Birçok hizmette aksamalar yaşandı, vatandaşın mağduriyetine neden olan fahiş zamlar uygulandı, kent tarihinde yaşanmamış olaylar meydana geldi, Bursa sürekli kriz, kaos ve skandallarla anılan bir kente dönüştü!
Her defasında vurguladık: Bursa Büyükşehir Belediyesi yönetilemiyor!
Kent kamuoyunun çok katmanlı olarak muhtevasını bildiği ve uzun zamandır beklediği yargı süreci, Bozbey’in tutuklanması ve Büyükşehir’deki görevinden uzaklaştırılması ile nihayet buldu.
Bursa Valiliği, Büyükşehir Belediye Meclisi’ni perşembe günü saat 11.00’de toplanıp ‘Başkan Vekili’ seçmeye çağırdı.
Bursa Valisi Erol Ayyıldız, bu sürecin hassasiyetine uygun olarak kritik bir adım atarak belediyedeki iş ve işleyişin sağlıklı ve kent yararına idaresi adına Vali Yardımcısı Hulusi Doğan’ı görevlendirdi.
CHP kanadı, bu görevlendirmeyi bir ‘kayyum’ olarak yorumlayıp kampanyaya dönüştürse de Hulusi Doğan, daha 2 günde yaptığı işlerle ‘Kamu kurumu nasıl yönetilir?’ dersi verdi.
Jet hızıyla göreve başlayan Doğan, perşembe gününe kadar sürecek görevinin ilk gününde birilerinin kişisel çıkarları için kamuyu zarara uğratma girişimine ‘dur’ dedi!
Fırsatçılığa geçit vermedi! Tüm izinleri iptal etti! Ödemeleri durdurdu!Belediye binasına asılan alakasız flamaları kaldırttı!
Kurumun bir grubun çıkarına ve propagandasına araç kılınmasına müsaade etmedi.
Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, ikinci gün de ders vermeye devam etti!
Kentin sloganlarla değil kurumlarla yönetileceğini gösteren kararında Hulusi Doğan, sloganları kaldırdı ve ‘Bursa Büyükşehir Belediyesi’ ismini geri getirdi.
Sloganı ve bir kişiyi koca kurumun önüne ve üstüne koyan yaklaşımın izleri bir bir siliniyor…
Başta Bursa Valisi Erol Ayyıldız’ı ve isabetli kararları dolayısıyla da Vali Yardımcısı Hulusi Doğan’ı yürekten kutluyorum.
Tabi en çok perşembe günü ne olacağı ve kimin seçileceği merak ediliyor.Meclis aritmetiği, seçimin Cumhur İttifakı lehine sonuçlanacağına işaret ediyor.
Buna rağmen; Manisa örneği üzerinden ‘Acaba CHP adayının seçilmesine izin verilir mi?’ gibi bir ‘akıl tutulması’ niteliğinde iddialar dillendiriliyor.
Açıkçası Cumhur İttifakı aktörlerinin ‘siyasal romantizm’ olarak tariflenebilecek böyle bir adımı atacaklarını düşünmüyorum.
Bu düşüncede temel dayanağım da Bursalılardır!
İki yıldır hizmet alamayan, yönetim zafiyetleri kaynaklı aksamalardan ve haksızlıklardan bıkmış olan Bursalıların CHP’li bir ismin kurumu başarıyla yöneteceğine dair bir inancı olduğuna denk gelmiyorum.
Bunu Bozbey’in tutuklanması sonrası CHP il örgütünün belediye binası önünde toplayabildiği kalabalıklardan görebiliyoruz.
Vatandaş Bozbey’den memnun olsaydı o meydan boş kalır mıydı?Kürsüye konuşacak kişi aranır mıydı?
Bu nedenle Cumhur İttifakı tarafları olarak AK Parti ve MHP’nin herhangi bir hata yapma şansı olmadığı gibi önümüzde 3 yılı da en doğru ve sağlıklı şekilde yönetmek adına hassas davranması gerekiyor.
İttifak ruhuna uygun hareket edilmesi bir kenara kentin geleceği düşünülerek adımlar atılması ve bilhassa da vatandaşın çözüm beklediği sorunları çözebilecek kabiliyet ve yetkinlikte olan ellere işin teslim edilmesi olmazsa olmazdır.
Bursa’ya bu kez de 3 yıl kaybettirecek bir adım olmamalı, siyasal ontolojisi fırsatçılık üzere kurulu olanlara ders niteliğinde bir strateji ortaya konulmalı…
Bursalılara saygıyla…