BUGÜN BURUK BİR BAYRAM!

Abone Ol

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı! Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu güzel bayramda, her yıl yüreğimizi dolduran coşkunun yerini bu kez derin bir hüzün aldı.

Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olayda hayatını kaybeden çocuklarımızın tarifsiz üzüntüsünü hala yüreklerimizde yaşıyoruz. Bu yüzden benim gibi çocuklar için de buruk bir bayram bugün.

Bugün; neşeyi erteleyip, kaybettiğimiz evlatlarımızı anma, onların hatırasına saygıyla sarılma günüdür. Hatta o acıyı birebir yaşayan ailelerin acılarına ortak olup böylesine önemli bir günde çocukların kabrini çiçeklerle donatma günüdür bugün.

Bir çocuğun gülüşünün yarım kalmadığı, korkunun değil sevginin büyüdüğü bir dünya hayal ediyoruz değil mi? Barışın, merhametin ve insanlığın çocuklarımızın üstünde bir gökyüzü gibi hep var olduğu günleri diliyoruz değil mi?

İşte bunun için çocuklarımıza hep birlikte sahip çıkmalıyız. Hiçbir çocuk korkmasın, hiçbir çocuk susmasın, hiçbir çocuk eksilmesin diye.

Gelin olaya bir de sosyolojik yönden bakalım. Çocuklar üzerindeki otoritenizi ne vakit kaybedersiniz? Sevginizi gösteremediğiniz, onlara artık birer angaryalarmış gibi davrandığınız tüm zamanlarda elbette.

Kendi çocuğunuz bile olsa bazen ‘BU KADAR YETER’ noktasına geldiğinizde, karşılığını mutlaka tepki biçiminde alırsınız. Çünkü şu artık herkesin kabul ettiği bir gerçektir ki; çocuklar kendilerine yönelik davranışın samimiyetini en çabuk ve en doğru ölçebilen varlıklardır.

Ve onlar, samimi bulmadıkları her davranışa sert tepki verirler. Özde niyet her zaman çocuğun korunmasıdır kesinlikle. Ama bunu ona anlatırken izlediğiniz yol, takındığınız tutumdur önemli olan.

Ülkece sergilediğimiz genel davranış büyük oranda geleneklerle belirlenmiş aslında.

Hepiniz farkındasınızdır ki; bugünün çocukluğu, bizim çocukluğumuz gibi değil. Bugünün çocukları, bizim çocukluk zamanlarımıza benzemiyor. Bugünün anne babaları, aile büyükleri bizim çocukluğumuzdaki anne baba ve aile büyüklerinden farklı.

Biz daha pısırık bir çocukluk yaşadık aslında. Aile içi kuralların daha sert olduğu, anne babayla ilişkinin daha kademeli geliştiği, aile içindeki varlığımızın daha kenarda köşede durduğu, kendimizi ifade de, kabul ettirmede de daha ciddi sınırlarla karşılaştığımız zamanlardı onlar.

Bizim zamanımızda aile reisi babaydı. Şimdi ise aile reisi çocuk ya da çocuklar. Bizim zamanımızda babaların ya da annelerin bizim adımıza aldığı kararlar uygulanırdı. Şimdi çocukların kararları öne çıkıyor.

Bizim zamanımızda akşama pişirilecek yemeği anne belirler, sonra da ille de yenilecek diye tutturulurdu. Şimdi menüler çocuklarca belirleniyor. Aile büyükleri de artık çok keyif almadıkları o damak tadına rıza göstermek zorunda kalıyor.

Bizim zamanımızda pek çok kararı bırakın almayı, alınmış kararlara itirazsız uyumu kural olan çocuklar, bugün kendileri adına da aileleri adına da kararlar alabilme noktasındalar.

Eskiyle yeninin karşılaştırmasında ortaya çıkan en önemli gerçek şu; Bugün artık aile reisi çocuk. Sadece çekirdek yapı içinde değil elbette bu değişim. Toplum da artık çocuğun önemini kavramış durumda.

Çocuklara yönelik toplumsal sorumluluklar da, devlet politikaları da şekil değiştirdi. Ülkeyi yönetenler bile öncelik taşıyan konu başlıklarına yazdılar çocukları.

Bugün pek çok proje var onların geleceklerini garanti altına almaya yönelik. Özellikle aile sevgisinden yoksun çocuk nüfusun topluma kazandırılması için son yıllarda ortaya konulan projeler gerçekten dikkate değer.

Sevgi köyleri, rehabilitasyon merkezleri, sokak çocuklarına yönelik eğitim ve iş edindirme çalışmaları. Amaç, çocuğa ve özellikle kimsesiz çocuğa bakış açısının değiştirilmesi. Belirli süre başarıyla uygulandı.

Bun burada çocuklara sevgi, hoşgörü ve şefkatle yaklaşan öğretmenlerimizi tenzih ederek bir iki kelam etmek istiyorum. Bazı öğretmenler evlerinde, kendi çocukları karşısında hoşgörünün ve şefkatin sınırlarını zorlarken, devlet görevi ile görev yaptıkları okullardaki çocuklara, nedense o hoşgörüyü de şefkati de kaybediyorlar.

Çünkü onların düşünce yapılarına göre, çocuk üzerinde otorite sağlamanın yolu, sevgiyi alenen göstermemekten geçiyor. Kendi çocuklarına sorgulama gereği duymadan sundukları o şefkate okuldaki çocukların da ihtiyaç duydukları gerçeğini göz ardı ediyorlar. Çünkü onlar iş!

Yazımın başında çocuklar üzerindeki otoritenizi ne vakit kaybedersiniz diye sormuştum. İşte böyle davranışlar, o çocuklar üzerindeki otoritenin kaybedilmesinin en büyük nedeni. Onların birer çocuk gibi değil, iş gibi görülmeleri.

Çocuklarına bayram hediye eden tek ülke olan Türkiye’nin çocukları için maalesef böyle düşünüyoruz. Gel de üzülme böyle bir günde.

Velhasıl velkelam, bugün buruk bir bayramı yaşıyoruz. Ama kalbimiz bir, acımız ortak. Başımız sağ olsun, bayramımız kutlu olsun.

{ "vars": { "account": "G-2WKLC3DMKW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }