‘Aşık Fakir’ ne de güzel söylemiş:
“Tabip sen elleme benim yaramı
Beni bu dertlere salanı getir
Kabul etmem birgün eksik olursa
Benden bu ömrümü çalanı getir
Git ara bul getir saçlarını yol getir…”
***
Ne yazık ki ülkemizde ‘insana ve insan ömrüne biçilen değer nedir?’ sorusuna bir yanıt aranmaya başlandığında türetilen cevapların çoğu ‘insanın kim ve ne olduğuna’ ilişkin bir tarife göre şekilleniyor.
Yani ‘dar ve aitlik bildiren bir insan tarifi’ üzerinden ‘değer’ veya bir başka deyişle ‘kıymet’ atfı yapılıyor.
Biraz daha açmak gerekirse ‘kıymet’ veya ‘değer’ görmek tarafınıza göre şekilleniyor.
Mesela akrabalık, mezhep, köken ve suçta ortaklık,değer bulmanın en yaygın yolu…
Örneğin belediye kadrolarını ‘soy ağacı’ gibi bezeyenlerin, insana ve insan ömrüne nasıl bir değer ölçtüğünü anlamak zor değil!
Bunlardan yoksun yahut bunlara tenezzül etmeden, inandığın doğrulara adanmış bir hayat yaşıyorsan zaten birileri gibi ‘yolunda’ değilsindir!
Aradığın saplantılı bir sahip olma hırsı değil soylu ve erdemli bir ait olma hissidir.Bunun kaba izahı ise şu, bireysel zenginleşme derdiyle değil ülkenin ve milletinin kalkınmasıyla dertlenen yaşam…
Fakat yine de içini kemiren ‘hakkım nerede’ düşüncesine cevap arıyorsan yapman gereken Aşık Fakir’den mülhemdir: ‘Çalanı bul getir!’
***
Cumhuriyet Halka Partisi (CHP) Nilüfer örgütü, geçen gün son derece ‘yaratıcı’ bir propaganda çalışmasına imza atmış.
‘Geçinemiyoruz’ve ‘Geçinemiyorsan Korna Çal’ pankartlarıyla İzmir Yolu’na çıkan partililer, sürücüleri korna çalmaya davet etti.
Servis edilen haberde şöyle deniyor:
“Yoldan geçen araç sürücüleri de korna çalarak eyleme destek verdi ve yaşanan ekonomik tabloya yönelik tepkilerini ortaya koydu. Yurttaşların verdiği bu destek, halkın yaşadığı geçim sıkıntısının ne denli derinleştiğini bir kez daha gözler önüne serdi.”
Haberle birlikte servis edilen video, bu ifadeleri doğrulayan bir görüntüyü arz etmiyor.
Geçim sıkıntısını gündeme getirmek için Bursa’nın sosyo-ekonomik anlamda en yüksek ilçesinde ve üstelikte araç trafiğinin en yoğun olduğu bölgede eylem yapmak nereden baksan ‘dahiyane’ fikir değil mi sizce de?
Değil tabi ki!Nereden baksan tutarsızlık nereden baksan Ahmet Kaya…
***
Geçen günkü yazımda ifade ettim: Dar gelirli gerçekten de enflasyon karşısında ezdirilmedi, çünkü silindir altında ezilmeyecek kadar parçalanıp ufalandı!
Manzara açık ve seçik ortada iken herkesçe biliniyor ve dile getiriliyorken siyaset kurumuna ve siyasetçiye düşen ‘köy seyirlik’ tadında üçüncü sınıf oyunlar oynaması değildir!
CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş da eylemde ‘geçinemiyoruz’ diye bağıranlar arasında bulunuyordu.
Yeşiltaş’ın ‘geçimini hangi işten sağladığı’ kamuoyunca bilinmediği için gerçekten de geçinemiyor olabilir. Ama bir çaycının 90 bin lira kazandığı belediyede ‘işe soktuğu oğlu da geçinemiyor mu?’ diye sormak gerek!
CHP’den nasıl milletvekili olduğu halen anlaşılamayan Hasan Öztürk de ‘geçinemiyoruz’ diyenler arasındaydı. O da son derece haklı! Asli unsurun geçinemediği yerde vekil nasıl geçinsin?
Vekil maaşları, yarım asgari ücret olmalı ki gerçekten geçim sıkıntısının ne olduğu anlaşılsın!
Fakat yine de paranın gücüyle siyaset yapanlar anlamayabilir!
