Peter Drucker’ın satırlarında görüp merakıma yeni düştüğüm uyanışlardan biridir benim için. Ki birçok kez bu köşede söz konusu ifadenin zikrine tanık olmuşsunuzdur…
Schumpeter’in fırtınası, kapitalizmin kendini yeniden üretme maharetini yeni bir konseptle yorumlar.
Dengeyi nihai bir hedef olarak görmenin ötesinde kapitalizmin iflası olarak tarifleyen bu fırtına, şirketler arasındaki rekabeti fiyata indirgemez.
Rekabeti şirketlerin ontolojisi, yani varoluşlarıyla ilişkilendirerek inovasyonu putlaştıran fırtına, daha iyisi karşısında her şirketin yıkılmasına kapıları açar.
Drucker da dilimize ‘yenilikçilik’ olarak yerleşen inovasyonu rekabetin merkezine konumlandırır.
Piyasadan silinip giden global markaları düşündüğümüzde haklı oldukları daha net anlaşılır…
Bu bağlamdan Bursa’ya bakacak olursak şirketler düzeyinde ‘rekabetin’ hala fiyat/maliyet ile şekillendiğini ve daha ötesinde iş kültürünün pek de gelişmiş olmadığını görürüz.
Esasında ürün ya da hizmetten önce şirket ve kurum yönetimlerinde inovasyona ihtiyacımız olduğu aşikâr…
Sürekli ‘liyakat’ ezberi içine düşmemiz de belki sırf bu yüzdendir. Fakat acı olan toplumumuzda liyakatin tanımı da ‘inovasyon’ kavrayışı içermemekte ‘akrabalık’ ile sınırlanmaktadır.
Bizim kelimelerimizle basiret veya feraset genel deyişle vizyon sahibi olmayan yönetici ve yönetimler, ‘yaratıcı yıkım’ karşısında edilgenlik acziyeti ile hem şirketlerine hem de kurumlarına bedeller ödetir.
Oysa gerçek anlamda ‘liyakatli’ yönetici veya yönetim, vizyonu ile ‘inovasyon’ temsilini her başlıkta ortaya koymalı ve kuralları belirleyebilmelidir.
Türk iş dünyası birçok üstün meziyete sahip olduğu kadar birtakım açmazların da içerisindedir. Ki ‘verimlilik’, ‘inovasyon’, ‘Ar-Ge’ gibi konuların yanında ‘birlikte iş yapma kültürü’ de bu açmazlardan biridir.
‘Rekabeti hangi alanda yapmalıyız?’ sorusu gerçek anlamda yanıt bulup öğrenildiğinde bu açmazlar çözülebilir belki.Elbette mevcut kapasite ve potansiyel ümitli olmaya yetmektedir. Çünkü iyi örnekler yok değil…
***
Mesela:
Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi (TEKNOSAB).
Ve orada kurulacak olan ‘Lojistik Teknopark’.
Ve TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ı hayata geçirmek adına kurulan Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF).
İşte bunlar, başlı başına bir yönetim inovasyonudur. Yani asıl liyakattir!
Ve bu inovasyonun konusu sadece bir kurumu değil kent ekonomisinin geleceğini yönetmektir. Yani ileri görüşlülüktür…
TEKNOSAB Lojistik Teknopark GSYF, ilk gündeme geldiği günden bu yana aynı tezi savunuyorum: En büyük katkısı, ‘birlikte iş yapma kültürü’ adına önemli bir güven duvarı inşa edecek…
Geldiğimiz noktada bu inşada önemli bir mesafe alındığını görüyoruz.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, hafta sonu GSYF yatırımcılarıyla buluştuğu iftar programında duyurdu.
Ekim 2024’te kurulan TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) bir yılda 70 milyon dolar büyüklüğe ulaştı.
Uluslararası finansal denetim ve danışmanlık kuruluşu PwC tarafından yapılan ilk değerleme sonucuna göre fon değeri 2 milyar 740 milyon liradan 6 milyar 84 milyon liraya yükseldi.
Türk Lirası bazında yüzde 125,91, dolar bazında ise yüzde 86,63 değer kazanan fon, en büyük 10 fon arasında değer artışında ilk sıraya yerleşti.
Yatırımcı sayısı açısından 537 GSYF içerisinde 3’üncü sırada bulunan TEKNOSAB Lojistik Teknopark Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) hakkında Burkay’ın şu değerlendirmesi de projenin bir başka inovatif rolünü özetliyor:
“Projede en önemli nokta 650 yatırımcının 400’ünün küçük ve orta ölçekli işletmeler ve esnafların olmasıdır. Sanayicilerimizi ve KOBİ’lerimizi bu projede yatırımcı olarak bir araya getirdik.”
Fonun ilk ihracı TEKNOSAB yatırımcıları ve BTSO üyelerine yapıldı. Şimdi gözler ikinci ihraçta, öğrendiğimiz kadarıyla süreç devam ediyor.
Öte yandan TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ın temelinin de önümüzdeki ay atılması planlanıyor. Projenin 18-24 aylık bir inşa sürecinde tamamlanması planlanıyor.
Peki, TEKNOSAB Lojistik Teknopark nedir? İşte başlıkta ifade ettiğimiz dönüm noktası…
Fakat bugünlük bu kadar.Projedeki stratejiyi de inovasyonları da belki temel atması sonrası anlatırız…
Bursalılara saygıyla…