GERÇEK SEVGİ

Abone Ol

Modern zamanın en büyük yanılgısı şudur: “Beni tamamlayacak birini arıyorum.”

Oysa sağlıklı bir ilişki, iki yarımın birleşip bir bütün olması değil; iki kökü sağlam ağacın yan yana büyümesidir. Kökler birbirine dolanmaz. Aynı toprağı paylaşır ama birbirinin suyunu çalmaz. Gölge eder ama güneşi kesmez.

***

Bugün ilişkilerin çoğu fırtınadan değil, zeminsizlikten yıkılıyor. Bir ilişkiyi ayakta tutan şey aşkın şiddeti değil, temeldir. Güven, o temelin betonudur. Görünmez ama her şeyi taşır. Sürekli telefon karıştırılan, sorgulanan, test edilen bir ilişki; aslında daha baştan kolonları çatlamış bir binadır.

Güven, “Beni asla incitmeyeceksin” saflığı değil; “İncitirsen dürüst olup sorumluluğunu alacaksın” olgunluğudur. Çünkü güven yoksa sevgi, paranoya üretir.

***

İletişim ise o evin pencereleridir. Açılmazsa içerisi ağırlaşır. Konuşulmayan her kırgınlık, halının altına süpürülen cam kırıkları gibidir. Bir gün birinin ayağına batar.

Haklı çıkma savaşı yapılan yerde yakınlık ölür. Savunma refleksi arttıkça samimiyet azalır. Akmayan su nasıl kokarsa, konuşulmayan duygu da zehirlenir. Sağlıklı ilişki, tartışmasız değil; konuşabilen ilişkidir.

***

Ve saygı…

Aşk ateştir. Yakınlaştırır, ısıtır, bazen de alev alır. Saygı ise o ateşin etrafındaki güvenlik çemberidir. Sevgi varken saygı yoksa kişi sevdiğini incitme hakkını kendinde görür. Ses yükseltir, küçümser, alay eder ama adına “sinirliydim” der. Oysa saygı; öfke anında bile karşındakinin onurunu koruyabilmektir.

Unutmayın: Sevgi azalınca bağırmalar artar. Saygı varsa ses yükselmez. Bir başka büyük yanılgı: “Biz bir bütünüz.” Hayır. Sağlıklı ilişki iki insanın birbirine yapışması değil, yan yana yürüyebilmesidir. Alan tanımayan sevgi sarmaşık gibidir; romantik görünür ama zamanla boğar.

Kendi arkadaşları, kendi hedefleri, kendi yalnızlığı olmayan bir insan; ilişkiye yük olur. Çünkü tüm anlamı tek kişiye yükler. Bu da sevgiyi değil, bağımlılığı büyütür. İki ayağı olmayan masa devrilir. İki kimliği olmayan ilişki de öyle.

***

Bir de emek meselesi var.

“Eskisi gibi değil” diyen çiftlerin çoğu çiçeği sulamayı bırakmıştır. Başlangıçta kendiliğinden gelen ilgi, zamanla bilinçli bir tercihe dönüşür. Küçük bir mesaj, içten bir özür, gerçekten dinlemek… Bunlar romantik jest değil; bakım faaliyetidir.

Sevgi bir his değildir sadece. Tekrar tekrar seçilen bir davranıştır. Belki de en kritik mesele şudur: İlişkiler çoğu zaman iki insanın değil, iki yaranın buluşmasıdır.

***

Geçmişin terk edilme korkusu, değersizlik hissi, kontrol ihtiyacı… Bunlar çözülmeden kurulan ilişkiler, yangın alarmı sürekli çalan evlere benzer. Küçük bir gecikme bile “Beni artık sevmiyor” senaryosuna dönüşür.

Duygusal olgunluk; karşı tarafı değiştirmek değil, kendi gölgene bakabilmektir. “Ben böyleyim” demek karakter değil, dirençtir. Sürekli iniş çıkışlı, ayrılıp barışmalı, gözyaşı ve tutku dolu ilişkiler çoğu zaman büyük aşk değildir. Sinir sisteminin kaosa alışmış halidir. Kalp çarpıntısını sevgi sanırız.

***

Oysa gerçek sevgi kalbi hızlandırmaz; sakinleştirir. Yanındayken performans sergilemek zorunda kalmadığın kişidir. Rol yapmadığın yerdir. Kendini küçültmeden sevildiğin alanıdır.

Sağlıklı ilişki, heyecanı değil güveni büyütür. Bağımlılığı değil, özgürlüğü besler. Kaybetme korkusuyla değil, kalma isteğiyle sürer. İki yarım birbirine yaslanarak ayakta kalmaya çalışır. İki tam ise birlikte yürür.

Ve belki de mesele şudur: Doğru kişiyi bulmadan önce, sağlam bir karakter inşa etmek gerekir. Çünkü aşk, zayıf temeller üzerine kurulduğunda romantik bir yıkımdan başka bir şey vaat etmez.

{ "vars": { "account": "G-2WKLC3DMKW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }