Geçen hafta kaleme aldığım “Cenaze Derbisi” başlıklı yazımın ardından, maalesef korkulan oldu. Antalyaspor, evinde Alanyaspor ile 0-0 berabere kalarak hanesine bir puan yazdırdı; fakat o puan, kurtarıcı olmaktan çok, idam sehpasının ipini biraz daha gevşetmekten ibaret kaldı.
***
29 puana ulaşan ve 15. sıraya yükselen Kırmızı-Beyazlılar, küme düşme hattının “bir basamak üstünde” olmakla övünebilirler. Ne de kağıt üstünde de olsa teknik tabirle “güvenli sularda” sayılırlar.
***
Gerçek şu ki; bu takım, ligin son iki haftasına girerken hala boğulma tehlikesiyle burun buruna. Ve şimdi, kaderin en acımasız şakalarından biriyle karşı karşıyalar. Yani RAMS Park’ta, şampiyonluk ateşiyle yanıp tutuşan Galatasaray’ın karşısına çıkacaklar.
***
Sarı-Kırmızılılar kendi sahasında şampiyonluk rüyasının en coşkun günlerini yaşarken, Antalyaspor kümede kalma mücadelesinin en acımasız yokuşunda ter döküyor. Bir taraf zafer sarhoşluğu yaşarken, diğer taraf ise hayatta kalma savaşı veriyor. Futbolun en acımasız ironisi işte burada gizli.
***
En net gerçek şu ki; Antalyaspor ligde kalmak istiyorsa son iki maçta bir galibiyet, bir beraberlik alarak en az dört puan çıkarmak zorunda. Bunun altındaki her sonuç, Antalyaspor’u averaj cehennemine ve rakiplerin insafına terk edecek.
***
Galatasaray’dan alınacak bir puan, adeta “ölüm kalım” iksiri olacak. Kocaelispor maçını ise artık “kazanmak zorundayız” olmaktan öte, “mutlaka kazanmalıyız” noktasına taşıdı kader.
***
Beraberliklerle yetinmek ise tam bir kumar. 31 puanla ligde kalmayı rakiplerin lütfuna ve tesadüflerin cilvesine bağlamak, Antalyaspor gibi köklü bir camiaya yakışan bir senaryo değildir.
***
Sevgili Okurlar,
Antalyaspor’un omuzlarında artık dağlar kadar yük var. Taraftarın yüreği de, oyuncuların bacakları da, teknik direktörün aklı da bu gerçeğin farkında. Artık bahane yok, artık “olsa da olur” yok.
Her top bir savaş, her mücadele bir diriliş, her gol ise adeta bir haykırış olacak.
Zaman, laf üretme zamanı değil; cevap verme zamanıdır. Kalemle ve yürekle…