Geçtiğimiz hafta içerisinde Serik Belediye Başkanı Opr. Dr. Kadir Kumbul, CHP’den istifa edip AK Parti saflarına katıldı. Başkan Kumbul’un AK Parti’ye katılması, CHP’nin yetkililerinden birçok sade üyesine kadar belirli bir kesimi fazlasıyla rahatsız etti.
***
Öncelikle ifade edeyim ki, seçilmiş siyasilerin parti değiştirmesini pek fazla şık bulan biri değilim. Ancak “bıçak kemiğe dayanır” denilen durumlar ortaya çıktığında da yapacak pek fazla bir şey kalmıyor. Çünkü kişi istifa etmese, adım atacak hali bırakılmayabiliyor. Bitmek bilmeyen yanlış istekler, doymak bilmeyen siyasi rantçılar ya da kanun dışı talepler, makamda bulunan kişileri öylesine zor durumda bırakabiliyor ki… Ya yanlışın içine girecek ya da çekip gidecek.
***
Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul da aynen bunu yapıyor. Sabah kalkıp “bugün gidip bir parti değiştireyim” mantığıyla hareket etmiyor. Yaşadıklarını bir de kendisinden dinlesek, belki de “geç bile kalmışsın” diyeceğiz. Ama büyük ihtimalle kendisi, ahlaki duruşu gereği “dün dünde kaldı, artık yeni şeyler söylemek lazım” deyip geçecektir.
***
Yaşadıklarını bilmiyoruz. Bu yüzden çok da yadırgamamak gerekiyor. Bu geçişin altındaki sebepleri bilmeden fazla ahkâm kesmemek lazım. Hele ki işi hakarete vardıran paylaşımlar yapmak, hiçbir şekilde kabul edilebilir değil.
Gidene kadar el üstünde tutup seveceksiniz, gidince de söveceksiniz… Bu nasıl bir anlayış? Düne kadar ölümüne savunduğunuz bir isim, gördüğü yanlışlar karşısında “yeter” deyip ayrılınca ortalığı ayağa kaldıracaksınız. Bu yaklaşım doğru değil.
***
Bir de bazı örnekler var ki, insanı gerçekten şaşırtıyor. Mesela Aykut Kaya… Sanki kırk yıllık CHP’li gibi bir tavır sergiliyor. Kadir Kumbul’un istifasının ardından tepki göstermek için belediye önünde açıklama yapan il başkanı ve ekibinin yanında yer almış. Peki şu soru akla gelmez mi: Sen kimin oylarıyla seçildin? Seni parlamentoya kim gönderdi? O zaman millet iradesi aklına gelmedi mi?
***
Kadir Kumbul’a gösterdiğin tepkinin bir kısmını aynaya bakıp kendine yöneltsen daha anlamlı olmaz mı? Hatta çıkıp şunu söyleyebilirdin: “Ben de başka bir partiden seçildim, beni seçenlerin iradesini düşünmeden buraya geldim. Gelirken alkışlandım. Buraya gelmek sevap, gitmek mi günah? Başkan bir tercih yapmış, saygı duyalım. Önümüze bakalım, çalışalım ve bir sonraki seçimde yeniden kazanalım.”
Yanlış mı? Kendi evin camdansa, komşunun evine taş atmayacaksın.