Türk kültürünün derin irfanından süzülüp gelen atasözleri, yüzyılların tecrübesini birkaç kelimeye sığdıran bilgece uyarılardır. Öyle ki her anımız bir atasözüne denk düşüyor.
Bu atasözlerinden belki de günümüz karmaşasını en iyi özetleyenlerden birisi de, “Bir deli (müptezel) kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramaz.” Bu söz çoğu zaman bireysel olsa da toplumsal bir akıl tutulmasını ve kaosun nasıl kolayca yaratılıp algı yapıldığının örneğidir.
Günümüzde ‘KUYU’, bilgi kirliliğinin ve manipülasyonun en hızlı yayıldığı yer olan sosyal medya platformları ve dijital ağlardır. ‘TAŞ’ ise kasıtlı olarak üretilen yanlış bilgi (dezenformasyon), sahte haber, söylem veya asılsız iddiadır!
Tek bir ‘MÜPTEZEL’(akıl dışı/kötü niyetli kişi), saniyeler içinde devasa bir bilgi kirliliği yaratabiliyor. Tıpkı Antalya’da KASTECİ görünümlü İTİBAR SUİKASTÇISI gibi!
Evet evet yanlış okumadınız. İTİBAR SUİKASTÇISI! Bana göre MÜPTEZEL olan ve LİDER MEDYA binasının bile nerede olduğunu HACI GOOGLE’DEN zar zor bilen ZİRZOP, bizimle ilgili bir takım iddialarda bulundu.
Sözde Lider TV’nin Antalya bürosunun kapatılmış. Bir kere Lider TV değil LİDER HABER TV! Lider Haber TV’nin merkezi yaklaşık 2 yıldır İstanbul’da ve yayının merkezi de orası!
Antalya’da kapanan bir yer falanda yok. İstanbul’da yapılması gereken ancak yapılanma nedeniyle sadece Antalya stüdyosundan yapılan 2 yayın sonlandırıldı!
Lider Medya bünyesinde Lider Antalya gazetesi ve WEB sitelerinin yönetimi de yayınları da kurulduğundan beri aynı bina ve merkezden hala devem ediyor.
İddia edildiği gibi bir ekonomik darboğaz değil tam aksine yapılan ve olması gereken yayınların kendi mecrasına gitmesidir. Ha bu arada Antalya stüdyosu da halen yerli yerinde durmaktadır.
Böylesine bir durum ortada iken kurum olarak kimseye verilecek bir hesabımız yokken, MÜPTEZELİ hiç adam hesabına koyacağımız aklımızın ucundan bile geçmezdi.
Bak MÜPTEZEL ZİRZOP, eğer aklın adres aramaya yetiyor ve yüzün varsa gelir hali hazırdaki yerimizde bir ACI KAHVEMİZİ içme cesareti gösterirsin.
Unutmadan benim için ‘YALAMA’ demişsin. Vallahi DOĞRULARI belgeleri ile yazmak YALAMALIK ise sana söyleyecek tek söz bile bulunamaz. Çünkü alfabede yok!
Benim için DANIŞMAN demişsin ya. Bak ZİRZOP; 46 yıllık meslek hayatımda kimseye danışmanlık yapmadığımı, üç beş kuruşa göbek atmadığımı, belediye kapılarını fatura ödetmek için aşındırmadığımı cümle alem bilir. Ayrıca o para daha icat edilmedi!
Neyse ben döneyim konuma. Bu atasözü, bilginin, mantığın ve aklın, kaos ve manipülasyon karşısında nasıl aciz kalabileceğini vurgular. Bir kişi (MÜPTEZEL), hiç düşünmeden bir ‘YALAN’ (TAŞ) uydurur. Toplumun ‘AKILLI’ kısmı ise bu YALANI, bu SAÇMALIĞI düzeltmeye çalışırken zamanını, enerjisini ve kaynaklarını tüketir.
Bu çağda bu sözün karşılığı, DEZENFORMASYON veya TROLLÜK eylemleridir. Bir sahte haber, binlerce akıllı insanın ortak aklını bir anda bulandırabilir. Bizim MÜPTEZEL gibi!
Yıkmak, yalan söylemek veya kargaşa çıkarmak, yapmaktan ve doğruyu bulmaktan her zaman daha kolaydır. Toplumların en büyük sınavı, akıllıların bir araya gelip, delilerin attığı taşları çıkarmak yerine, o taşların kuyuya girmesini engelleyecek akılcı yollar bulmalarıdır.
Bu hikayenin özeti ise şöyle: “Ünlü İslam filozofu Behlül hiç gülmezmiş. Behlül'ü çok seven dönemin halifesi, çevresindekilere Behlül'ün güldüğünü görenin veya duyanın kendisine haber vermesi halinde bir kese altın vereceğini söylemiş.
Behlül ve yanındakiler yolda yürürken ileride bir kalabalığın toplandığı bir kuyunun başına yönelmişler. Kalabalık, kuyunun içine bakıyorlarmış. Behlül de kuyuya bakmış ve kuyunun tam ortasında büyük bir taş görmüş. Birinin kuyuya taş attığını ve taşın sıkışıp kaldığını anlamış.
Bir adam, taşın kuyunun ortasında sıkışıp kaldığını, ne yukarı çekebildiklerini ne de vurup aşağı düşürebildiklerini, bu yüzden de su alamadıklarını anlatmış. Behlül, adamın söylediklerini dinledikten sonra kuyuya bir daha bakmış ve kahkahalarla gülmeye başlamış.
Behlül'ü izleyen ödül avcıları durumu halifeye bildirmiş.
Halife, Behlül'ü yemeğe davet etmiş ve onu neyin güldürdüğünü sormuş. Behlül, “Efendim, bir deli kuyuya bir taş atmış, taş da kuyunun ağzında sıkışıp kalmış. Kuyunun başına 40-50 kişi toplanmış, ama bir delinin attığı taşı 40 akıllı çıkaramıyordu. Buna gülünmez de ne yapılır?” diyerek olayı anlatmış.