Politika

Bahçeli’den seçim mesajı: Ara formüllere, keyfi oyunlara mahal verilmeyecek

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecek” ifadesini kullandı.

Abone Ol

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, siyasetlerinin günü kurtaranların değil tarih yazanların, koltuk kapma yarışının değil görevleri bir bayrak yarışı bilmenin temsili olduğunu belirtti.

Türkiye'nin içeride ve dışarıda karşı karşıya bulunduğu tehditlerin yoğun, bölgedeki çatışmaların derin, küresel rekabetin acımasız olduğunu bildiren Bahçeli, böyle bir ortamda aklıselim adımlar atmanın, sabır ve sağduyu ekseninde kararlar almanın, gelişmeleri devlet ciddiyeti ile okumanın yol haritası olması gerektiğini vurguladı.

Cumhur İttifakı'nın da böyle gündem içinde bir tarihi ihtiyaçtan doğduğunu, bir milli zorunlulukla kökleştiğini, 8 yılda atılan tüm adımlarda milli bekayı Kutup Yıldızı bellediğini ifade eden Bahçeli, Cumhur İttifakı'nın, habis ve haset niyetlere karşı kenetlenmiş bir mukavemet hattı olduğunu dile getirdi.

Cumhur İttifakı'nın krizden medet umanların değil çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil düzeni sağlayanların varlık cephesi olduğunun altını çizen Bahçeli, şunları söyledi:

"Cumhur İttifakı'nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti'nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir. Terörsüz Türkiye hedefi yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye'nin sigortasıdır. Mücadelemiz devam ederken, vaziyet açıkça ortadayken, çıkıp da ara veya erken seçim teraneleriyle suları bulandırmak, milletimizin iradesine gölge düşürmeye çalışmak, sandık hesaplarıyla gündemi karıştırmak, küçük ihtirasların aklı felce uğratmasından başka bir şey değildir."

Son günlerde yaşanan "ara seçim" ve "erken seçim" tartışmalarına değinen Bahçeli, hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısının "basiretsiz muhalefetin" ayak oyunları olduğunu söyledi. "Seçim" diye tutturanların milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuştuğunu dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti:

"Yersiz ve vakitsiz öz güven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye'nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz. Türkiye yoluna devam edecektir ve hiç kimse bu yürüyüşü durduramayacaktır. Çünkü bu yürüyüş, bir partinin değil bir milletin yürüyüşüdür."

Bahçeli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, TBMM'nin kuruluşunda iradesi, duası, cesareti ve fedakarlığı bulunanları yad etti. 1918'den 1920'ye uzanan dönemin, Türk milleti bakımından yalnız askeri mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamayacağına dikkati çeken Bahçeli, o yılların bütün yıkıntılarının arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanı olduğunu aktardı.

"Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş, temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş halidir" değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı, emperyalizmin istikametini bozan, üzerinde güneş batmayan sözde imparatorluklara diz çöktüren, vesayet dayatmasına ve esaret zincirlerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yol başçılığında baş kaldıran bir milletin, kendi mukadderatına bizzat hakim olduğu kutlu dönüm noktasıdır. Yurdun dört bir yanı işgal edilmişken, kara yolları, demir yolları milletin tasarrufundan sökülüp alınmışken, kadınıyla çocuğuyla genciyle yaşlısıyla Türk milleti bir başka devlete maiyet ve mahkumiyet tehdidiyle çepeçevre sarılmışken Ankara'da yanan meşale, karanlığı yaran milli uyanışın, esareti reddeden kararlılığın ve Anadolu’dan hayat bulacak bir şahlanışın adı olmuştur. TBMM, milli iradenin ete kemiğe bürünüp hüviyet kazandığı, hüküm ve haysiyet tesis ettiği, hakimiyet iradesinin milletin kendisine teslim edildiği, hürriyet sevdasının devlet nizamına tahvil edildiği tarihi yürüyüşün cümle kapısıdır. TBMM, meşruiyetini garbın başkentlerinden değil, Türk milletinin bağrından almıştır. Türk milleti ise egemenlik hakkını Malazgirt'te atasının açtığı Anadolu kapısından, Söğüt’te filizlenip cihanı saran o koca çınardan, İstanbul’un fethiyle katlanan şanından, Çanakkale’de yazılan destandan ve her karışı şehit kanıyla sulanan toprağından almaktadır. TBMM, ateş çemberine alınmış bir vatanın, yoklukla imtihan edilen ocakların, namusundan başka sermayesi kalmamış bir ulusun bağrından doğmuştur. Hacı Bayram-ı Veli Camii'nde semalara yükselen duaların, Rahman'a açılan avuçların, besmeleyle atılan adımların, tekbirlerle yürünen yolların ardından kapılarını açmıştır."

"23 NİSAN ATİYE OLAN AHDİMİZDİR"

Gazi Meclis'in milletin istiklal beratı, istikbal ruhsatı, istikrar sancağı olduğunu ve ilelebet payidar kalacağını belirten Bahçeli, "Ulusal egemenlik ifadesi manasını TBMM'de, 'çocuk bayramı' ifadesi ise manasını evlatlarımızın neşesinde bulmaktadır. 23 Nisan'ın gelecek nesillerimize armağan edilmiş olması ne tali bir tercih ne tesadüfi bir irade ne de temelsiz bir tasarruftur. 23 Nisan'ın 'Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' olarak kutlanması, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biridir." dedi.

Devletin yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmayacağını, dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulacağını ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür, zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlaki seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız, bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir."

{ "vars": { "account": "G-2WKLC3DMKW" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }