Çünkü bir Müslüman ülke diğer bir Müslüman ülkenin düşmanı olamaz.
Olmamalı.
Her ne kadar İran bazı yanlış hesapları nedeniyle bazı İslam ülkelerine terörist ve terör ihraç etmiş olsa da bunu düşmanlık için yapmış diyemeyiz.
Mezhep transferi yapma arzusundaydı.
Tabiki bunu da başaramadı.
Başarısı ne oldu?
O ülkeleri kendine küstürdü.
Düşman etti.
Oysa “Mü’min mü’minin kardeşidir”
Bu ayeti ve hadisi hiçbir Müslüman gözardı edemez.
Etmemeli.
Müslüman Müslümanın kardeşi olduğuna göre bir Müslümanın diğer bir Müslümana malı, canı, namusu emanettir.
Haramdır.
El koyması yasaktır.
Kin beslemesi haramdır.
Müslümanın güvenliği diğer müslümana emanettir.
Bir Yahudi bir müslümanın iyiliğini asla istemez.
Bir Hıristiyan bir Müslümanın iyiliğini hiç istemez.
İsteseydi Gazze soykırımı olmazdı.
Yaşanmazdı.
Yaşanmaya devam edilmezdi.
Filistinli katliamı yaşanmazdı.
Dünya sessiz kalmazdı.
Batı Şeria eşkiyalığı sürmezdi.
Netanyahu denen insan kasabı Birleşik Arap Emirlikleri ile içli dışlı.
Yahudi şimdi “İbrahim anlaşması” ile Arap topraklarını ele geçirme hesabında. Neden?
Çünkü petrol ve doğalgaz rezervleri dolayısıyla enerji deposu konumunda buralar.
Saldırmazlık paktı oluşturmak hesabında.
Bu büyük bir tuzak.
Sinsi bir plan ve bu projeyi uygulama peşinde.
Bunu tabiki ABD destekli yapma çabasında.
“Sizi İran’a ve diğer düşmanlarınıza karşı koruyacağız” aldatmacasıyla ABD ile birlikte buralara konmak hesabındalar.
Oysa Müslümanı müslümana düşman eden de kışkırtan da, saldırtanda kendileri.
Müslüman buna kanmamalı.
Amerikanın baskısına karşı koymalı.
Netanyahu S.Arabistan’ı kullanıyor.
Katar’ı, Kuveyt’i Birleşik Arap Emirliklerini kullanıyor.
Gizlice ziyaret ederek bu ülkeleri İran’a karşı kışkırtıyor.
Kin besletiyor.
Tuzağa çekiyor.
Düşmanlık tohumları ekiyor.
Aldatıyor.
Ve Müslümanı müslümana kırdırıyor.
Bu tuzağa da maalesef bu ülkeler düşüyor.
Oysa Müslüman akıllı, zeki ve öngörüşlü olur.
Ama nerdeee…