Şimdi bazı ileri zekalılar ‘yahu onlar kendileri için değil vatandaşın sesi olmak için eylem yaptılar’ diyecek!
İyi de güzel kardeşim, sokaktaki adam geçim sıkıntısını zaten her platformda en yüksek merciye kadar dile getiriyor, bu aşamada siyaset kurumuna ve siyasetçiye düşen görev, vatandaşın derdini dile getirmek midir yoksa o derde çözüm olacak politikalar geliştirmek mi?
Bir adam vurulup feryatlar içinde yere düşmüş kalabalık etrafına üşüşmüş bir adam ‘ben tabibim’ diyerek yığını yarıp adamın başına geliyor ve yaralı adamdan çok bağırıyor: ‘Adam vurulmuş’, ‘adamın kanaması var’, ‘adam ölüyor’vs…
Yahu o tabibe, ‘madem tabipsin bırak bağırmayı da adamı kurtar’ demezler mi?
Derler, diyorlar da zaten!O sözde tabiplerin derdi yaralı adamı değil kendini kurtarmak…
Şayet öyle olmasaydı, ürettikleri politika ve hizmetlerde söylemlerin bir karşılığı olurdu!
Örnek ister misiniz?
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin devrik Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, ‘Bursa’ya veda, Tekirdağ’a merhaba:…’ başlıklı bir yazı kaleme almış.
Halisçelik, yazıda 2025 yılına dair şu bilgiyi veriyor:
“…7.688 kişiye Halk Kart, 26.071 öğrenciye kırtasiye desteği, 20 bini aşkın emekliye bayram ve yılbaşı yardımı sağlanmış…”
Halisçelik’in verdiği bilgiye göre Bursa Büyükşehir Belediyesi, il genelinde 26 bin 71 öğrenciye kırtasiye desteği vermiş…
Bu rakam, 2023’te kaçtı biliyor musunuz? Tamı tamına 50 bin!
Ne oldu acaba, Bursa’da öğrenci sayısı mı düştü?
7.688 kişiye halk kart verildiğini söylüyor Halisçelik.
2024’ün başında Bursa’da ‘Kart16’ sahibi 10 binden fazla kişi vardı. Ne oldu ihtiyaç sahiplerinin sayısı mı azaldı?
2023’te Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği Ramazan sosyal destek çekinden 85 bin, kurban giysi destek çekinden 89 bin, eğitim sosyal destek çekinden 127 bin kişi yararlanmıştı.
Aynı dönemde 281 bin vatandaşın elektrik, internet ve su faturalarına destek olunmuştu. 7 bin vatandaşa doğal gaz faturası yardımı sağlanmıştı…
Önceki yönetim 50 bin emekliye bayram desteği veriyordu…
Bu işte bir gariplik var!
‘Geçinemiyoruz’ ifadesini siyaseten istismar ettiği anlaşılan CHP’liler, yönettikleri Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal yardımlarındaki bu büyük farkı, hangi politika ile açıklayacaklar?
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, sosyal yardımlar hakkında her seferinde ‘gerçek ihtiyaç sahiplerine veriyoruz’ diyor.
Sanırım CHP’liler, Bozbey’i dinlemiyor.
***
Bir siyasi yapının ilçe örgütünün öncelikli işi, yerel politikalardır. Madem Nilüfer konuşuluyor öyleyse bakalım!
Çeyrek asırdan uzun süredir yönettikleri Nilüfer’in nasıl bir rant ve menfaat ortaklığına kurban edildiği çarşaf çarşaf ifşa oldu.
Dikkatinizi çekerim, Nilüfer’de yalnızca bir döneme değil on yıllara haiz suç ortaklığına baktığınızda kamu kaynaklarının nasıl bir yağmaya, talana, rantsal bölüşüme aktığını görürsünüz…
Çıkar çetesinin örgütsel şematiğini çözdüğünüzde de geçiminizi elinizden kimlerin aldığını anlarsınız…
Kamunun yani toplumun bütününün ortak olduğu rantın; dar bir gruba akması, o dar grubunun bu kaynakları kişisel refahı, siyasi ikbali ve siyasetin finansmanı için kullanması bugün sadece Nilüfer’de mi?
Değil elbette!
***
Dar gelirli ve emeklinin geçim sıkıntısı bir realitedir!
Realiteyi istismar eden değil ortadan kaldırmak için çözüm arayan ve üreten siyasilere ve Aşık Fakir’e saygıyla…