Antalya’da gündem çabuk değişiyor. Geçen hafta sonu yağmur ve dolu sonrası önce sel sonrada hortum felaketi yaşandı. Bu nedenle siyaset ve bürokrasinin tek gündemi bu oldu.
Hafta sonunda şehrin asıl gündemlerinden bir diğeri de Antalyaspor idi. Kritik maçta kırmızı beyazlılar rakibi Gençlerbirliği’ni 2-1 mağlup ederek haftalar sonra galibiyetle tanıştı.
Tabi herkes şehrin MAKUS KADERİ haline gelen SEL ve AFET olaylarına kilitlenince bu önemli olay gümbürtüye gitti. Daha doğrusu SEVİNÇ birçok kişinin kursağında kaldı.
Ardından hafta başında Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik YOLSUZLUK/RÜŞVET operasyonuyla ilgili 702 sayfalık iddianame açıklanınca gündem yine başka yöne evrildi.
Birkaç gündür seldi, doğal afetti derken bir de bu iddianame herkes gibi benim de gündemimi değiştirdi. Hal böyle olunca Antalyaspor’un bu önemli galibiyeti ve analizimi ötelemek zorunda kaldım.
Özellikle son iki üç gündür iddianameyle ilgili yazılanlar her ne kadar çok okunanlar listesinin ilk başında ye alsa da şehre nefes aldıran Antalyaspor’u yazmak elzem oldu.
Evet; Antalyaspor’un Gençlerbirliği karşısında sadece 3 puan aldığını söylersek yanılmış oluruz. Kazanılanın 3 puandan fazlası olduğunu görmek lazım. Bu galibiyetin avantajları da dezavantajları da olacaktır.
Avantajlarını açalım biraz. Takım son galibiyetini 3 Kasım’da deplasmanda Eyüp’e karşı aldı. İç sahadaki son galibiyet tarihi ise daha vahim. 9 Ağustos 2025. Yani aradan 19 hafta geçmiş. Bir başka ifadeyle tam 5 ay 16 gün.
Bu baskının ne demek olduğunu tahmin etmek zor değil. Takımın aldığı bu galibiyet, 3 puanın ötesinde baskının üzerinden atıldığı, özgüven kazanıldığı, rakipler arasında avantaj elde edildiği bir kazanım oldu.
Erol Bulut’u eleştirmemizin nedeni, takıma dokunamaması, sorunları tespit edememesi, bu nedenle de tespit edemediği sorunu çözmesini beklemediğimizdendi. Erol Bulut düşmanımız değil, Sami Uğurlu da babamızın oğlu değil.
Bakın Sami Hoca’nın takıma dokunduğunu, en azından mental olarak toparlamaya başladığını ikinci yarının ilk 2 maçında gördük. Bu sanırım yol gösterici ve umut veren ışık oldu. Hem de takımın daha iyi olacağının sinyallerini verdi bize.
Bu hafta oynanacak Trabzonspor maçında puan ya da puanlar hepimizin isteği ama hedef maçımız değil. Ben yine de geçen haftaki galibiyetin olumlu etkisiyle takımın son ana kadar mücadele edeceğine, puanın sürpriz olmadığına inanıyorum.
Bizim hedef maçlarımız belli. İçeride Samsun, Gaziantep, Eyüp, Konya, Alanya ve Kocaeli’ni yenmek zorundayız. Zaten bunları kazansak ligde rahat kalıyoruz. Deplasmanda: Karagümrük, Rize, Kayseri maçlarından hiç puan alamasak bile. Trabzonspor, Fenerbahçe, Başakşehir, Göztepe, Beşiktaş ve Galatasaray’dan hiç puan alamasak bile.
Formül belli. İç sahanda kazan, ligde kal. Bunun için ne gerekiyor? Önce takımın bunu sahada göstermesi. Gerisi çorap söküğü gibi zaten kendiliğinden geliyor ve gelmeye devam edecektir.
Ancak daha önemlisi geçen Gençlerbirliği maçında şahit olduğumuz taraftarların birlik beraberlik içinde tek ses olarak aynı tribünde buluşması ve takımı 90 dakika müthiş bir şekilde desteklemesi!
Emeği geçenleri tebrik etmek lazım. Yıllardır söylenen ama bir türlü başarılamayan bir oluşumdu bu. Başta Tolga Cömertoğlu ve Cem Koç’u tebrik ediyorum. Ayrıca bu iki Antalyaspor gönüllüsünün önayak olduğu bu birlikteliğe yönetimin de onay vermesi de çok önemliydi.
Bana göre herkesin menfaatlerini bir kenara bırakıp takım için bir araya gelmesi ara transfer dönemindeki en önemli transfer oldu. Hem de en ekonomiğinden hem de en masrafsızından! Aslında sadece 1 maçlık olarak düşünülen bu birlikteliğin sezon sonuna kadar devam etmesi yönünde karar alınması da bu anlamda transfer pastasının üzerindeki ÇİLEK oldu.
Tolga Cömertoğlu’nun yıllardır tribüne ve camiaya neler verdiğini, nasıl destek olduğunu biliyoruz. Geçenlerde attığı mesajda ‘SAHTELER’ gidince ‘ASLEN’ geri döneceğim sözünün arkasındaki gerçekleri kısa zamanda öğreniriz diye umuyorum.
Tolga Cömertoğlu gibi insanların çoğalması dileğimiz de Cem Koç ile gerçekleşmiş görünüyor. Yıllarca İstanbul’da yaşadıktan sonra artık Antalya’yı evi görmüş, Antalyaspor’u benimsemiş, bir şeyler vermeye çalışan biri olarak görüyoruz. Umarım bu iki ismin uzun yıllar daha kulübe desteği devam eder.
Buna rağmen herkesin bu kadar çaba gösterdiği bir ortamda tek hayal kırıklığı, açıklanan resmi biletli seyirci sayısı. 3 bin 841 kişi. Evet maalesef o kadar. Muhtemelen tribünde daha fazla seyirci vardı ama biz resmi rakamlar üzerinden konuşursak durum vahim.
Herkesin elini taşın altına koyması için daha ne gerekiyor bilemiyorum. Umarım iş işten geçmeden daha fazla hayal kırıklığı yaşamayız. Çünkü başka ANTALYASPOR yok!