Bu yıl için tasarladığım tatilin önüne torun hasreti geçti. Uzun denecek yaklaşık 15 gün süren İstanbul tatili bitti. ‘Tilkinin dönüp dolaşıp geldiği yer kürkçü dükkanı’ misali döndüm geldim memleketime.
Bir insanın bir takım insanlardan ve olaylardan sonra geleceği en son yer işinin gücünün başı olsa gerek. Çünkü ev ve iş gibisi yok. İnsanın huzur bulduğu iki farklı nokta.
Ben de tam olarak buradayım. İşimin başındayım. Olmaktan korkmadığım, huzurlu hissettiğim yerdeyim. Peki, ama neden kürkçü dükkanı misali ki? Ne kadar gerçek payı var burada? Vallahi inanın bilmiyorum.
Hepimizin bildiği çok ama çok eski bir söz var ya, “Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat” diye. Öyle ahım şahım anlatılacak bir şeyler yok. Anlatacağım tek şey TORUN SEVGİSİ! Çok ayrı bir duygu bu.
Evet dostlar ben Antalya’dan gidince neler olmuş neler. Ortalık bir birine girmiş. Büyükşehir Belediyesi Gençlik Birimi Sorumlusu T.G.’nin tutuklanması olayı beni çok ama çok şaşırttı. Hele hele ortaya atılan iddialar!
Ben İstanbul’da olmam sebebiyle olaya pek hakim olamadım. Yazılıp çizilenlerin hepsi kulaktan duyma bilgiye dayanıyor. Ortada resmi yani Cumhuriyet Savcılığının bir açıklaması da yok. Onun için konuşulanlar ve yazılıp çizilenler iddiadan öte değil. Doğru mu değil mi o da muamma.
Ancak ‘Ateş olmayan yerden duman çıkmaz’ misali yaşanmış bir takım olaylar var ki bu mevzu “PAT” diye gündeme geldi. Asıl PATARANIN operasyonla ilgili İDDİANAME ortaya çıkınca KOPACAĞI kanısındayım.
Çünkü benim tanıdığım T.G., çok zeki biri. Muhtemelen şu an SUSMA HAKKINI kullanıyor olmalı. Eğer konuşacak olursa inanın bu memlekette birçok kişinin ya YUVASI YIKILACAK ya da CANI YANACAKTIR!
Öyle ATMOSYON falan değil benim söylediklerim. İnanın T.G.’nin kısa sürede Antalya iş dünyasından tanımadığı kimse yok gibi. Hatta birçoğu ile benden fazla yakın ilişkisi var. İnanmayan sanal medyasındaki hesaplarına bakabilir.
Elbette HİÇBİR SIR GİZLİ KALMAZ. Bu konuda Âl-i İmrân Suresi 5. Ayet’e bakabilirsiniz. Bu mevzuda aynen böyle olacaktır diye düşünüyorum. Bakalım hep birlikte bekleyip göreceğiz. Tabi ÜZERİ ÖRTÜLMEZSE!
Sadece bu olay mı? Ben tatile giderken son yazımda SGK Müdürü Mehmet Tanrıöver ile ilgili bir yazıyı kaleme almıştım. Aynı gün ve devamında arkadaşlarımız RÜŞVET ÇARKI DOSYASI’nı detayları ile haber yaptı.
Belki birçok kişi yaşanan olaya şaşırdı ama ben şaşırmadım. Çünkü SGK olayı aylardır gizli gizli konuşulurken devlet olayı yakın takibe almıştı. Yani teknik ve fiziki takip. Haberlerde anlatıların eksiği var fazlası yok.
Bunun nedeni ise 300 sayfaya yakın ifade, tape kayıtları, evraklar (çek vs. vs.), yazışmalar, 28 sayfalık iddianame. Anlayacağınız hepsi belgelere dayalı tam bir HABERCİLİK ÖRNEĞİ ve BAŞARISI!
İşte bu yaşananlara bakıp konunun ana hatlarına ilişkin bir iki kelam etmek istiyorum. Her şeyin başı AHLAK! Ahlakın her alanda azalması aileden devlete kadar büyük bir çöküşe yol açar. Aile, siyaset, ticaret ve sokak hayatı ahlakın temel taşıyıcılarıdır
Ailede AHLAK biterse aile çöker. Siyasette AHLAK biterse ülke çöker. İş ve ticarette AHLAK yoksa ekonomi çöker. Sokakta AHLAK biterse millet çöker. Yani er şeyin başı olan AHLAK bugün her alanda azaldıkça gelecek nesiller de yok oluyor maalesef.
Şimdi bu iki olaya yüzeysel baktığımızda bile bir AHLAKİ ÇÖKÜNTÜ olduğunu açık ve net olarak görebiliyoruz. Toplumumuzdaki asıl tehlikenin bu olduğunun farkında mıyız? İşte orası MEÇHUL!
Bunlara bakınca memlekette büyük bir samimiyet sorunu olduğunu söylemeliyim. Düşüncesinde, fikrinde veya davasında samimi insan yok denilecek kadar az kaldı. Eylemde, sözde, hatta hislerde bile bir yavanlık, bir sahtelik var.
Sanıyorum, hakikatin önüne hırslar, ikbal kaygıları ve de çıkarlar geçince, samimiyet tükeniyor. İşte o zaman her şey yalan dolan oluyor. Herkes herkesle samimi ama kimse kimseyi sevmiyor. Herkes dürüst insan istiyor ama kimse dürüst insanı sevmiyor.
Bugün toplum olarak, İnançlarımızdan, değerlerimizden çok uzaklaştık. Dostluklarımız, arkadaşlıklarımız, Aile bağlarımız ve akrabalık ilişkilerimiz çoktan koptu. Kimse kimsenin derdiyle dertlenmiyor.Samimiyet ve vefa duyguları çok azaldı. Yardımlaşma, iyilik etme zayıfladı. Kibir, bencillik, bananecilik her gün artıyor.
Velhasıl velkelam; Eyyam-ı Bahur sıcaklıkları artarken Antalya’da da tansiyonun artması namzet görünüyor. Eyyam-ı Bahur ile birlikte tansiyon yükselmesinin birçok kişiyi çarpacağı da kesin!