Vakıf kültür varlıklarına ilişkin süreç, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nda yer alan açık hüküm doğrultusunda sürdürülüyor. Bu kapsamda vakıf yoluyla ortaya çıkan ve zaman içinde kamu kurumlarının mülkiyetine geçen taşınmazlar vakıflarına devrediliyor. Vakıf kaynaklarıyla yapılmış, onarılmış ya da katkı sağlanmış yapılar da vakıf eseri kabul edilerek yeniden vakıfları adına tescil ediliyor.
Uygulama tek bir kurumla da sınırlı değil. Hazine, belediyeler, il özel idareleri ve köy tüzel kişiliklerinin yanı sıra; Ziraat Bankası, Türk Telekomünikasyon A.Ş., Posta ve Telgraf Teşkilatı, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile BUSKİ Genel Müdürlüğü gibi farklı kurumların mülkiyetindeki taşınmazlar da bu kapsamda değerlendiriliyor.
Vakıf kökenli olduğu belirlenen taşınmazlar, ilgili vakıfları adına kayıt altına alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresine geçiyor.
İSTANBUL’DAN KONYA’YA: TÜM TÜRKİYE’DE AYNI UYGULAMA
Süreç herhangi bir şehir ya da kurumla sınırlı değil. İstanbul, Bursa, İzmir ve Konya başta olmak üzere Türkiye genelinde farklı dönemlerde ve farklı idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar bu kapsamda ele alındı.
Galata Kulesi, Yerebatan Sarnıcı, Pera Palas Otel, Selimiye Kışlası, Adile Sultan Sarayı, Vefa Lisesi, Şişli Etfal Hastanesi ve Sait Halim Paşa Yalısı gibi önemli yapılar ile Konya’daki çeşitli taşınmazlar sürecin dikkat çeken örnekleri arasında yer aldı. Konya’da daha önce belediye mülkiyetinde bulunan Sanayi Mektebi ve “Eski Tekel Binası” olarak bilinen taşınmazların vakıfları adına tescil edilmesi de uygulamanın somut örnekleri arasında öne çıktı.
AMAÇ MÜLK DEĞİL! VAKFİYEYE UYGUN KORUMA
Yürütülen işlemlerin temel amacı mülkiyet devri değil; vakıf eserlerinin aslına uygun şekilde korunması, gelecek nesillere aktarılması ve vakfedenin iradesinin yaşatılması olarak tanımlanıyor. Tüm işlemler, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda gerçekleştiriliyor.
AKSU: “İŞLEMLER TAMAMEN HUKUKİ ZEMİNDE YÜRÜTÜLÜYOR”
Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu da sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede vakıf yoluyla meydana gelmiş ve zaman içinde kamu kurumlarının mülkiyetine geçmiş taşınmazların yeniden vakıfları adına tescil edildiğini belirtti. Aksu, Vakıflar Genel Müdürlüğünün mazbut vakıfların (yöneticisi bulunmayan tarihî vakıflar) haklarını koruma sorumluluğunu taşıdığını vurgulayarak yapılan işlemlerin tamamen hukuki zeminde yürütüldüğünü ve eserlerin aslına döndürülmesinde herhangi bir ayrım gözetilmediğini ifade etti.