İçinde deve ve diken geçen atasözümüzü duymuşsunuzdur. Ben tam olarak yazmak istemedim. Çünkü başı iyi sonu kötü. Birileri ile dalaşmaktansa çalıyı dolanmak gerek.
Efendim; 7 Ocak’tan beri Antalya’daki esnaf odalarında peş peşe seçimler yapıldı. Bazı odalarla ilgili iddialar belgeler havada uçuştu. Herkes pirüpak gibi yoluna devam etti.
Kimisi rüşvetten kimisi de tefecilikten yargılanan isimlerdi. Bazıları hakkında da çeşitli iddialar vardı. Adalet sistemi böyle olunca elbette yapılacak bir şey olmadı.
Öncelikle şunu belirteyim. Ben ne esnafım ne de bir esnaf odasının yönetimine adayım. Hatta ve hatta hiçbir başkan adayı ile uzaktan yakından ilgim yoktur.
Yaşananlar ve iddialara rağmen değişen bir şey olmadı. İddia sahipleri iddiaları ile kaldı. İddianın odağındaki isimler tekrar seçildi. Sütten çıkmış ak kaşık gibi esnafı temsil etmeye devam edecekler. Allah yollarını açık etsin. Sandıktan çıkan karara herkes saygı duymalı.
Ancak ben ortaya çıkan tablo karşısında birkaç kelam edeceğim. Tabi teşbihte hata olmasın. Sürçülisan edersek ise affola. İçimden geldiği gibi fotoğrafı okuyup yorumlayacağım.
Harese, Arapça bir kelime olup; hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese aynı zamanda çölde yetişen dikenli bir bitkinin adıdır. Develer çöllerde yetişen, dikenli bir bitki türünü çok severlermiş. Gördükleri yerde o dikenli bitkiye dayanamayıp, kopartıp çiğnemeye başlıyorlarmış.
Fakat o diken, çok sert ve keskin olduğundan, diken devenin ağzının yaralanmasına ve o yaralardan kan akmasına sebep oluyormuş. Tuzlu kan, dikenle karışınca da bu tat devenin çok daha hoşuna gidiyormuş.
Böylece deve dikeni yedikçe ağzı kanıyor, kanadıkça yiyor, bir türlü kendi kanına doyamayıp eğer engel olunmazsa, deve kan kaybından ölüyormuş. İşte bunun adına Harese deniyor. Yani gördüğü zararı fark etmeden kendi sonunu hazırlıyor.
Özetle; Türkiye de gerçeği söyleyenden nefret edilir. Teşbihte (benzetme) hata olmaz derler. Türkiye’de de “Deveye diken (...)” benzetmesi yapılır.
Bazı insanların kendilerini zarara uğratanları her şartta savunmaya ve desteklemeye devam ettiklerini ve o insanlar tarafından desteklenmek için, kendilerine zarar vermekten, mağdur etmekten vazgeçmediklerini anlatan bir atasözümüzdür.
Geçmişten günümüze, hem insanların hem de esnafın hali de maalesef develerin halinden pek farklı değil. Baksanıza haklarında onca iddiaya rağmen o isimleri seçtiler!
İnsanlar, kötü alışkanlıklarının ve arkadaşlıklarının peşinden giderek, maddi manevi zarar gördüklerini fark etmiyorlar. Sadece o anlık ya da günübirlik zevklerin ve menfaatlerin hazzını yaşayarak kazandıklarını düşünüyorlar.
Kirli ve zor gündemlerin tam içindeyiz. Hangi birinden tek tek örnek vereyim bilemedim. Makama, mevkiye, yetkiye, paraya, ranta, altına ve dolara doymayanlar, kendi kanından sarhoş olanlar geçiyor gözümün önünden. Dönüşü olmayan bu yolda insanlıkta develer gibi ölmekte mi gibi ağır sorular tokat gibi çarpıyor yüzüme.
Aslında insanlar başlarını kaldırıp etrafa bir baksalar; biz kiminle ne için yola çıkmıştık lakin geldiğimiz yer burası mıymış diyeceklerdir. Ama ya bakmıyorlar ya da gördüklerini görmezlikten geliyorlar.
Eee madem kimse kurulan oyunları görmüyor o zaman hiç kimsenin şikayet etmeye hakkı yok. Ya deve gibi dikeni yiyip, ya da deve diken hikayesini ara sıra hatırlayacaklar.
Bilmem anlatabildim mi?
----------------
AYIPTIR GÜNAHTIR
İbrahim Tetikoğlu’nu Antalya’da bilmeyen yoktur. Kendisi sanayici ama insanlar onu Yeşil Akdeniz Sanayi Sitesi’nin sorunları ve bel fıtığı tedavi ile tanır. Hayır hasenat işlerini sever.
Tetikoğlu’nun son günlerde sanayi sitesindeki çevre düzeni ve güzelleşmesi için yaptıklarını bende yakından takip ediyorum. Hakikaten Yeşil Akdeniz adına yakışır hala gelmişti!
Ancak bazıları tıpkı deve-diken hikayesini hak ediyor. Çünkü hem düzeni bozuyor hem de çevreyi kirletiyor!
Böyle bir olay yaşanmış. Çevreyi kirletenlere İbrahim Tetikoğlu da “Ulan Aşşşşşağılık Cibilliyetsizzzlerrr. Bu çöpleri KONTEYNERLERE atsanıza. Dışarıda ne geziyor bu pisliğiniz! Konteynerler doldu da Kepez Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğümüz imdat yetişin dediğimiz an gelmediler mi.? Sanayimi çöplüğe çevirdiniz be Ademler...” cümleleri ile isyan etmiş.
Fotoğrafa bakınca Tetikoğlu’na hak vermemek elde değil. Yahu arkadaşlar; yapılan çalışmaya destek vermiyorsanız bari baltalayamayın. “Aslan yattığı yerden belli olur” diyeceğim ama aslana hakaret olacak.
Ayıptır günahtır. Temizlik imandan gelir beyler!