sıkça kullandığım klasik İNSANLIK meselesine geliyor. Ama o da ÖLELİ ÇOK OLDU be dostlar!

Gelin bir de hayatın rakamsal özetine bakalım. Eğer 9 canlı olsaydın en çok 8 kez kaçabilirdin ölümden. Bil ki 7 düvele sultan olsan dahi yerin 6 mekanın olacak sana. En fazla 5 metre kumaş götürebilirsin. Kapatacaksın 4 açsan da gözünü. Bu dünya 3 günlük dünya, Azrail`in yanında 2 kat olup yalvarsan da. Elbet 1 gün öleceksin. İşte o zaman her şey 0’dan başlayacak!

BİR EL ATIVERİN

Bugün insanlık ve ölümden bahsetmişken önemli gördüğüm bir konuyu da dile getirmek istedim. Belki ilgilileri unutmuş veya gözlerinden kaçmıştır.

Geçtiğimiz günlerde bir tanıdığın cenazesi için Kurşunlu Mezarlığı’na gittim. Namazdan önce gözüme ÇELENK TABELALARI ilişti. İçlerinden birinin resmen şaftı kaymış!

Çiçek masrafı olmasın diye belediyeler ve resmi kurumlar metal ÇELENK koyuyor cenaze namazı kılınacak cami ve musalla taşlarının yanına. Bunlardan biri de Konyaaltı Belediyesi!

Çelenkteki YAZI KAYMIŞ! Kurşunlu gözden ırak bir mezarlık olunca çelenkte ilgisizlikten yıpranmış. Diriye saygımız yok onu biliyoruz da bari böyle günde saygımız olsun.

Konyaaltı Belediyesi’nin ilgili ve yetkilileri! Şu mübarek günlerde koltuğunuzdan kalkıp bu çelenge bir el atında düzeltiverin. Yaptığınız işin bir hayrı olsun bari.

{ "vars": { "account": "G-2WKLC3DMKW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }